Okur Postası

“Barış Pınarı Harekâtı” kime karşı yapılıyor!?

Gazetemiz okurlarından Kubilay Ertekin, "Barış Pınarı Harekâtı” kime karşı yapılıyor!?" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

“Barış Pınarı Harekâtı” kime karşı yapılıyor!?
-

Kubilay Ertekin/KUŞADASI

Bu harekâtın başladığı andan itibâren içteki müzmin ve müfrit muhâlefetin menfi tutum ve davranışlarına, onların sözcülüğünü yapan basın (!) ve Tv. adındaki bir sürü çomarların yaptığı onca çirkefliğe ve sürekli olarak devlete, millî îrâdeye saldırılarına bakanlar, böylesi büyük bir harekâtın sâde Batıya ve onların kuklası olan PKK ve diğer hâin ve cânilere değil, aynı zamanda içteki destekçilerine, ihânet ve hıyânet cephesine, bozguncu kesime karşıda yapıldığını anlama ferâsetine, basiretine sâhip olanlar bilirler… Aslında ülkemiz hiç olmadığı kadar; (Görünürde PKK ve diğer hâin çete ve çapulcularla) fakat özünde millî ve dînî varlığımıza kasteden, kin besleyen Haçlı ordusu ile çetin bir şekilde mücâdele ederken; O şâki ve hâinlere, ABD ve ortaklarına atılan her bombanın sanki içteki bu müfsit ve bozguncuların başında patlıyor gibi cıyaklıyor, feryat ediyorlar.

Zâten bu zihniyettekiler her müspet ve hayırlı işe karşı oldukları gibi “Zeytin dalı” ve diğer haklı faaliyetlere de ölümüne direnmiş ve karşı çıkmışlar, PKK ve Batıdan daha fazla içimizdekiler itiraz edip, bağırmaya başlamışlardı… Böylesi bir anda bile iktidar hırsı ile gözü dönen, devlete ve millî irâdeye saldırma iffetsizliğinde bulunan, iç ve dış düşmanla her alanda aynı çizgide bulunmanın nasıl bir zillet olduğunu, sakîm-sakîl olan o zihniyeti anlamak gerçekten zor!?.. Belki de bunların vaktiyle Batıya verilmiş olan bir sözü, yâni (Hıristiyan olma emel ve arzuları vardı) o yüzden şimdi bunun acısını, elemini çekiyor olabilirler... Şu alıntıların üzerinden yıllar, asırlar geçse de bunların dîne, dindara ve millî irâdeye karşı olan husûmet ve buğuzları aslâ dinmiyor ve hiç değişmiyor. Çünkü karşımızda; ”Siz! dünyânın en iyi, en güzel işini, ve hizmetlerini yapsanız dahi size; aferin çok iyi yapmışsınız demeyeceğiz! Aslında bizler sizin, hiçbir zaman muhâlifiniz değil, hasmınız olduğumuzu bilin!” diyen ve kine, nefrete, düşmanlığa odaklanmış habis bir siyâsi yapı var…. “Din bir zehirdir. Onu kaldırıp atabilmemiz için bize 30 sene lâzımdır.!”(Ş. Saraçoğlu)

İslâm, 14 asırlık sakat ve köhnemiş bir inançtır. (!) O yüzden bu  DİN’le yürünmez ve hiçbir Evropalı  (kendi ifâdeleri) bizi kabul etmez!.. Bu sebepten dolayı Anayasamıza İslâm yerine Hıristiyanlığı yazmamız gerekir.”(M. E. Bozkurt. Yıl. 1925) “Kâbe Arap’ın olsun, bize Çankaya yeter!” (Kemâlettin Kâmû. Aynı tarihler) Daha binlerce örneği var.

Ayrıca son günlerde bütün basına yansıyan ve dâvâ konusu olan o zihniyetin versiyonu bir müptezelin şu hezeyanı her şeyi göstermektedir; “İnandığınız o Allâhınız belânızı versin!.” (Tüm basından.) Şimdi bidâyetten beri bunların niçin millî irâde ve özellikle inanç düşmanlığında bulunduklarını, dîne ve dindara karşı olduklarını, Batıya şirin görünmek istediklerini anladınız mı!?. Eğer bunlar ataları gibi hâlâ Hıristiyanlığa meyyâl ve özlem duymakta iseler, o takdirde böylesi KRİPTOLUĞA, iki kimlikli, iki dinli davranarak Müslüman(!) kisvesi ve maskesi altından millî irâde ve inanç düşmanlığı yaparak her alanda ve özellikle de siyâsette, medya çevrelerinde sürekli olarak milletin mukaddesâtına salyalı ağızlarıyla saldırarak habâset ve seviyesizlikte bulunmalarına hiç gerek yoktur…

