Kadın - Aile

Batıl olanın tüccarı çok olur

Batıl olanın tüccarı çok olur denmiştir. Doğrudur. Uğur ve uğursuzluk üzerinden öylesine ticaret ve istismar vardır ki, saymakla tükenmez.

Batıl olanın tüccarı çok olur

Oysa aslı astarı olmayan bu anlayışına sapanlar, hayatlarının her safhasında korku ve endişe içinde yaşarlar.

“Uğurlu geldi” veya “uğursuz geldi” gibi sözler, birer zan ve kuruntudan ibarettir.

Dinimizce; bazı yaratıkların, zamanların, yerlerin veya maddelerin uğursuz olduğuna inanmak haram kılınmıştır. Resulullah güzel tefe’ülden hoşlanır, uğursuz saymaktan hoşlaşmazdı. Tefe’ül, bir hadiseyi hayra yormak, hayr dilemektir.

Hadis-i Şerifler çok açıktır:

“Eşyada uğursuzluk yoktur, Safer ayında uğursuzluk yoktur, baykuşun ötmesinde bir uğursuzluk yoktur.” (Müslim, Selam 102)

“Sizden biri, hoşlanmadığı bir şeyi gördüğünde; ‘Allah’ım, iyilikleri yalnız Sen verir, kötülükleri de yalnız Sen defedersin, Senden başka güç ve kuvvet sahibi yoktur’ desin.”(Ebu Davud, Tıbb)

İnsanı sebeplere sarılmaktan alıkoyan uğur ve uğursuzluk anlayışı, İslâm’a ters düşmektedir.

İslâm’da insanın iradesi, gücü ve teşebbüsü sorumluluğun temelini oluşturur. Uğursuzluk inancının yasak kılınmasındaki asıl sebep de buna inanan kişinin, kendi irade ve gücünü inkâr yanında, tesir etmeyi ve yaratmayı Allah'a değil, bizzat uğursuz saydığı varlığa nispet etmesidir.

Araplar cahiliyet devrinde, karganın ötüşünü kendileri için uğursuz sayarlardı.

Resulullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz, bu gibi şeylere inanmayı kökünden yıktı ve bunların yarar sağlamada veya zararı defetmede hiçbir tesirleri bulunmadığını açıkladı. Bütün kuvvet ve kudretin tesir ve neticenin de Allah'a ait olduğunu bildirerek en sağlam inancı ortaya koydu.

Müslüman, Allah ve Resulünün emirlerine uyarak meşru şekilde esbaba tevessül eder; aklın, şeriatın ve vicdanının -ki vicdan her kulun mayasına eşit olarak katılmış Rabbanî mayadır- ışığında elinden geleni yapar, neticeyi tevekkülle Allah'a bırakır.

Karşısına çıkan olumsuz bir şeyden dolayı, görülen bir varlığa bakarak uğursuzluk anlamı çıkarmaz ve o işini yarım bırakmaz.

Müslüman; şunu bunu uğursuz saymayıp, işine ve yoluna devam eder ve her halükârda Allah'a dayanıp güvenir.

Ancak böylece gayesine ve hedefine ulaşabilir.

Yani bir şeyi, bir olayı uğursuz sayma anlayışı, İslâm şeriatında haram kılınmıştır.

Çünkü mutlak fail (her şeyi yapan yaratan, gerçekleştiren ve takdir eden), gerçek müessir yalnız Allah'tır.

Müslüman, karşılaştığı olayları devamlı hayra "Tefe’ül"e yormalıdır. Efendimiz şöyle buyurur:

“Ne sirayet (bulaşma) ne de uğursuzluk vardır. Benim fe’li salih, güzel bir kelime hoşuma gider.” (Hadis-i Şerif / Buhari, Tıb 44, 54; Müslim, Selam 113, (2224)

 

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.