Okur Postası

Cahilliğin rengi

Gazetemiz okurlarından M. Fatih Kahraman, “Cahilliğin rengi” başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Cahilliğin rengi
-

M. Fatih Kahraman

Cahilin kalbi ağzında, akıllının dili kalbindedir.”

Cahillik, acaba bilmezlikten mi, bilmezlikten gelmekten mi? Ya da cahillik gafletten, duygusallıktan veya inattan mı, diye insanın aklına gelebilir. Kimileri sözlüklerdeki anlamına göre cahil; eğitim, öğretim görmemiş ve belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan kişi demektir derken kimileri de cahil aslında bilgisiz kimse değildir; bilakis bilen ama bildiğini yanlış bilen doğruyu da kabul etmeyendir demektedir. İşte bu çerçevede meseleye bakıldığında cahillik beraberinde suç ve günahı getiren yanlış bilgidir diyebiliriz.

Her ne kadar cahilleri toplum üretiyorsa da, toplumu da cahiller bozmaktadır. İşin ucu gelip eğitime dayanmaktadır. Ancak eğitim, öğretilerek kâl ile değil de hâl ile olması gerektiğinden dolayı cehaleti bitirip cahillik atılamadığı gibi adeta mevcut öğretim sistemiyle ruhsuz diplomalı cahiller üretilmektedir. Başka bir ifadeyle doğru bilinen o kadar yanlış ve yanlış bilinen o kadar doğru var ki! Böylesi bir hengâmeden kurtulmanın tek yolu fıtrata uygun bir eğitim vermek ve almaktır.

Üç türlü cehalet olduğu ifade edilmiştir:

1- İnsanın bilgiden yoksun olması.

2- Bir şeye, olduğundan başka biçimde inanmak.

3- Bir şeye, hak ettiğinden başka bir şekilde davranmak. (İsfehanî, Müfredât, c-h-l  Maddesi)

Cahilliğin alametleri bağlamında şunları söyleyebiliriz, cahiller:

Bilmedikleri bir şey yoktur; her şeyi bilirler(!).

Menfaatleri her şeyden önce gelir.

Olur-olmaz şeylere kızıp şiddete başvururlar. Zira çok cesurdurlar (!), korkmazlar.

Şımarıktırlar, âlemi kendileri için yaratılmış sanırlar.

Egoları çok yüksektir, kendilerinden söz etmekten hoşlanırlar.

Kendilerine cahil denilmesinden rahatsız olup kırılırlar.

Az düşünüp rastgele çok ve boş konuşurlar. Dinlemeyi de bilmezler.

Rahatlıkla üste çıkıp sizi cahillikle suçlayabilirler.

Alaycıdırlar. (Bakara, 67) Hiçbir ciddi konuları yoktur aslında.

Değişim ve dönüşüme kapalıdırlar.

Âlim ve işin uzmanı olmanız onları hiç etkileyip ilgilendirmez.

Hamaset yaparlar, ırk, milliyet ve birtakım hazır bulduklarıyla övünürler.

Kendi yanlış düşünce ve görüşlerini size dayatmaya kalkarlar.

Doğruyu merak edip araştırmadıkları gibi başkalarının ifade etmesinden rahatsız olurlar.

Sesleri çok çıkar ama içleri boştur.

Merhametleri yoktur, lütuf ve ihsan bilmezler.

Sevap değeri olmayan fuzuli harcamalarda bulunurlar.

Sırlarını her yerde rahatlıkla ifşa ederler ve sır tutmazlar.

Önüne çıkan herkese safça inanıp güvenirler.

Dost ve düşmanlarını ayırt etmezler.

İyiliği emredip kötülükten alıkoymazlar. (A’raf, 199)

Hakikate rağmen zan ile hareket ederler. ((Hud, 46)

Nefsanî arzularının peşinden koşarlar. (Yusuf, 33)

İlahî buyrukları önemsemezler. (Bakara, 67)

Emaneti korumayıp ihanet ederler. (Ahzab, 72)

Yüce Allah’a ait olan bazı vasıfları başkalarına da çok çabuk yüklerler. (A’raf, 138); (Zümer, 64)

Hz. Peygamberin getirdiği ve tebliğ ettiği öğretileri hesaba almazlar. (Ahkaf, 23); (Hud, 29)

Bencil davranıp kimseyle ilgilenmez ve yardımcı olmazlar. (Bakara, 273)

Ellerindeki nimetlere şükretmeyip başkalarının elindekini kıskanırlar. (Yusuf, 89)

Sağlam ve salih bir amelleri olmadığından güzel işler ortaya koyanları tökezletmeye çalışırlar. (Furkan, 63)

Bunca tespitten sonra cahilliğin renginin kirli beyazdan tutun da siyaha kadar her tonda karşımıza çıktığını söylemek mümkündür.

“Her şey bir şeydir de cahillik hiçbir şey!”

“Hatalı insana hatasını göster, sana teşekkür eder. Cahil kişiye hatasını göster, sana küfür ve hakaret eder.”

“Cahile söz anlatmak, köre renk tarifi gibidir.”

“Cahilleri kimse yenememiştir; onun için onlarla münazara, münakaşa ve musahabe (sohbet) yapılmaz.”

“Cehaletin kültürüne kitap gerekmez,

Ciddiyetle bir cahile hitap gerekmez!” vesselam.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.