Okur Postası

‘Bizim suçumuz ne’

Gazetemiz okurlarından Naim Öztürk, "Bizim suçumuz ne" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

‘Bizim suçumuz ne’
-

Naim Öztürk

Aile Bakanının kadınları daha çok iş hayatına teşvik için 650 TL civarı bir paranın verilecek olmasını açıklaması, haklı olarak çalışmayan kadınların tepkisini çekti. İcraatlarına baktığımızda aileyi hafife alan bir bakanın züccaciye dükkanına girmiş fil misali yıkıp dökmesini izlemek hayrete değer. Niyet olarak da kalbini yarıp bakamadığımız için Allah bilir. Avrupa Birliğinin buna destek olması anlaşılabilir bir şey! Rahmetli Hasan Karakaya’nın yıllar önce önemine binaen iki sefer anlattığını hatırladığım bir mesele vardı. Avrupa Birliği; ailelere destek veriyor, kadınların hastalanmaması için destek oluyordu. Kendisi daha sonra bunu araştırdığında altında iyi niyet değil aksine nüfusun azalması için bir proje olduğunu ortaya koyuyordu. Doğuda hastalık çoktu. Özelikle kadınların çok çocuk yapmasının sebebi, ‘bu çocuğum hastalıktan ölürse neslimizi devam ettirecek başka çocuklarımız kalsın’ endişesiydi. İşte Avrupa nüfusumuzun azalması için ortaya koyduğu mantık, ‘eğer çocuklar ölmezse kadınlar da çok çocuk yapmaz, o halde destek olalım’ şeklindeki görüşleriydi.

Avrupa Birliği’nin ilmini, tekniğini, fennini alalım. Tamam da ahlakını niye alıyoruz, kadını sahaya sürmenin mantığı nedir? Elbette ki kadınların yapması gereken işler vardır, fakat bunu politika olarak desteklemenin mantığı nedir? Kadın ile erkek yarışır iki varlık durumuna sokmanın İslam aklıyla anlaşılabilir bir tarafı mı var?

Fatih’leri, Yavuz’ları, Kanuni’leri doğuran anne, çalışan anne değildir. Anne bir toplum inşa eder... Anne bir nesil inşa eder... Anne bir gelecek inşa eder... Annelik mesleğini hafife almak, anneye yapılacak en büyük zulümdür.

Anne çalışacak, çocuklar kreşlerde büyüyecek… Eee sonra? Avrupa Birliği ülkelerinin nüfusu niye artmıyor sizce? Hayatı, madde anlamında kurgulamış bir toplum, elbette ki materyalist bir topluma dönüşecektir. Toplumumuzda huzur evlerinin azlığının sebebi, anne-babaya verilen önem, toplumun buna bakış açısıdır. Kadınları sahaya süren bu uygulamanın sahipleri, anne-baba sevgisinden mahrum çocukların büyüdükleri zaman, ebeveynlerini aynı ortama göndereceklerini göremiyorlar mı?

Eşim, bu konuyu haberlerden ilk duyduğunda, ‘bizim suçumuz ne bize niye para verilmiyor’ diye serzenişte bulunmuştu. Aklına geldikçe de kızıyor. Hükümet madem neslin çoğalmasını bir politika olarak benimsiyor, o halde bunu kadınları çalıştırarak değil çocuk yapan kadınları destekleyerek yapmalı. Ciddi bir tezat var.

Bu yazıdan, kadınların toplum hayatından silinip eve tıkılması anlaşılmasın. Eşim hastalandığında götürdüğüm doktorun, kızımı okula gönderdiğimde öğretmeninin tabii ki kadın olmasını önemserim. Devlet hastanelerindeki kadın doğum uzmanlarının tamamına yakınının erkek olması ayrıca ironik bir konu ya… İtirazım, kadının özgürlük palavrasıyla sahaya sürülmesi, uzun vadede neslin ifsad edilmesidir. Anneye rüşvet vererek evladından ayırmak çok zalimce bir hareket.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.