Gündem

Cumhurbaşkanı’nın kızları da 28 Şubat’ı temyiz etti

Mağdurlarının peş peşe temyiz ederek Yargıtay’a taşıdığı 28 Şubat davası kararlarını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızları Sümeyye Erdoğan Bayraktar ile Esra Albayrak da temyiz etti. Akit, Bayraktar ve Albayrak kardeşlerin temyiz dilekçesine ulaştı. Sanıkların mahkemeyi oyalayarak yalan söylediklerine dikkat çekilen dilekçede Akit’e yapılan baskın da unutulmadı.

Cumhurbaşkanı’nın kızları da 28 Şubat’ı temyiz etti
-

Ülke tarihine kara bir leke olarak kaydedilen 28 şubat dönemine ilişkin darbecilerin yargılandığı davanın mağdurlarından olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kızları Sümeyye Erdoğan Bayraktar ve Esra Albayrak da Ankara Bölge İdare Mahkemesi (İstinaf) 21. Ceza Dairesi’nin vermiş olduğu kararı temyiz ederek davayı Yargıtay’a taşıdı. Akit’in ulaştığı dava dilekçesinde gazetemize yapılan baskın da unutulmadı. 28 Şubat cuntasının 1999 yılında Batı Çalışma Grubu (BÇG) marifetiyle gerçekleştirdiği baskı ve yıldırma kapsamındaki eylemler, “Akit'e baskın. Terörle Mücadele Şubesi, DGM'nin talimatı doğrultusunda gazetede arama yaptı” ifadeleriyle dilekçede yer aldı.

Tarih vererek anlattılar

Darbe dönemine ilişkin sanıkların yapmış olduğu olayların tarihleriyle anlatıldığı dilekçede şu ifadelere yer verildi: “Memur sınavına türbanlılar alınmadı. 19 Ekim: DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, milletvekili Merve Kavakçı'nın evine önce polis gönderdi. Sonra kapısını kırmaya gitti. Pakistan'da darbe yapan Genelkurmay Başkanı Org. Perviz Müşerref, ‘Atatürk'ü örnek aldığını ve Türkiye'dekine benzer bir milli güvenlik kurulu oluşturacağını’ söyledi. İmam Hatip Lisesi (İHL) öğrencilerinin türbanla derslere girmesi yönünde karar veren Bursa 2. İdare Mahkemesi Başkanı Sabrı Ünal, görevinden alınarak Aydın Bölge İdare Mahkemesi'ne sade üye olarak atandı. 23 Ekim: Ahmet Taner Kışlalı'nın cenazesine Ankara'daki bütün subay ve astsubaylar üniformalarıyla katıldı. Kocatepe Camii önünde bir grup ‘Kahrolsun Şeriat!’ diye bağırdı. 29 Ekim: MGK önceki günkü toplantısında asker kanadı, RTÜK'ü de gündeme getirdi. Bölücü ve irticai televizyon ve radyo yayınlarının arttığına dikkat çeken askerler, daha sert yaptırımlar için RTÜK yasasında değişiklik istedi. Akit'e baskın. Terörle Mücadele Şubesi, DGM'nin talimatı doğrultusunda gazetede arama yaptı. 12 Kasım: Bolu ve Düzce, 7.2'lik depremle sarsıldı. 10 Aralık: Danıştay oybirliğiyle aldığı kararda: ‘Laik eğitime, yüksek öğretim düzenine aykırı eylemler, demokratik olamaz. Rektör üniversitede huzur bozan eylemleri, laiklik ilkesini de gözeterek önleyebilir’ dedi. 12 Aralık: İnsan Hak ve Özgürlükleri Platformu, ‘inanca, düşünceye ve emeğe saygı’ için el ele zinciri oluşturdu. Türkiye çapında oluşturulan zincire, yasağa rağmen on binler katıldı. 16 Aralık: Yeniden Doğuş Partisi Genel Başkanı Hasan Celal Güzel hapse girdi. Güzel'e 1997'de Kayseri'de türban yasağına ilişkin sözleri üzerine dava açılmıştı. 7 Ocak: IMF Türkiye'ye yerleşiyor. Açılacak şube, ekonomimizi denetleyecek. 13 Ocak: TÜSİAD Raporu'nda İHL'lere kız öğrencilerin alınmaması ve nüfus cüzdanlarından din hanesinin kaldırılması istendi. 17 Ocak: Hizbullah operasyonu. Hizbullah'ın lideri Velioğlu, Beykoz'daki çatışmada ölü ele geçirildi. MİT, Apo operasyonu için Cavit Çağlar'ın özel uçağını 200 bin dolara kiralamış. 10 Şubat: Cübbeli Ahmet Hoca'ya ait Çavuşbaşı'ndaki Fetih Külliyesi'ne devlet el koydu. 12 Şubat: Eskişehir Özel Tip cezaevine nakledilen İBDA-C'lilerin saç ve sakalları zorla tıraş ettirildi. 16 Şubat: Hürriyet Gazetesi: İslamcı aydın ve yazarlar, Hizbullah vahşetinin ardından Siyasal İslam'dan çark ederek, ‘Din ideoloji değildir’ demeye başladılar. 27 Şubat: Başsavcı Vural Savaş: ‘Parti kapattıran Anayasa hükmü değiştirilirse laik cumhuriyet savunmasız kalır.”

Kendi yalanlarını çürüttüler

Dava dosyasında sanıklara isnat edilen suçlamaların, sanıkların savunmalarına karşılık Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki mütalaası, sanık beyanlarına karşın delillerin değerlendirilmesi, BÇG ile ilgili savunmaların değerlendirilmesi ve tanık beyanları aşamalarında görüldüğü üzere delillerle sabit olduğu belirtilen dilekçede şu ifadeler yer aldı: “Dönemin Genelkurmay Başkanı İ. Hakkı Karadayı’nın ‘Batı Çalışma Grubu’nun çalışmalarından bilgim ve haberim yok’ beyanına karşı, sanıkların ‘BÇG’yi İ. Hakkı Karadayı’nın bilgisiyle kurduk’ beyanları arasındaki çelişki,  darbe suçunun işlendiğini başka hiçbir delile ihtiyaç bırakmayacak şekilde ispat etmektedir. Sanıklar ve sanık müdafileri, mahkeme huzurunda yapmış olduğu savunmalarında, pişman olmadıklarını, bugün olsa yine aynı eylemleri yapacaklarını beyan etmişlerdir. Hiçbir pişmanlık emaresi göstermeyen sanıklara takdiri indirim uygulanması hatalıdır. Pişmanlık hükümlerine dayanılarak indirim yapılması ve lehe kanunun uygulanması mümkün değildir. Tüm sanıklar istenen cezaları almalıdır.”
Yeni Akit Gazetesi

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.