Gündem

Bu yanlıştan dönülmeli! Başörtüsüne 'çağdışı' diyen gericilerin MEB'in çalıştayında ne işi var?

Milli Eğitim Bakanlığı koordinesinde 22-23 Temmuz'da düzenlenecek 'Çocuğa Yönelik İhmal ve İstismarın Önlenmesi Çalıştayı'na 'ortaokullarda başörtüsüne özgürlük' getiren düzenlemeyi "çağdışı" diyerek iptali için Danıştay’a başvuru yapan Çocuk İstismarı ve İhmalini Önleme Derneği'nin de katılacağı duyuruldu. Söz konusu dernek, kız çocuklarının başörtüsü takmasına ilişkin düzenlemenin yapıldığı dönemde bir basın açıklaması yayınlayarak, okullarda başörtüsüne serbestlik getirmenin çağdışı bir uygulama olduğunu öne sürerek, “Kız çocuğuna bir cinsel nesne gibi bakmak ve bu nedenle çocuğu kapatmaya ve örtmeye çalışmak tartışmasız bir çocuk istismarı" ifadelerini kullanmıştı.

Bu yanlıştan dönülmeli! Başörtüsüne 'çağdışı' diyen gericilerin MEB'in çalıştayında ne işi var?
-

 Taha Emre Özdemir  Yeniakit.com.tr 

MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından açıklanan 'Çocuğa Yönelik İhmal ve İstismarın Önlenmesi Çalıştayı'nın katılımcı listesinde 'Çocuk İstismarı ve İhmalini Önleme Derneği'nden 7 isim bulunuyor. Çocuk İstismarı ve İhmalini Önleme Derneği, eğitimde başörtüsüne özgürlük düzenlemesini “çağdışı uygulama” olduğu gerekçesiyle iptali için Danıştay’a başvurmuştu. Milli Eğitim Bakanlığı’nın, başörtüsü karşıtı bir derneği böyle bir çalıştaya neden davet ettiği merak edilirken, Çalıştaya dernek başkanı Prof. Dr. Bahar Gökler ile başkan yardımcısı Prof. Dr. Kasım Karataş ve yönetim kurulu üyeleri Çocuk Hakimi Murat Aydın, emekli Çocuk Hakimi Özcan Güven, Avukat Murat Ateş, Dr. Öğretim Üyesi Bilge Zapçı ile Neşe Karakaş’ın da katılacağı öğrenildi.

Prof. Karataş sorumuza cevap veremedi!

Yeniakit.com.tr'nin telefonla ulaştığı Prof. Dr. Kasım Karataş, çalıştaydaki 2. oturumu moderatör olarak yöneteciğini ifade etti. Karataş'a " 'ilkokullarda başörtüsü.' düzenlemesine ilişkin itirazınız hala devam ediyor mu?" diye sorduğumuzda ise cevap vermek istemeyerek görüşmeyi sonlandırdı.

Danıştay'a iptal davası açmışlardı

Çocuk İstismarı ve İhmalini Önleme Derneği, ilkokul 5. sınıftan itibaren kız çocuklarına yönelik serbesti sağlayan düzenlemeye önce basın açıklaması ile itiraz etmiş ardından da Danıştay'a iptal başvurusu yapmıştı.

"Çocuğa başörtüsü taktırmak 'çocuk istismarıdır' "

Dernek başkanı Prof. Dr. Bahar Gökler'in imzasını taşıyan ve başörtüsüne yönelik küstah ifadeler içeren metinde çocuklara başörtüsü taktırmanın 'çocuk istismarı' olduğu ifade edilmişti:

"Kız çocuğuna bir cinsel nesne gibi bakmak ve bu nedenle çocuğu kapatmaya ve örtmeye çalışmak tartışmasız bir 'çocuk istismarı' ve aynı zamanda bir çocuk olarak onun gelişimsel gereksinimlerini görmezden gelmede açık bir 'çocuk ihmali' durumudur."

'Bilimsellikle bağdaşmıyor'

Başörtüsünün bilimle karşılaştırıldığı metinde şu ifadeler kullanılmıştı:

"Ülkemizde son yıllarda eğitim alanında çocuklarla ilgili bilimsel verilerle bağdaşmayan bazı uygulamaların art arda yer aldığı görülmektedir. Bunun son örneği kız çocukları ile ilgili çıkarılan; okullarda 5. sınıftan başlayarak, kız çocuklarının başlarını bağlayarak okula gönderilmesinin serbest bırakılması ile ilgili yönetmeliktir. Bu yönetmeliğin çıkarılış gerekçesi 'çocuklara daha geniş bir özgürlük tanımak' ise, bu tümden bilimsel doğrularla çelişen bir bakış açısıdır." 

