Okur Postası

Bu yılın ramazanı (1441) 2020

Gazetemiz okurlarından M.Fatih Kahraman, "Bu yılın ramazanı (1441) 2020" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Bu yılın ramazanı (1441) 2020
-

Son yıllardaki Ramazan ayları İslam coğrafyası ve ülkemizde çeşitli acı, kan ve gözyaşı kokan terör, şiddet ve değişik imtihanlarla geçiyordu. Görünen o ki,  bu yıl mübarek Ramazan ayına biraz daha garip ve buruk bir şekilde girmiş olacağız. Yani olumsuzlukların dozu daha da artarak devam ederken kendimizi bu başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden azat olmak diye ifade edilen Ramazan ayında bulmuş olacağız ki, dileğimiz on bir ayın sultanı, yüce Allah’ın keremiyle cümlemize sağlık, afiyet, gönül huzuru ve barış getire.

Bütün dünyayı korkutan, adeta eve hapsedip içeri tıkan, sosyal hayatı, cami ve cemaati dağıtıp, Kâbe’de tavafı, Ravza’da ziyareti inkıtaa uğratan ve teravihi toplu halde kıldırmayacak olan bir virüs bizleri alabildiğine yalnızlaştırıp tehdit etmeye devam etmektedir. Camiler cemaatle, tekbirlerle, salâvatlarla şenlenmeyecekse, iftarlar birlikte yapılmayacaksa, kâriler mukabeleler okumayacaksa, zaman ve zemine göre vaaz-u nasihatler edilmeyecekse heyecansız, şevksiz bir Ramazan ayı sizce de garip ve buruk geçmez mi?

İşin edebiyatını elbette yapanlar olacaktır. Bulduğunuzla yetinin diyenler eksik olmayacaktır. Fakat yılda bir günahlardan arınma, kullukta yoğunlaşma ve Kur’an’ın okunup anlaşılarak gereğince yaşayıp topluma uyarlamak için ilâhî bir lütuf olan Ramazan’ın bireysel ve yavan geçirilmesi oldukça dokunaklı bir vaziyettir doğrusu. Nitekim Peygamber Efendimiz (a.s.) bir hadisi şerifinde 3 grup insan hakkında ‘burunları yerde sürtülsün’ buyuruyor. O insanlar şunlar:

‘’Ramazan girip çıktığı halde günahları affedilmemiş olan insanın burnu sürtülsün. Anne ve babasına veya bunlardan birine yetişip de onlar sayesinde cennete girmeyen kimsenin de burnu sürtülsün. Ben yanında zikredildiğim zaman bana salât okumayan kimsesinin de burnu sürtülsün!” (Tirmizi, Daavat, 110)

Başka bir hadisinde Efendimiz (s.a.v.): “Kişi büyük günahlardan kaçındığı takdirde, beş vakit namazlar, cumadan cumaya ve Ramazan’dan Ramazan’a, aralarında işlenen günahlara kefarettir.”

Bireysel olarak tutacağımız oruçların sevabını elbette ki alacağız. Lakin bu din öyle bir din ki, bireysel olmanın ötesinde daha çok toplumsaldır. Yani ‘sallabaşını al maaşını; kıl beşini, bitir işini’ kabilinden bir mesele değildir bu.

Resulullah (s.a.v.) Efendimiz: “Kim Allah’a inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır” buyurmuştur, ancak bu şekilde kulluk bitmiş olmuyor ki! Biz sadece Ramazan’a mahsus Müslüman değiliz ki! Bu mübarek ayda edindiğimiz güzel hasletleri ve disiplini diğer aylara da teşmil edip her mekân ve zeminde inanç ve amellerimizin tezahürlerini takatimizce göstermekle mükellefiz aynı zamanda. İşte bu da cemaatle, halk ile toplum ile olur. İnanmış insanların haftalık bayramı olan cumalarımızı da kaç haftadır kılamıyoruz. Bunda da vardır bir hayır ama ne yazık ki; eğer ders alınıp kendimize bir çekidüzen vermezsek garipliğimiz ve burukluğumuz daha nice sürebilir Allah korusun. Maruz kaldığımız bu büyük korona virüs sınavı bağlamında ibretle süreci takip edip hatalarını, kusurlarını ve günahlarını gözden geçirip toparlananlar olabildiği gibi, tam tersine hasbelkader bu sınavdan sağ salim çıktıktan sonra bırakın kaldığı yerden isyana devam edenleri, hiçbir şey olmamış gibi daha da beter bir şekilde kudurup azgınlaşanlar da olabilecektir.

Bütün temennimiz bu yılki Ramazan ayının hayırlara vesile olup zalimin-mazlumun, zenginin -fakirin, güçlünün-zayıfın, büyüğün-küçüğün, âlimin-cahilin, kadının-erkeğin, evlinin-bekârın, öğretenin-öğrenenin, yönetenin-yönetilenin kendince birtakım dersler çıkarıp dünyamızı daha yaşanabilir hale getirmek için ellerinden geleni yaparlar. Aksine biz insanlar hormonal yapıyla, terörle, gaspla, hile hurdayla, aldatmayla, zulümle, baskıyla, tehditle, şantajla, bencillikle, hırsla, kibirle şeytanlaşıp dünyamızı cehenneme çevirmiş oluruz. Velâkin en üstün varlık olarak, duyu organlarına sahip ve akıllı yaratılmış insanların dünyası böyle olmamalıydı zaten. Bugüne kadar madem haksızlık, kan, gözyaşı, her türlü büyük-küçük günahların işlendiği bir dünyaydı. Hiçbir yerde huzur yoktu. Bari bu mübarek Ramazan ayını sebep sayarak hazır kendimizle baş başa kalmışken güzel ve doğru bir karar alıp aynı hataları yapmamaya ve çocuklarımıza yaşanabilir bir dünya bırakmaya söz verip yeni bir defter açalım diye niyaz ediyoruz.

Allah’tan hiçbir zaman umut kesilmez, biz kullar halimizi değiştirmedikçe Allah da değiştirmez. Biz O’na, O’nun elçisi Efendimiz (a.s.)’in yoluna uyarsak Rabbimizin de inayetiyle güzel günlerimiz olacaktır diye düşünüyor ve inanıyoruz.

 Ramazan ayının maddi-manevi refahımıza, sağlık ve afiyetimize vesile olmasını canı gönülden dileyerek Rahman ve Rahim olan Rabbimizin biz kullarına öğrettiği şu duayla konumuzu noktalıyoruz:

“Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru!” Âmin!

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.