Okur Postası

Bu belada da vardır elbet bir hayır

Gazetemiz okurlarından Beytullah Erdoğan, "Bu belada da vardır elbet bir hayır" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Bu belada da vardır elbet bir hayır
-

Dünyayı içten içe kemiren bir dert var. Adı da corona yazılan ama ülkemiz de korona diye okunan bir hastalık. Buna hastalık da demiyorlar virüs diyorlar. Sonuç aynı kapıya çıkıyor. Ölmesi gerekenler ölüyor, kalması gerekenler kalıyor. Her gün Suriye’de Yemen’de Filistin’de Moğolistan’da Afrika’nın birçok yerinde Myanmar’da Hindu zulmü altında, Afganistan’da binlerce Müslüman ölüyor. Ama bu ölenler Müslüman ya kimin umurunda. Allah insanlara en çok zulüm yapılan yerden bir dert verdi ki tam verdi.

Çin’in insanları çok az bir ücretle boğaz tokluğuna çalıştırdığı zenginin daha çok zengin olduğu yerden. Bu ülke ki içindeki Müslüman halka en çok zulüm yapılan yerdir.  İşte burası virüsün çıktığı yer. Ben şahsıma ibret alalım derim. İran ülkesi Müslümanım ben, Müslümanların hakkını koruyacağım söylemiyle mezhep savaşı başlatmıştır. Böylece Müslüman kanı akıtan Müslüman bir ülke konumundadır. İsrail ha keza dininden, ırkından olmayanı insan saymayan bir ülke. İtalya’nın Libya’da akıttığı kanlar henüz kurumadı. Sömürmeye de devam ediyor. Fransa tüm Afrika’yı kendine sömürge yapmış.

İspanya Güney Amerika’ya el atmış. İngiltere’nin ise tüm dünyada parmağı var emiyor da emiyor. Biz ülkemize bakalım. Bundan daha 1 ay öncesi tüm televizyonlarda emekli generaller, savaş starejistleri, emekli büyükelçiler konuşuyordu. Konuştukça konu açılıyordu. Zaman olarak 24 saat yetmiyordu. Sanki yer yarıldı da yerin altına girdiler. Sokaklar, caddeler, AVM’ler bomboş olmuş. Kent meydanlarını kuşlar ve sokak hayvanları istila etmiş bir hal olmuş durumda. Böyle olmasını devletimiz istedi.

Halkımız da uygulamaya koymaya çalışıyor. Her şeye muhalif olan muhalefet niye bu durumda muhalif olup sokağa, caddeye, meydanlara çıkıp yürüyüp gezip dolaşmıyor. Muhalefetlikleri sahte midir? Marketlerde insanlar makarna bulgur kuyruğunda. 2 ay sonra alınanlar hiç paketi açılmadan çöpe. Evlerinde yemek pişirmeyen hane sahipleri de makarna alıyor. Şükür ki Avrupa, Amerika ülkelerinin insanları gibi tuvalet kağıdı kavgası yapmıyoruz. Biliyoruz ki ana temizlik maddesi sudur.

Su ile elimizi yüzümüzü günde 5 defa en az yıkarız. Susadığımız zaman içtiğimiz sudur. Suyumuz var bizim suyumuz. Şimdilerde evlerde hane halkı birbirlerinin yüzünü görmeye başladı. Karşılıklı konuşmayı mecburen öğrenmeye başladık. Ortak olarak sofrada yemek yeme kültürünü inşallah tekrar öğrenmiş oluruz. Yerden mantar biter gibi korona uzmanı doktor ve profesörleri anladım da. Gazeteciler, siyasetçiler de piyasaya çıktı ya. Ya çıktılar işte. İnşallah en kısa zamanda bu günler de geçer. Halkımız ve devletimiz gerçek işine döner. Bu belada da vardır elbet bir hayır. Tabii ki görenler için. Şimdi bakıyorum da 1 ay öncesi birbirlerinin yüzüne bakmayan insanlar uzaktan ellerinin kalplerinin üzerine götürüp selamlaşıyorlar.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.