Metin boyunca başörtüsü, 'kız çocuklarının başını bağlaması' olarak ifade edilirken, Allah'ın emrinin ilkokul çocukları üzerinde olumsuz etkiler oluşturacağı söylendi:  

"Kapalı ailelerden gelen kız çocukları; bu yönetmelik gereğince, başları bağlanarak okula gönderilecektir. Bu durumun kız çocuklarının bilişsel, ruhsal ve sosyal gelişimleri üzerindeki olumsuz etkileri bilimsel veriler ışığında tartışılmaya çalışılacaktır."

Basın metninin devamında başörtüsüne ilişkin şu akıl almaz yorumlar yapılmıştı:

"Kız çocuğunun başının bağlanması onda bu 'cinsel kimliğin', yani 'kız kimliğinin' tehlike içeren, tehdit oluşturan bir kimlik olduğu, onanılmadığı ve saklı-gizli tutulması gereken bir kimlik olduğu algısını yaratır."

"Açıkladığımız bilimsel gerekçeler ve belirtilen yükümlülükler açısından ilköğretimdeki kız çocuklarının başını bağlamayı, tümüyle yanlış bulduğumuzu bildiriyor; bunu kamuoyu ile paylaşma gereksinimi duyuyor ve yurttaşlarımızı bu konuda ciddi bir duyarlılığa ve bilinçlenmeye davet ediyoruz."

Danıştay’a iptal başvurusunda bulunmuştu

Çocuk İstismarı ve İhmalini Önleme Derneği, beşinci sınıftan itibaren okullarda başörtüsü kullanımını serbest bırakan düzenlemenin iptali için Danıştay’a da dava açmıştı.

Bir dönem Türk Tabipler Birliği yüksek onur kurulu üyeliği de yapan Prof. Dr. Bahar Gökler, 2016 yılında Amerikan Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Akademisi Uluslararası Bilim İnsanı Ödülü'nü almıştı.

İşte başörtüsü karşıtı derneğin o açıklaması

Çocuk İstismarı ve İhmalini Önleme Derneği'nin ilköğretimde başörtüsü serbestisine itiraz ettiği metnin tamamı:

"Ülkemizde son yıllarda eğitim alanında çocuklarla ilgili bilimsel verilerle bağdaşmayan bazı uygulamaların art arda yer aldığı görülmektedir. Bunun son örneği kız çocukları ile ilgili çıkarılan; okullarda 5. sınıftan başlayarak, kız çocuklarının başlarını bağlayarak okula gönderilmesinin serbest bırakılması ile ilgili yönetmeliktir. Bu yönetmeliğin çıkarılış gerekçesi 'çocuklara daha geniş bir özgürlük tanımak' ise, bu tümden bilimsel doğrularla çelişen bir bakış açısıdır.

Ülkemizde geleneksel aile yapısının ve dinsel tabularla desteklenen aile içindeki feodal tutumun özellikle kız çocuklarını ikinci sınıf kılan, baskılayan, değersizleştiren, kız-erkek eşitsizliğini, cinsel ayrımcılığı öne çıkaran özellikler taşıdığı yadsınamaz bir gerçektir. Bu bağlamda ülkemizde geleneksel aile yapısının hüküm sürdüğü, kapalı ailelerden gelen kız çocukları, bu yönetmelik gereğince, başları bağlanarak okula gönderilecektir. Bu durumun kız çocuklarının bilişsel, ruhsal ve sosyal gelişimleri üzerindeki olumsuz etkileri bilimsel veriler ışığında tartışılmaya çalışılacaktır.

Kendilik gelişimi kuramcılarının tanımlamalarıyla kendilik, kişiyi bedensel ve ruhsal yönleriyle tüm olarak içeren, bireyi başkalarından ayıran bir kavramdır. Çocuklukta bedene ilişkin imgelem ya da tasarımlar, çevrenin ve erişkinlerin çocuğa sağladığı duygusal veriler ve geri bildirimler yoluyla oluşur ve yönlendirilir. Bu açıdan bakıldığında başı bağlandığında, çocuk kendisini 'farklı' bir zihinsel ve bedensel imgelemde algıladığı gibi; gerekçelerini ve nedenlerini, yaşı gereği henüz tam anlayamadığı ve bilişsel olarak kavrayamadığı dinsel ve sosyal gereklilikler nedeniyle, bir çocuk olarak kendini yeterince sergileyemeyecek, doğal bir biçimde oyun oynaması, özgürce ve engellenmeden merakını giderebilmesi, kendini sözel ve davranışsal olarak dışa vurarak gerçekleştirmesi kısıtlanacaktır.

