Aktüel

Darbeciler Bediüzzaman Said Nursi'nin naaşını denize mi attı? Türkeş ölmeden önce açıklamış!

Ölümünün 22. yılında anılan Alparslan Türkeş 27 Mayıs darbesinin içinde yer almıştı. Bu yüzden sık sık Said Nursi'nin mezarıyla ilgili sorulara da muhatap oluyordu.

Darbeciler Bediüzzaman Said Nursi'nin naaşını denize mi attı? Türkeş ölmeden önce açıklamış!
-

Alpaslan Türkeş ölümünün 22. yılında anılıyor. 27 Mayıs darbesinin içinde yer alan Türkeş, hayatta olduğu dönemlerde sık sık Said Nursi'nin mezarıyla ilgili sorulara da muhatap oluyordu. Çünkü 23 Mart 1960 yılında Şanlıurfa'da vefat eden Bediüzzaman Said Nursi'nin mezarı 27 Mayıs darbecileri tarafından bir gece ansızın Urfa'dan kaçırılmıştı. 

Bununla ilgili Türkeş, farklı cevaplar vermişti.

"Devlet vatandaşını denize atmaz"

Yeniçağ Yazarı Arslan Tekin 2006 yılında konuyla ilgili köşesinde şunları yazmıştı:

"Masamda bir dergi duruyor: "haber ajanda-aylık siyaset, strateji ve toplum dergisi"... Tam adı ve yazılışı böyle... Yıl: 1, Sayı: 4, Temmuz 2006. Geçen ayın dergisi... Büyük boy kuşe kağıt, renkli... 130 sayfa... Bugün yarın beşinci sayısı da çıkacak. Dergide bir piyasa kitabında ortaya atılan Said-i Nursî’nin naaşının denize atıldığına dair iddiasına nokta konuyor. Derginin kapağında Said-i Nursî’nin büyük boy fotoğrafı yer alıyor. Etek kısmına: "Devlet vatandaşını denize atmaz" yazıyor. Başlık altını da verelim: "Said-i Nursi gerçeği: Denize mi atıldı, Isparta mezarlığında mı yoksa çınar ağacının altında mı? İhtilalciler arasındaki oyun içinde oyunu Haber Ajanda açıklıyor...

Meçhul yere cesedi gömen askerler

"Haber Ajanda"nın "oyun içinde oyun" dediğini ne imiş? Derginin 52. ve devamı sayfalar... "Muhip Alp" imzasıyla yazılmış uzun bir haber-hatıra-yorum: "Afyon-Isparta arasındaki çınar ağacı altında medfun bulunan Bediüzzaman’a yolu oradan her geçtiğinde Türkeş uğrayıp dua okudu zaman zaman... Ama Türkeş de tıpkı meçhul yere cesedi gömen askerler gibi bu devlet sırrını uzun yıllar sakladı, bunu çok az kişiyle paylaştı... Şimdi kimi Nurcular, Isparta şehir mezarlığında Said-i Nursi’nin ruhuna fatiha okuyorlar; kimileri de Urfa’da ilk gömüldüğü hazireye veya geniş Akdeniz deryasına bakarak onu yad ediyorlar. (...) Gerçek ne ’Efendi 2’de Soner Yalçın’ın anlattığı gibidir, ne de Aksiyon’da veya Hürriyet’te yazdığı gibi... Gerçek, Yeni Düşünce Gazetesi Genel Yayın Müdürü’ne çok özel bir sohbette olayı bütün çıplaklığıyla anlatan Türkeş’in anlattığı gibidir." 

Demek ki derginin kapağında verilen "Devlet vatandaşını denize atmaz" sözünü merhum Alparslan Türkeş söylemiş. Önce o zamanki "Yeni Düşünce" gazetesinin genel yayın müdürünün kim olduğunu bilelim: Lütfü Şehsuvaroğlu... Peki bu "haber-hatıra-yorum"u yazan Muhip Alp kim? O da Şehsuvaroğlu’dan başkası değil... ("Haber Ajanda"nın itici gücü de o.) Lütfü Şehsuvaroğlu’nun bir kimliği daha vardı: 12 Eylül’ün hemen öncesinde Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı... 12 Eylül’de Cunta dört yıl onu mahpusta tutuyor. Çıktıktan sonra "faaliyet"e devam ediyor. 1980’li yıllarda haftalık "Yeni Düşünce" gazetesi "tek ses"ti. 

"Said-i Nursî Isparta-Afyon arasında bir çınar ağacı altına gömüldü"

Said-i Nursî’nin yakınlarına "Bir çınar altında yatayım, mezarım bilinmesin." dediği hep yazılageldi. Türkeş, 1987’de Şehsuvaroğlu gazetenin genel yayın müdürü iken, Said-i Nursî’nin Isparta-Afyon arasında bir çınar ağacı altına gömüldüğünü söylüyor ve yerini de tarif ediyor. Ama Şehsuvaroğlu, Nursî’nin vasiyetine uymuş olacak ki, Türkeş’in tarif ettiği yeri açıklamıyor. Denize bir tabut atılmış; doğru ama tabut boş... Isparta mezarlığına defnedilmiş; ama başkası... Şehsuvaroğlu iddialı: Doğrusu meçhul çınarın altı... 

