Okur Postası

Biz inanıyoruz ki mü’minin hayatında kaybetmek yoktur

Gazetemiz okurlarından Abdulvasih Duran, 'Biz inanıyoruz ki mü’minin hayatında kaybetmek yoktur' başlıklı yazısını bizimle paylaştı...

Biz inanıyoruz ki mü’minin hayatında kaybetmek yoktur
-

İstanbul için sürekli dillendirilen ve uyarısı yapılan bir deprem beklentisi vardı. Allah İstanbul’umuzu ve ülkemizi böylesi felaketlerden muhafaza etsin. İstanbul için beklenen deprem olmadı ama bizim gibi insanları üzüntüye boğan büyük bir siyasi deprem oldu. Bu siyasi deprem gerçekten sadece İstanbul’u değil Reis’e gönül veren Türkiye’deki hatta dünyadaki bütün insanları üzdü.

Depremler için nasıl ki sağlam binalar yapılması gerekiyorsa siyasi depremlerden etkilenmemek için de sağlam ve samimi insanlar yetiştirmek gerekir.

Depremlerin ilk günlerinde insanlar bir telaş ve panik içinde olurlar. ”Bu deprem nasıl oldu, ne kadar zarar verdi ve hangi tür binalara zarar verdi?” gibi hesapları ancak ilk şoku atlattıktan sonra oturup bunun değerlendirmesini yapabilirler.

23 Haziran’da yaşadığımız siyasi anlamdaki Büyük İstanbul Depreminin şokunu bir çoğumuz henüz atlatamadığımız için sadece parçalar üzerinde yorum yapabiliyoruz. Resmin tamamını ortalık sakinleştikten sonra daha iyi görebilme fırsatını yakalayabileceğiz.

Seçim gününden beri yapılan yorumları sanırım sizler de dinliyorsunuz. Bazılarına katılıyoruz bazılarının da konuyla ilgisinin olmadığını müşahede ediyoruz. Yalnız bu son seçim hakikaten bildiğimiz diğer seçimlerden farklı oldu.

Bu seçimde kripto FETÖ’cüler ellerindeki bütün kozlarını kullandılar. Şansızlıklar başta olmak üzere halkın göstereceği tepkiler de yetkililer tarafından önceden iyi hesap edilemedi.

Benim gördüğüm kadarıyla ilk seçimin (31 Mart) İstanbul Büyükşehir oylarının iptali yerinde bir karar idi. Ama kararın gerekçesi doyurucu açıklanmadı. Hatta iptalin haksız olduğu izlenimi verildi. Gerekçeli karar da oyların tutanaklara yanlış geçtiği bazı tutanaklardaki sonuçların tamamen yanlış olduğu halka anlatılamadı.

Bu seçimin bir özelliği de muhalefetin, kendi adayını tanıtıp kazandırmak yerine bütün enerjilerini Binali Yıldırım’ın kazanmaması üzerinde yoğunlaştırmasıydı.

Ayrıca ne kadar Erdoğan karşıtı varsa hepsi aynı çatı altında toplandılar. Dünya siyasi tarihinde bu kadar benzemezlerin bir araya geldiği başka bir oluşum bulamazsınız.

Ekrem İmamoğlu’na oy veren bazı insanlara “neden oy verdin bana 3 sebebini say” deseniz eminim ki sayacak 3 sebep bulamayacaklardır. Adayın olumlu tarafını saymaktan çok hükümetin 3 eksiğini sayacaklardır.

Tayyip Erdoğan’ın bu ülkeye yaptığı en büyük hizmetlerden birisi de bazı grup ve cemaatlerin maskelerini düşürmesidir. Yakın zamana kadar Mücahitlik kılıfına girenlerin, sohbetlerinde Küfr-ü mutlak kavramını dillerinden düşürmeyenlerin, bazı değerli alim ve zatların arkasına saklanıp İslam için çalıştıklarını söyleyenlerin maskesi düşmüştür.

Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük değer ve yetenek olan Binali Yıldırım’ın karşısında daha 3 ay öncesine kadar ismi dahi bilinmeyen ve parlak hiçbir projesi olmayan bir aday kazanıyorsa bunun anlamı kim kazansın diye değil yeter ki Ak Parti kazanmasın anlayışıdır.

Türkiye’nin 16 yıl içerisinde nerden nereye geldiğini yaşı 30 ve üzerinde olanların hepsi bilirler. Bütün bu konforu unutup meseleyi soğan ve sarımsağa indirgemek yapılabilecek en büyük nankörlüktür. Bu tür nankörlükler yeni değildir.

Kur’an bu tür insanlardan şöyle bahseder:

-” Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin” (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.” (Bakara,57).

-“…O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı…”(Bakara,61).

Biz inanıyoruz ki mü’minin hayatında kaybetmek yoktur. Başarılı olursa şükreder sevap kazanır.Başarısız olursa sabreder. Hakkında hangisin daha hayırlı olacağını Allah’ın bildiğini düşünerek teselli bulur ve ders alır. ”Sizin hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olabilir, sizin hoşlandığınız bir şey de sizin için şerli olabilir: Allah (hakkınızda hayırlı olanı) bilir, ama siz bilemeyebilirsiniz.”(Bakara,216).

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.