Başı bağlı olmanın getirdiği dini ve sosyal gereklilikler bir kız çocuğu olarak, bunun kendini tanıma, kendi gereksinimlerinin farkına varma, kendi iç gücünü, yeti ve becerileri doğrultusunda kullanabilme ve bu yönde yetişkinler tarafından destek görme gereksinimini engeller. Tam tersine öğrenme kuramı açısından baş bağlama ile birlikte gelen dinsel ve sosyal sınırlamalar çocuk için davranışı belirleyen 'pekiştireçler' olarak, onda kendini açamama, sessiz, edilgin ve kapalı kalma, oyundan ve merakını kamçılayan etkinliklerden uzak durma, sorgulamadan kabul etme, kendini tanımaya ve tanıtmaya yönelmeme ve bu konulara yaklaşmamayı öğrenme gibi koşullanılmış davranış örüntülerine yol açar ve onun kendilik gelişimini ve kimliğini olumsuz yönde etkiler.

Bastırılmış ve kabul görmemiş olan çocukluğa özgü gelişimsel gereksinimler, kendiliğin çekirdek yapısında bozulmaya ve kendiliğin oluşumu ile ilgili psikopatolojilerin ortaya çıkmasına neden olur. Yaşa uygun kendini sergileme, kendini dışa vurabilme gereksinimi, kendi yetileri ve iç gücünü amaçları uğruna harekete geçirebilme itkisi engellendiğinde, çocukta yeterli enerji ve canlılığın olmayışı, açık depresyon, düşük benlik saygısı, kendi ile ilgili hoşnutsuzluk, coşku ve girişim azlığı, amaçlara ilişkin uzun süreli yatırımların yetersizliği söz konusu olur. 

Gelişim süreci içinde, kimliğin ya da kendiliğin bir boyutu olan “cinsel kimlik” çocuğun kendi bedeni ile ilgili algıları, çevreden gelen uyaranlar, ailenin çocuğu kız ya da erkek olarak onadığına ilişkin bilinçli ya da bilinç dışı yönelimler, sözel-sözel olmayan iletiler sonucu edinilen bir içsel duyumdur. 

Kız çocuğunun başının bağlanması onda bu “cinsel kimliğin”, yani “kız kimliğinin” tehlike içeren, tehdit oluşturan bir kimlik olduğu, onanılmadığı ve saklı-gizli tutulması gereken bir kimlik olduğu algısını yaratır. Dolayısıyla kız çocuğu kendi cinsel kimliğini onaylanmaz, güvenilmez bir kimlik olarak üzerinde taşır; bu durum çocukluk, ergenlik ve erişkinlikte cinsel kimlikle ilgili sorunları da beraberinde getirecektir. 

Kız çocuğuna bir cinsel nesne gibi bakmak ve bu nedenle çocuğu kapatmaya ve örtmeye çalışmak tartışmasız bir “çocuk istismarı” ve aynı zamanda bir çocuk olarak onun gelişimsel gereksinimlerini görmezden gelmede açık bir “çocuk ihmali” durumudur. 

Kız çocuklarının başlarının bağlanması kızların erkeklerden farklı olduğunu vurgulayarak, toplum içinde ona göre davranmaları gerektiği ile ilgili olumsuz bir yükümlülük getirmektedir.

Bu durumu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 1., 7. ve 10. maddeleri açısından ele aldığımızda;

1. Madde “çocukların haklarından din, dil, ırk, renk, cinsiyet, milliyet, mülkiyet, siyasi, sosyal sınıf ayrımı yapılmaksızın yararlanması”gerektiğini açıklar.

7. Madde “çocukların genel kültür ve yeteneklerini, bireysel karar verme gücü, ahlaki ve toplumsal sorumluluğu geliştirecek ve topluma yararlı bir üye olmasını sağlayacak eğitim hakkından” söz eder.

10. Madde de “ Çocuk ırk, din ya da başka bir ayrımcılığı teşvik eden uygulamalardan korunacaktır” vurgusunu getirir.

Ülkemiz Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni onaylayan ve sözleşme maddelerine uyma yükümlülüğünü üstlenmiş olan bir ülke olarak, evrensel çocuk haklarının gerisinde kalma, çocuklar arasında ayrımcılık yapma ve eşitsizliği körükleyen kararlar alma gibi bir yaptırım içinde olamaz, olmamalıdır. Bu bağlamda orta öğretimde, yani 10 yaşından itibaren başörtüsünün kız çocukları için okullarda serbest bırakılması ile ilgili yönetmeliği - açıkladığımız bilimsel gerekçeler ve belirtilen yükümlülükler açısından -  tümüyle yanlış bulduğumuzu bildiriyor; bunu kamuoyu ile paylaşma gereksinimi duyuyor ve yurttaşlarımızı bu konuda ciddi bir duyarlılığa ve bilinçlenmeye davet ediyoruz. 

Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği Yönetim Kurulu Adına 

Başkan / Prof. Dr. Bahar Gökler

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.