 Bilindiği gibi ülkede Kilise ve Havralar ardına kadar açıktır. Dürüst ve nâmuslu davranarak âit oldukları yerlere gidip mürted olarak din ve mezhep değiştirebilir ve leşlerini CÂMİYE getirme zilletinde bulunmazlar. Nitekim kerâmeti kendinden menkul ve ülkemize has, LAİSİZM sâyesinde sayısız  Marksist, ateist, dinsiz ve bir sürü devlet-millet düşmanları yaşamakta, kurum ve kuruluşlarıyla faaliyettedir ve kimse de onlara höst! bile demiyor. Üstelik şu an ordumuz bu hâin ve alçaklarla içte ve dışta mücâdele edip onca şehit verirken, o ideoloji ve zihniyetin ürünü olan bir sürü soysuz ve cibilliyetsizler sürekli KARA PROPAGANDA ve iftira sağnağı altında ülkemizi kötüleyip düşmanla işbirliği içindedirler. Bu nasıl bir âdîlik ve alçaklıktır!? Tıpkı bir at sineği gibi laisizm ve Kemâlizm ideolojisine yapışıp sürekli devleti eleştiren, ”millî irâdeyi, Cumhurbaşkanını tanımayan”(!) şarlatan ve müptezellerin (22/10/2019 Basından) bu soysuz-nankör ve bozgunculara karşı hiçbir eleştiri ve tepkilerini, tek sözlerini, duyan, bilen gören var mı!? Olmaz! Çünkü, hepsi aynı yolun yolcularıdır… Yukarıdan beri yapılan alıntılar, belgeler ve daha fazlası devletin arşivlerinde ve tarihin tozlu sayfalarında mevcuttur. Hiç birisi o zihniyettekilerin yaptığı gibi abartı ve tezvirat değildir. Yüreği yeten, gerçeği öğrenmek isteyenler tarih kitaplarına ve o zihniyetin köklerine baksınlar...  Sâde onlara değil; “ERMENİ EVLATLIKLAR” kitabı ile “ANNEANNEM BİR ERMENİYMİŞ” isimli esere ve Kâzım Kara Bekir’in o ”TOSUNCUK”larının şimdi birer öküz ve korumaya alınıp askerî okullara kaydedilen onca Ermeni kopillerinin ise azılı bir anarşist, Türk ve İslâm düşmanı olarak PKK’nın hangi kolunda ve dağlarında ülkemizle savaşmakta olduğuna çok iyi bakılması gerekir!.. Ayrıca sosyal ve siyâsi alanlarda, kurumlarda, özellikle belli bir siyâsi yapıda temerküz ederek, bütün  işleri fitne-fesat çıkarmakta olanlara sendika, baro, işadamı ve politikacı hüviyetleriyle fırıldaklar çevirip devlet-millet, inanç ve millî irâde düşmanlığında bulunan tüm bozguncu ve fesat kesimin “Cemâziyel evveline” âhirine tekrar bir göz atılması gereğine inanıyorum... O zaman kimlerin nerde ve kimlerle iş tuttuğu, ne haltlar karıştırdığı çok açık ve net bir şekilde görülecek ve bilinecektir. Çünkü tam zamânıdır. (İyi dost kötü günde belli olur.)

Ülkemizin kritik ânında nâmuslu Hıristiyan vatandaşlarımızın, kilise ve havralarında dua ederek devletin yanında olduklarını belirttikleri bir dönemde, adı Müslüman (!) olanların muhâlefet maskesi altında bozgunculuk yaparak mevcut iktidara kin ve nefret kusmaları, hiç yoktan sebepler üreterek; kapitalist-Marksist bir hayâtlarına rağmen;  bozguncu ve kışkırtıcı Tv. kanallarında yokluk, kıtlık, kuyruk, açlık ve sefâlet edebiyatı yaparak; “Baskıyı görünce Ateşi kesti”, “Esat’la yan yana“, “Barışı ABD ile değil, YPG ile yaptı” (Çarşı ve pazarlar ateş pahası, vatandaş aç ve sefil) şeklindeki alaycı, kinâyeli hezeyanları ise kendi kansızlıklarını, karaktersizliklerini, o zihniyettekilerin tümünün devlete, millete, özellikle millî irâdeye olan kin ve nefretlerini göstermektedir...

Burada millî irâde ve inanç düşmanlarını mutlu eden ama, gerçek ve sorumluluk hissi taşıyan bütün Müslümanların yüreğini dağlayan bir alıntıda bulunmak istiyorum…. “Uzun çalışmalarımız sâyesinde Müslümanların her şeyini bozduk, yok ettik. Dinleri, inançları, dîne bağlılıkları ve insânî değerleri-duygularını paramparça yaptık. Bütün bunları Batı medeniyeti (!) potasında eriterek kendimize benzettik. Dînî vecîbelerini-şartlarını (gericilik ve çağ dışı olarak) gösterdik. Artık pek çoğu hiçbir şeye tam olarak inanmıyor. O yüzden siz misyonerlerin işleri çok daha kolaylaşmış durumdadır.

Şimdi onlara maaş bağlayarak, vize vaadi, yurtdışı imkânları sağlayarak ve cinselliği kullanıp Müslümanları Hıristiyan yapınız!.” (Su dergisi, Mayıs 2005) Evet, devrimbaz-laiklerin kına yakıp oynayacağı çok mutlu bir haber. İşte bir başka açıdan laik-çağdaş Türkiye manzarası. Bunlar saptırma, uydurma değil, acı gerçeklerdir. Şu an ülkenin en ücrâ köşelerinde “Yahova şâhitliği” adı altında sayısız Hıristiyan evleri ve farmason yuvaları var. İşte bir farmasonun Müslümana ve İslâm’a bakışı; “ Şunu aslâ unutmayın ki, biz masonlar DİN düşmanıyız. Localarımızda bütün gayretlerimizi göstererek DÎNİN her türlü tezâhür şeklini İMHÂ ettik ve edeceğiz! Çünkü gerçek bir farmason dindar olamaz!” (Mason komutanlar. S. 98-99) Nasılsınız ey laik-devrimbazlar!? Elbette iyi ve mutlusunuz!.. Ve sizler nerdesiniz ey râhatizm Müslümanları!? Haydi gene “Eyisiniz, eyisiniz” Çünkü, daha sizlerin kapınıza dayanmadılar…

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.