Bu iki eleştiri Türkeş'i hep rahatsız etti

Aynı konuyla ilgili 16 Ağustos 2003 tarihli Yeni Şafak'ta şu bilgiler yer alıyordu:

"MHP lideri Alparslan Türkeş, 27 Mayıs 1960'daki askeri darbede yer aldığı için 1970'li yıllarda Demokrat Parti'nin devamı olarak bilinen Adalet Partisi'nin mensupları tarafından hep eleştiriye maruz kaldı. İkinci bir eleştiri konusu da Said-i Nursi'nin naaşının askeri idare tarafından Urfa'daki mezarından bilinmeyen bir yere nakledilmesiydi. Bu iki eleştiri de MHP lideri Türkeş'i hep rahatsız etti. Türkeş, 27 Mayıs ve Said-i Nursi olayı hakkında çeşitli açıklamalar yaptı. Başbakan Adnan Menderes'in idamına karşı çıktığını, Said-i Nursi'nin naaşının ise kendisinin sorumluluğu dışında nakledildiğini belirtti. Said-i Nursi'nin mezarının herkesçe bilinmeyen bir yere defnedilmesi hususunda talebelerine vasiyeti vardı. Yine de naaşının 27 Mayıs'tan sonra askeri idarenin talimatıyla bilinmeyen bir yere nakledilmesi Nurcu çevrelerde eleştiri konusu yapıldı. Türkeş, Said Nursi'nin kayıp mezarı hakkında sorulara muhatap kaldı. Uzun yıllar suskunluğunu koruyan Türkeş, gazeteci Hulusi Turgut'a 1995 yılında anlattığı anılarında kayıp mezarla ilgili açıklamalarda da bulundu.

Milli Birlik Komitesi'ne gelen Said Nursi dosyası

Türkeş, 1995'de gazeteci Hulusi Turgut'a Said-i Nursi'nin naaşının naklinin Milli Birlik Komitesi toplantısında gündeme geldiğini belirtiyordu. Konuyu gündeme getiren - İçişleri Bakanı emekli general İhsan Kızıloğlu'ydu. Türkeş şöyle diyordu: "İhsan Paşa elinde bir dosya ile geldi. Bir konuda bilgi vermek istediğini söyledi. Paşanın Komite'ye anlattıklarına göre, 27 Mayıs'tan önce, Urfa'da vefat edip, oraya defnedilen Said Nursi'nin kardeşi, kendilerine bir dilekçe vermiş, ismi Mehmet olabilir, ama soyadı, kardeşinin soyadına benzemiyordu. Dilekçe sahibi, 'Ben Konya'da oturuyorum, oysa ağabeyimin mezarı Urfa'da. Sık sık ziyaret etmek istiyorum, iki şehrin arası uzak olduğu için her zaman ziyaret imkanı bulamıyorum' demiş. Paşa bize bunları anlattıktan sonra, 'Said Nursi'nin kardeşi kabir nakli istiyor' dedi. Dilekçe MBK'da Kızıloğlu tarafından okundu. Komitenin izin vermesi halinde, Cemal Gürsel Paşa'ya da arzedileceğini belirtti. Milli Birlik Komitesi kabrin nakline izin verdi. Olayın bize yansıyan şekli budur. Olayı böyle biliyoruz. Kızıloğlu'nun verdiği bilgi dışında ayrıntı alamadım. Zaten 13 Kasım oldu, biz yurt dışına çıkarıldık."

Türkeş: Hata yaptığımı düşünmüyorum varsa, Allah'tan af dilerim

Türkeş bu konuyu Arusilerin önde gelen isimlerinden Mehmet Faik Erbil'le de konuştu. Erbil, Said-i Nursi'nin naaşının bilinmeyen bir yere nakledilmesi hususunda MHP Lideri Türkeş'ten bilgi alıyor. Erbil, Said-i Nursi'nin naaşının nereye nakledildiğini belirtmekten kaçınıyor. Erbil, Said-i Nursi Olayı'nı da Türkeş'in ağzından şöyle aktarıyor: "Said-i Nursi bahsine gelince; Urfa'da Makam-ı İbrahim'den naaşını alıp..... nakletmemiz belki de doğru değildi. Kabir nakli gece uçakla üç kişi tarafından yapılmıştır. (...) İkinci bir Kâbe yapılmasından korktuğumuz için böyle davranmak zaruretini duymuş olduk. Burada niyetliyim halistir. Hata yaptığımı düşünmüyorum. Varsa, Allah'tan af dilerim."

"Said Nursi'nin mezarını kaldırmakla Nurculuk meselesini hallettik"

Araştırmacı yazar Necmettin Şahiner ise 23 Mart 2015 tarihli Sabah gazetesindeki beyanatında şöyle konuşmuştu:

"Alparslan Türkeş'le görüştüm. Yazılı olarak cevap vereceğini söyledi ama cevap vermedi. Bu soru ile muhatap olunca nedense çok kızıyor. Bana da kızmıştı. Said Nursi'nin mezar meselesi denilince alevleniyor, öfkeleniyor. 27 Mayıs'ta radyolarda konuşan darbenin kudretli albaydı Alparslan Türkeş. Elbette bu sorunun muhatabıdır. Ama asıl sorumlular kim derseniz. Birinci sorumlu Orgeneral Cemal Gürsel ve ikinci sorumlu İçişleri Bakanı Muharrem İhsan Kızıloğlu'dur. Ama Türkeş'in de işin içinde olduğunu biliyoruz. İhtilalden sonra yaptığı bir konuşmada kendisine Nurculuk sorulmuş ve "Biz Said Nursi'nin mezarını kaldırmakla o meseleyi hallettik" demiştir. 

Kaynak: Risale Haber

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.