Gündem

Çocuk icrası tam bir zulüm

Boşanma ile sonuçlanan evliliklerde bütün ağır yükü çocuklar çekiyor. Anne ile baba arasında paylaşılamayan çocuklara çoğu zaman haciz işlemi uygulanıyor. Eşya yerine konulan çocuklar haciz memurları ve polisler eşliğinde haczi gerçekleştiren aile üyesine veriliyor. Çocukların çığlıkları ise vicdanları yaralıyor. Çocuk icrasına ise tepkiler çığ gibi büyüyor.

Çocuk icrası tam bir zulüm
-

 Oğuzhan Gültekin  Ankara 

Geçtiğimiz günlerde Denizli’de 16 yaşında bir kızı velayeti babasında olduğu halde ve kızın  “Ben gitmek istemiyorum, beni zorla götürüyorsunuz. Baba, istemiyorum” diyerek, uzun süre gözyaşı dökmesine rağmen zorla annesine götürülmesi büyük tepkiyle karşılandı. Konuya ilişkin Akit’e değerlendirmede bulunan Süresiz Nafaka Mağdurları Platformu Sözcüsü Mesut Arabul, çocuk icrasının insanlık suçu olduğunu ve kesinlikle son bulması gerektiğini vurguladı. Mesut Arabul, “Artık ülke olarak bu ayıptan vazgeçilmeli. Devlet bu konuda elde ettiği maddi kazancı, kazanç olarak görmemeli. Çocuk icrası konusunda 2 yüz TL ile 6 yüz TL arasında bir masraf alınıyor. Çocuğunu zorla almak isteyenler İcra Müdürlüklerine giderek icra memuru alınıyor, polis memuru alıyor, pedagog alıyor ve bunların hepsini verdikleri o paralarla getiriyor. Bu elemanlar devlete bağlı ama kişilerin verdiği o paralarla çalışıyorlar” diye konuştu.

Çocuk icrası insanlık suçudur

Bahsi geçen kızın annesine gitmek istememesine rağmen zorla götürülmesinin de dikkat çekici olduğunu dile getiren Arabul, “Bu konu başlı başına yanlış. Sonuçta böyle bir durum çocuğun gelişimini ve aile olan bakışını büyük oranda etkileyecektir. Tıpta Ebeveyne yabancılaşma sendromu (EYS) adı verilen bir durum söz konusu. Velayeti elinde bulunduran kişi çocuğuyla iyi ilgilendiği için veya art niyetli bir şekilde çocuğu anne ise babaya, baba ise anneye karşı dolduruşa getirdiği için çocuklar anne veya babayı görmek istemezler. Bu durumda cinsiyet ayrımı yapmak doğru olmaz. O yüzden bunlarında incelenerek çocuk icrasından vazgeçilmesi gerekiyor. Bunun yerine kesinlikle ortak velayet getirilmelidir. Bu konu çocuk icrasından daha rahat uygulanabilir. Buna örnek olarak bir baba veya anne çocuğunu görebilmek için her ayın iki haftası birer gün, üç saat görüyor ya da ara tatilde 10 gün görüyor. Bu çocukta görmediği anne veya babaya normal şekilde davranmıyor. İster istemez bir yabancılaşma olabiliyor. Burada bu olayda devletin yanlışı var. Ama ortak velayet getirildiği zaman bu yanlış düzeltilebilir” dedi.

Devlet insanlık suçu işliyor

Devlet velayeti bir kişiye vererek insanlık suçu işliyor” diyen Arabul, “Devlet aileleri birbirinden koparıyor. Tamam, anne ve baba birbirinden ayrılmış olabilir ama iki insanı birbirine bağlayan bir etken var o da çocuk. Çocuklar anne ve babasından ayrılamaz. Ayrılmaması için devletin yapması gereken öncelikle dediğimiz gibi ortak velayet çalışmasıdır. Çocuk karşı tarafla görüşmek istemiyorsa bile pilot bölgelerde belirlenen kuruma velayet sahibi çocuğunu bırakır. Bu konuda devlet önce çocuk icrasında elde ettiği kazancından vazgeçmeli” ifadelerini kullandı.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.