Gündem

"Çeyrek asırlık mücadelede imza attığımız 'icat'lar!"

Ali Karahasanoğlu, Yeni Akit gazetesinin 26. kuruluş yıl dönümünü konu aldı. Akit’in kurulduğu günden bu yana vesayet odaklarına karşı yürüttüğü büyük mücadeleye değinen Karahasanoğlu “25 yıllık geçmişe baktığımızda ilk günkü manşetimizin çeyrek asra damga vurduğuna şahit oluyoruz” dedi.

Yeni Akit gazetesi, 26 yıl önce bugün "Beklenen Vakit" adıyla kuruldu. Ve o tarihten günümüze kadar haksızlığın karşısında ezilenlerin sesi oldu, vesayet odaklarına karşı dimdik ayakta durdu.

Yeni Akit yazarı Ali Karahasanoğlu "Çeyrek asırlık mücadelede imza attığımız 'icat'lar!" başlıklı bugünkü köşe yazısını Akit’in 26 yıllık mücadelesine ayırdı.

İŞTE O YAZI;

Dindar insanların, gölgelerinden korktukları bir dönemde yayın hayatına başladı, Beklenen Vakit

Yani Akit.

2.5 yıl öncesinde, haftalık Cuma dergisi ile yola çıkan ekip, 12 Eylül 1993’te Beklenen Vakit ile, artık okuyucusuna her gün ulaşacaktı..

İlk manşet, “İmam Hatipliler üvey evlat mı?”

O günden bu yana..

İmam Hatiplilerin dışlandığı dönemler oldu..

Orta kısmının kapatıldığı, lise kısmının üniversiteye girişte çıkartılan katsayı engeli ile kapanmıştan beter edildiği dönemleri yaşadık..

Bugün o İmam Hatipler, artık milyonlarca öğrencisi ile, bütün Türkiye’nin gözbebeği..

İmam Hatiplerin, bugünlerde bile konuşulan en aktüel konulardan birisi olması, Beklenen Vakit’i çıkartan ekibin ilk manşetinin ne kadar doğru bir seçim olduğunu gösteriyor.

Bir anlamda..

İlk günkü manşetimizin, çeyrek asra damga vurduğuna şahitlik etmiş oluyoruz..

25 yılı doldurduğumuz bugün itibari ile geçmişe baktığımızda..

Kimlerle mücadele ettik?

En başta, askeri vesayet ile mücadele ettik..

Dokunulamayan, aleyhine tek satır eleştiri getirilemeyen generallere, gerek başörtü yasağı konusunda, gerekse askeriyedeki ibadet hakkının kısıtlanmasına yönelik uygulamalar sebebi ile eleştiriler getirdik..

Bakmayın siz, bugün piyasada ahkam kesen generallerin, “Kışlada ne zaman başörtü yasağı olmuş” palavralarına..

Akit’in arşivi açıldığında, kışlayı geçin, eşi başörtülü olduğu için ihraç edilen subayları görürüz.

Kışlayı bir kenara bırakın, lojmanda dahi başörtüye izin verilmediği için, başörtülü eşini arabanın bagajına saklayarak lojmandaki kontrol noktasından geçebilen subayların varlığına şahit oluruz..

Bunların haberlerini yaptık..

İyi ki de yaptık..

Yoksa, bugün Balyozcu generallerin anlatımı karşısında, “Acaba biz mi yanılıyoruz? Askerin başörtü ile hiç derdi olmadı da, biz mi hayal gördük” bile diyebilirdik..

Mücadelemiz sadece askeri vesayetçilerle miydi?

Askeri vesayeti, bu ülkenin insanlarının gözünden kaçıran, hatta askerin siyasiler üzerinde vesayet hakkının çok doğru bir uygulama olduğu tezini savunan kartel medyası ile mücadele ettik..

TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesini önümüze koyup, “Askerin darbe yapma hakkı kanundan kaynaklanmaktadır” diyen ahlaksızları gördük..

O tarihteki Sabah grubu ile.. 

...YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYIN...

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.