Okur Postası

Bu son bulut olsun kan yağan

Gazetemiz okurlarından Nesibe Aldemir, "Bu son bulut olsun kan yağan" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Bu son bulut olsun kan yağan
-

Nesibe Aldemir

Gün geçtikçe şahit olduğumuz çoğu olay yüreğimizi çıkmaz karanlık sokakların huzursuzluğuna itiyor.

Bir insan sesi, bir kadın sesi yükseliyor semaya ‘’Ölmek istemiyorum!” Ardından 10 yaşında bir insan sesi, bir çocuk sesi ‘’Anne lütfen ölme!’’.

Bu arada görüntüleri kaydeden de bir insanmış. Sanırım yüreği dondurulmuş robot görünümlü bir insan.

Cinayete, vahşete kameramanlık yapacak kadar katılaşan kalplerimiz can çekişen insana yardım eli uzatmayı unutacak kadar yolunu şaşmış. Ne oldu bize diye kafamızı ellerimizi arasına alıp düşünmenin vakti gelip geçiyor ki her yeni güne şiddet, cinayet, cinnet haberleri damgasını vurmasın.

Haberlerden haberdar olmak umutlarımızı solduruyor. Onlarsız da olmuyor elbet. Fakat Emine Bulut cinayeti hepimizi derinden etkiledi. Bu konuyu kaleme alırken ellerim titriyor. Etkisi hâlâ üzerimde. Emine Bulut’un sesi kulaklarımda çınlıyor. Satır aralarında on yaşındaki minik kızının çığlıkları gözyaşlarıma eşlik ediyor.

Duymanın ve görmenin etkisiyle hepimiz bu acıya ortak olduk. Dahası katledilen Emine Bulut ile birlikte insanlık da katledildi.

Kim bilir kaç insan, kaç kadın sessiz çığlıklarla can verdi bu şekilde. Kaç çocuk yetim ve öksüz kaldı. Bir anlık öfkenin açtığı derin yaralar zamanla sarılsa da kanamaya devam ediyor minik yüreklerin her damla gözyaşında.

Ne kadar faydalı oluyor bilinmez sosyal medyada paylaşımlar yaparak tepkimizi göstermeye çalışıyoruz. Fakat gün geçtikçe acı haberlerin sayısı artıyor. Bu tür olayları önlemek için ciddi anlamda çözüm yolları arayarak çocuğu, kadını, erkeği ‘’İNSAN’’ı koruyan yasaların acil yürürlüğe girmesi gerektiği gibi aileyi ayakta tutan değerleri koruyucu önlemlerin de alınması gerekmektedir.

TV’leri saatlerce işgal eden filmlerin, dizilerin, yarışmaların içindeki şiddet, cinayet, ahlâkî değerleri ayaklar altına alan konular bilinç altımıza habersizce kazınmakta. Bir sigaranın verdiği zararı düşünerek üzerini kapatırken ailece izlediğimiz dizilerin baş konusunun aldatma, şiddet, adam öldürme olması çok manidar. Tüm bunların Emine Bulut cinayetiyle ne ilgisi var diyenlerimiz işlerine geldiği yolda yürümekte ısrarlı olanlarımızdır. Halbuki değerlerimizden koptukça ve İslam’dan uzaklaştıkça meşrulaştırdığımız haramlar bizi uçurumun kenarına sürüklemekte.

Peki, neler yapabiliriz diye düşünmedik mi? Düşündük elbette. Bir İstanbul Sözleşmesi çıkardık. Umutlar filizlendi. Kadın korunacaktı. Buna bağlı olarak çocuk da korunacaktı. Nihayetinde insan, insan gibi yaşayacaktı. Fakat umut edilenin tersi yaşandı. Aksine kadın cinayetlerinin sayısı gün geçtikçe artış gösterdi.

Üstelik babaların çocuklarını dahi düşünmeden onların gözü önünde cinayet işleyecek kadar gözü döndü. Çünkü onun için evinden uzaklaştırma gurur yıkıcı bir durum oldu. Çünkü çocuklarına hasret kaldı. Çünkü nafakayı ödemekte zorlandı. Elini kadına kaldıracak kadar aciz duruma düştüğünü unuttu. Fakat yaşadığı cezaî yaptırımlarda kendini mağdur gördü ve gözü döndü. Ardından ise şiddet, cinayet her şeyi kendine hak gördü.

Amaç kadını korumaktı. Ölmek istemiyorum diye verilen son nefesleri azaltmaktı. Ne acı ki netice umulanın aksi oldu.

Hükümetin, adaletin, tüm siyasilerin, bilimsel alanda yüksek düzeyde eğitim almış sosyolog ve psikologların kim varsa acil olarak yapılması gerekenleri masaya yatırması yeter artık diye yükselen sesimize cevap vermesini istiyoruz.

Katile lanet yağdırarak veya tam tersi sırtını sıvazlayan twitler atarak bir arpa boyu yol mesafe katedemeyeceğimiz oldukça açık değerli dostlarım. Üzerinden biraz zaman geçince Emine Bulut da unutulacak, on yaşındaki kızı da. Kamera kaydı alınmayan nice sessiz çığlıklarla can verenler ise sessizce toprağa verilmeye devam edecek. Bir zamanlar erkek çocuğu ile övünen analar gün gelecek oğlum var demeye utanacak. Bu nedenle bir an önce cezalar ağırlaştırılarak İstanbul Sözleşmesi gözden geçirilmelidir.

Çocuk başta olmak üzere kadını ve erkeği koruyan kısacası insanı koruyan kanunlar yürürlüğe girmelidir.

Aksi takdirde yüreklerimizi dağlayan acı olaylar artarak devam edecek. Duamız ısrarla bu olayın son olması yönünde. Fakat tedbirsiz yapılan tevekkül samimi olmadığı gibi olumsuz sonuçların doğmasına da engel olmaz. Önce yapabileceklerimizi değerlendirelim sonra da tevekkül edelim ki bu son bulut olsun kan yağan...

Selâmetle...

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.