Okur Postası

Biz kulların hesabı bir yere kadardır

Gazetemiz okurlarından M. Fatih Kahraman, "Biz kulların hesabı bir yere kadardır" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Biz kulların hesabı bir yere kadardır
-

Üç günlük dünya yahu: Birini çektiklerine say, birini sevdiklerine ve birini de beklediklerine. Çektiklerine “imtihan” de, sevdiklerine “şükür”, beklediklerine de; “ya nasip” de, gitsin!” demişler.

Altyapı, arka plan, kaynak ve dayanak açısından her türlü imkâna sahip olup da derde deva, sadre şifa bir şey üretemeyip yokluk çekip mustarip olmak ve çaresizlik içinde çırpınmak meseleyi müdrik olmamaktan doğsa gerek. Çünkü: “Allah hiç kimseye kaldırabileceğinin üstünde bir yük yüklemez.” (Bakara, 286)

Yeryüzünde yaşayan herkes istisnasız imtihan halindedir; kimi varlıkla, kimi de yoklukla. Bu genel sınavın kullara göre şartları eşit değildir, ancak kesinlikle adildir. Hali ne ise kulun ona göredir. Yani takati aşan bir durum söz konusu olmaz bu sınavda.

Böyle bir başlık koymamızın elbette bir sebebi vardır. Günümüz şartları göz önüne alındığında ilgili şu ayeti kerimenin tezahürlerini yaşıyoruz adeta:

“(Rabbiniz) Size istediğiniz (ve ihtiyaç hissettiğiniz) her şeyden verdi. Eğer Allah’ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp-bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür.” (İbrahim, 34)

Bu çerçevede konuya bakılırsa, şükredecek o kadar çok nimet içerisinde bulunurken, nankörlük derecesinde sürekli şikâyette bulunmak da doğru değildir. Çünkü her zaman için beterin beteri muhakkak vardır ve olmuştur. Kimi insanlar illa ki bazı sıkıntılar çekmektedirler. Herkesin gelir gider seviyesi eşit değildir. Masraflar ve ihtiyaçlar bir olmadığı gibi gelir, kazanç ve iş gücü ile yetenekler de aynı olmadığından hesap kitap ona göre yapılır. Az çalışıp çok kazananlar nasıl ki varsa, çok çalışıp da az kazananlar da vardır. Bunu belirleyen belirlemiş. Bunu tartışmak ne bize, ne de hiç kimseye bir şey kazandırmaz.

Koronavirüs nedeniyle büyük şehirlerimizde hastalığın yayılımını önlemek kabilinden uygulanan iki günlük sokağa çıkma yasağı ilanıyla birlikte yaşanan rezalet oldukça ibretliktir. Elbette ki yasak ilanıyla birlikte açık tutulması elzem olan yerlerin de bildirilme ilanını vaktiyle vermeyip geciktiren yetkililerin de bunda katkısı olduğu gerçeği de ortada durmaktadır. Zaten bu yüzden olsa gerek ki, içişleri bakanımız cumhurbaşkanımızdan affını isteyerek istifa ettiğini duyurmuştur. 

Bu ne telaş, bu ne panik,  bu ne endişe?.. Ne çabuk kimliğimizi, aslımızı, tarihimizi, inancımızı ve Afrika’yı unuttuk? Yoklukla, kıtlıkla imtihan edilmenin ne kadar zor olduğunu bilmeyen yoktur. Fakat bu vaziyet bize hiç yakışmadı.

Bireyselleşme ve kendisiyle yetinme garabeti yetmiyormuş gibi şimdi de, bencilleşme, rızık endişesi taşıma, hırçınlaşma, vahşileşme ve çıldırma noktasına doğru hızlı bir şekilde sürükleniyoruz.  Birilerinin de istediği bu değil miydi? Biz birbirimizi satıp hasmı bırakıp hısımla cedelleşip cebelleşirsek bindiğimiz dalı kesmiş olmaz mıyız?

Görünen o ki, bunca musibetten ders ve ibret almak yerine cehalet ve inat sebebiyle dünyanın olmayan huzuru iyice kaybolup ülkelerin yaşama ihtimali yüksek olan ekonomik kriz ile insanlar birbirine düşüp kıyameti hızlandıracak Allah korusun. Yaratılmışların en üstünü ve akıllısı olan insanların dünyası böyle mi olmalıydı? Sonra Yüce Allah’ın kullarına zerre kadar zulmettiği nerede görülmüş? Bugün dünyada zulüm varsa, küfür varsa, isyan varsa, şiddet varsa, her türlü haksızlık, pislik, hastalık, vahşet ve dehşet varsa bunun insandan başka müsebbibi olabilir mi? Öyle ki, ahir zaman azgınları iblise bile rahmet okutur hâle gelmiştir ne yazık ki!

Bu dünya sanki Yüce Allah’ın değil de bizim kendi malımızmış gibi alabildiğine her türlü haksızlığı, filim fırıldağı, alavere dalavereyi çevirip bütün dengeleri bozarak yaşanmaz hale getirirken hangi yüzle huzur, barış, adalet, sükûnet ve rahatlık isteyebiliyoruz? Biz kulların hesabı bir yere kadardır. Peki evreni zerresinden kürresine muazzam bir irade, kudret ve iktidarla yöneten âlemlerin Rabbinin hiç mi bir hesabı ve planı yoktur?.. Ya, O’nun biz kullarına ve bütün âlemlere rahmet vesilesi olarak gönderdiği (Enbiya, 107) Sözün özü şudur: Bizler gücümüz yettiğince her türlü önlemi almakla yükümlüyüz, velâkin kuluz, zayıfız, aciz kaldığımız çok anlar oluyor; nihayet faniyiz. Fakat her şeye gücü yeten, kendisinden izinsiz bir yaprak dahi dalından kopmayan, ezeli-ebedi, her şeyi görüp işiten ve her şeyden haberdar olan bir Yaratıcımız var. O’ndan bağımsız değiliz. Biz kullarını nimetleriyle yaşatan O’dur. O, tedbirini alıp kaderine sığınanları, kullukları, fiilî ve kavlî dualarıyla korumaya alır. Bunu müteaddit buyruklarıyla teyit etmiştir. Daha fazla gecikmeden sanırım yeniden iman etmenin vakti geldi de geçiyor bile. Yüce Mevlâ’mız imtihanımızı daha çok zorlaştırmaması niyazıyla.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.