Gündem

Bu terör gazetesi Türkiye’de basılıyor ve satılıyor! ABD'yi arkasına aldı manşetten PKK'yı övdü

PKK’nın yayın organı olarak faaliyet gösteren Yeni Yaşam gazetesi, sol marjinal çevrelerin “basın özgürlüğü yok” naraları attığı bir süreçte manşetten açık açık PKK’ya övgüler dizerek Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna girmeye cesaret edemeyeceğini öne sürdü. Mezkur gazete, bir dönem KCK üyeliğinden tutuklanan eski milletvekili Hatip Dicle ile yaptığı sözde röportajda, PKK terör örgütünü överken, Afrin harekatını ise “saldırı ve işgal” olarak nitelendirdi.

Bu terör gazetesi Türkiye’de basılıyor ve satılıyor! ABD'yi arkasına aldı manşetten PKK'yı övdü
-

 Yusuf Kenan Çakır  yeniakit.com.tr 

Uzunca bir süredir PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ı Türkiye’ye karşı “siyasi muhatap” olarak yansıtan PKK yayın organı Yeni Yaşam gazetesi, artık açıktan terör propagandası yapmaya başladı. Türkiye’de serbestçe basılan ve dağıtılan mezkur gazete, bugünkü manşetinden verdiği Hatip Dicle röportajında, PKK’nın Fırat’ın doğusunda dünyaya örnek olabilecek bir hazırlık yaptığını ve Türkiye’nin Vietnam benzeri bir bataklığa saplanacağını öne sürerek skandal ifadeler kullanıldı.

“Fırat’ın doğusu Türkiye’ye biraz büyük geldi”

PKK yayın organının manşetten verdiği Hatip Dicle röportajında, Türkiye’ye adeta meydan okuyan şu ifadelere yer verildi:

Bu mutabakat ile deyim yerindeyse Türkiye ‘ABD bu harekata göz yumar mı?’ diye bir zarf attı. Çünkü bilindiği gibi Türkiye Afrin saldırısını da Rusya ile anlaşarak yaptı. Rusya hava sahasını açarak Afrin’in işgaline izin verdi. Rusya izni olmadan Afrin’i işgal etmek mümkün değildi. Şimdi ise Türkiye Fırat’ın doğusu denen bölgeyi işgal etmek istiyor. Orada bulunan güçler kuşkusuz direnecektir ama Türkiye’nin buna niyetlenmesi bile en azından ABD’nin onayını gerektiriyordu. Ama ABD onay vermedi ve bizzat onların Savunma Bakanı girerlerse kesinlikle engelleneceklerini söyledi. Bu Türkiye’ye biraz büyük geldi. Bu sefer oturup masada anlaşmak zorunda kaldılar. Şimdi bunların detaylarını henüz bilmiyoruz. Ama sanıyorum bu detaylar ortaya çıktığında daha iyi yorum yapabileceğiz. Türkiye aslında işgal planlarına gerekçe yaratıyor. Yani bugüne kadar dünya da, ABD’de de, Birleşmiş Milletler de biliyor, Rojava’dan oraya bir mermi ya da taş bile atılmamıştır. Dolayısıyla bizim ‘güvenlik tedbirlerimiz, güvenlik endişelerimiz’ derken işgale zemin hazırlıyor. Bir de Türkiye’nin Rojava topraklarını işgal etmek için 3 amacı var. Birincisi Misak-ı Milli dedikleri, işte yüz yıl önce Osmanlı mebusanlığında kabul edilen Türkler ve Kürtlerin birlikte yaşadığı topraklar üzerinde bir devlet kurma iradesidir. Maalesef bu Türkiye tarafından şu an çarpıtılmaktadır. Çünkü Misak-ı Milli aslında Kürtlerin de Türklerle, diğer halklarla eşitliğinin olduğu bir sistemi öngörüyordu. Yani Kürtleri köleleştirme, Türkleştirme, Kürtlerin özgür iradesine saygılı olmama, Misak-ı Milli’nin ruhunda yoktur. Ama bunlar şimdi bunu gerekçe yaparak, bir Kürt soykırımını da düşünerek, tıpkı Ermenilere 1915’te yaptıkları gibi Kürtleri kendi coğrafyalarında bitirmek istiyorlar.

Türkiye’yi IŞİD’e destek vermekle suçladı

KCK’lı Hatip Dicle röportajında, FETÖ’nün tezlerini şu ifadelerle dillendirdiler:

Bilindiği gibi Suriye topraklarında IŞİD’e karşı en büyük mücadeleyi Kürtler verdi. Türkiye’nin ilk baştan beri Müslüman Kardeşler olmak üzere başta Nusra sonra IŞİD ile bugün de süren ilişkileri var. Biliyorsunuz bir de ayrıca IŞİD’in Irak’ta bir dirilme çabası var. Burada, Suriye’de katkı sağlamak için de aslında girmeyi amaçladılar. Yani bu 3 neden aslında işgalin gerekçesiydi. Yoksa güvenlik endişeleri falan hepsi düzmece iddialar. Hiç kimse de buna inanmıyor.

Bebek katili Apo Türkiye’ye can simidi atmış

PKK yayın organının skandal röportajında, bebek katili Öcalan siyasi muhatap olarak yansıtılırken, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna girmeye cesaret edemeyeceğine yönelik şu skandal ifadelere yer verildi:

Yani bir anlamda demokratik özerklik projemizin bir benzeri gibidir. Tam direk onun kadar demokrat olmasa da bile en azından o günün şartlarında gerçekten demokratik bir ruhu taşımaktadır. Bu yolu Sayın Öcalan onlara gösteriyor. Aslında Sayın Öcalan bu sıkışmışlık ortamında yani Türkiye dış politikada, ekonomide, siyasette, askeri alanda her yer bu kadar zor durumda iken kendilerine bir can simidi atıyor. Diyor ki; ‘Gelin Kürtlerin haklarını kabul ederek bu savaş yerine müzakerelerle barışçıl yöntemlerle bu işi çözelim ve ben hazırım.’ Ben hazırım derken tabi ki Kürt halkı da, Özgürlük Hareketi de hazır. Sayın Öcalan’ın Kürtlerin üzerindeki etkisini artık dünyada biliyor. Dolayısıyla eğer değerini, kıymetini bilirlerse, bunu doğru değerlendirirler ve gidip Amerika’dan, Rusya’dan medet ummaları yerine biz kardeş halklar olarak kendi aramızda bu sorunu çözebiliriz. Ama öyle görünüyor ki Türkiye bu son yaptığı bu ‘güvenlik koridoru’ meselesinde de bir politik manevra yaptı. Giremeyecekti. Giremeyeceği zaman da ne olacaktı? O sözü söz anlamında halklar ve dünya nezdinde çok kötü duruma düşecekti. Girseydi bir Vietnam ile karşılaşacaktı. Bu durumda aslında Amerika onları bir anlamda kurtardı.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.