Kadın - Aile

Besin alerjisi hakkında bilmeniz gerekenler

Dr. İlkay Keskinel, "Besin alerjileri cilt, mide-bğıarsak ve solunum yoluyla ilgili belirtilere yol açabilirler. Belirtiler, alerji yapan besinin yenmesinden dakikalar sonra ortaya çıkabileceği gibi aradan saatler geçtikten sonra da olabilmektedir." dedi.

Besin alerjisi hakkında bilmeniz gerekenler

Memorial Ataşehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Uz. Dr. İlkay Keskinel, besin alerjisi hakkında şunları söyledi:

Besin alerjisi olan kişilerde bağışıklık sistemi, bir ya da birkaç besini yanlışlıkla “zararlı” olarak algılamaktadır. Bu “zararlı” madde ile baş etmek için de “antikor” adı verilen bir takım maddeleri salgılamaktadır. Vücut, aynı alerjen besinle tekrar karşılaştığında, bu besini “zararlı” zanneder ve alerjik belirtileri tetikleyen bir takım maddelerin kana geçmesi sağlanır. Alerji gelişimi, tüketilen besinin miktarına bağlı değildir. Çok küçük miktarda yenen alerjik bir besin bile çok ciddi reaksiyona yol açabilir. Ciltte döküntü, kaşıntı, ağızda kaşınma hissi, nefes darlığı, yüzde/dilde/gırtlakta şişme, karın ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi besin alerji belirtileri olabilmektedir. Kusma ve ishal gibi belirtiler nedeniyle, besin alerjileri kimi zaman besin zehirlenmesiyle karıştırılabilmektedir.

Besin alerjileri cilt, mide-bğıarsak ve solunum yoluyla ilgili belirtilere yol açabilirler. Belirtiler, alerji yapan besinin yenmesinden dakikalar sonra ortaya çıkabileceği gibi aradan saatler geçtikten sonra da olabilmektedir. Besin alerjileri, erişkinlerden çok çocuklarda görülmektedir. En sık alerji yapan besinler arasında deniz ürünleri, kuruyemişler, yumurta ve soya bulunur.

Besin alerjilerinin tanısında deri ya da kan testlerinden yararlanılabilir. Tanıda belki de en önemli basamak, kişinin kendi gözlemidir. Bir besini yedikten sonra yakınmaları gelişen bireyler bu konuda hekimi uyarabilir.

Besinlere eklenen katkı maddeleri de besin alerjisine benzer yakınmalara yol açabilir. Örneğin; kimi hazır çorbalara, et/tavuk suyu tabletlerine ve Çin yemeklerine katılan monosodyum glutamat (MSG), boyalar, sülfit, tartarazin ve benzoat şikâyete neden olabilmektedir. Bu katkı maddelerini içeren besinler arasında konserveler, kuruyemişler, patates cipsi, kimi kurutulmuş meyveler bulunmaktadır.

Besin alerjisinden korunmanın başlıca yolu, sorumlu besinden kaçınmaktır. Besin alerjisi olan kişi, alerjisi olan besini yememekle kalmamalı, besin etiketlerini okumayı da alışkanlık haline getirmelidir. Az miktarda tüketilen bir besin bile alerji yapabileceğinden, tüketilen besinlerde içeriğinde alerjik besinin bulunmaması sağlanmalıdır. Bebeklik döneminde ilk 4-6 ayda yalnızca anne sütü ile beslenilmesi, daha sonra besin alerjisi gelişme riskini azaltmaktadır.

Kimi zaman egzersiz, besin alerjisini tetikleyici olabilir. Özellikle sorumlu besinin alınmasından 2-4 saat sonra egzersiz yapılması durumunda alerjik yakınmalar ortaya çıkabilir. Bundan kaçınmak amacıyla, egzersizden 2-4 saat öncesinde sorumlu besinlerin tüketilmemesi önerilir.

Oral alerji sendromunda belirtiler, çoğunlukla besinle temastan dakikalar sonra ortaya çıkar, nadiren de bir saati aşan sürede görülmektedir. Şikâyetler, yılın herhangi bir zamanı görülebilse de, polen mevsiminde en kötü halini almaktadır. Bu rahatsızlığa en çok çiğ besinler neden olmaktadır. Bunun sebebi, besinler pişirildiğinde alerjiye neden olan proteinlerin çoğu zaman etkilerini yitirmesidir. Ancak fındık bunun dışındadır, pişirildiğinde dahi belirtilere neden olabilir. Huş ağacına alerjisi olanlarda kivi, elma, armut, şeftali, nektari, kayısı, kiraz, erik, kereviz, havuç, maydanoz, patates, domates, biber, mercimek, fasulye, kişniş, rezene, erik, fındık, fıstık, badem ve ay çekirdeği ile belirtiler görülebilir. Çimen polenleri alerjisinde kavun, karpuz, kivi, portakal ve domates şikâyete neden olabilir. Yine sıklıkla alerjiye sebep olan bitkilerden pelin otu alerjisinde kereviz, havuç, kavun, karpuz ve elma ile oral alerji sendromu gelişebilir.

Bir polene alerji olması, o polenle ilişkili besinlerin hepsi ile sorun yaşanacağı anlamına gelmemektedir. Tanıda en önemli nokta, kişinin daha önce o besini yediğinde belirtilerinin olmasıdır. Deri testleri ve kan tetkikleri de tanıda yardımcı olabilir. Çoğu hastada belirtiler hafiftir ve genellikle ilerlememektedir. Şu anda bu durumu ortadan kaldıracak bir tedavi bulunmamaktadır. Yapılacak olan sadece sorumlu besinden kaçınmak ya da pişmiş olarak tüketmektir. Bazen meyvenin kabuğunun soyulması da işe yarayabilmektedir. Bunun nedeni, şeftali gibi kimi meyvelerin kabuğundaki alerjen miktarının meyvenin etli kısmına göre daha fazla olmasıdır.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.