Okur Postası

Deprem öldürmez, açgözlülük öldürür

Gazetemiz okurlarından Süleyman Alp, "Deprem öldürmez, açgözlülük öldürür" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Deprem öldürmez, açgözlülük öldürür
-

Süleyman Alp/İstanbul

Yaşadığımız küçük ölçekli bu deprem, bize tekrar 1999 yılı 17 Ağustos tarihini hatırlattı. İstanbul depremi gündemden tam da düşmüşken, olması gerektiğini tekrar hatırlattı. Ancak deprem ile ilgili halkın, devletin ve toplumun ne kadar hazırlıksız olduğunu görmüş olduk. İstanbul’da ciddi hiçbir yıkım olmadan, devletin her kademesi, iletişim ve ulaşım çöktü. 

Gelelim biraz detaylara.

Halktan çuval çuval para götüren GSM operatörlerinin, internet ve telefon hatlarının kilitlenmesi zaten başlı başına bir sorun. Her ne kadar açıklama yapsalar da efendim aynı baz istasyonuna binlerce kişi yüklendi diye mazeretler ileri sürülse de bu savunma tamamen boş bir avutmadan ibaret. “Para almasını biliyorsunuz da niçin daha geniş ve kuvvetli bir şebeke altyapı yatırımı yapmıyorsunuz?” Neymiş, Japonya’da herkes aynı anda yakınını aramazmış. Siz gözü yaşlı anneyi nasıl tutacaksınız, evladını aramasın diye; kardeşin kardeşi aramasını, babanın evladını aramasını nasıl engelleyeceksiniz? Hadi oradan, mevcut sistemin üzerine yatın, altyapı yatırımı yapmayın, para harcamayın, sonra da halkı suçlayın. Halkın, iletişime ihtiyaç duyduğu en önemli zamanlarda, siz tutun iletişimi kesin ve sonra da falan filan diye mazeret üretin, yok ya! Bu beceriksizlik bir yana, işi sadece operatör firmalarından para almak ve kullanıcılardan GSM kullanım bedeli vergisi almak olan, “İletişim Bakanlığının ve BTK’nın” bu konuya “duyarsız olması ve üç maymunu oynaması” ise daha vahim. Sanki kendileri Mars’ta yaşıyor, beyzadelerimiz. Depremde ikinci büyük sorun ise kentsel dönüşüm vahameti. Kentsel dönüşümün, sadece “bina yenilenmesi” olarak algılanması ve uygulanması çok üzücü bir durum. Kentselin, bloklar halinde ve devlet eliyle organize edilmesi gerekirken, devlet bu işi müteahhitlerin vicdanı ile ev sahiplerinin açgözlülüğü arasına bırakmış durumda. Ev sahipleri hem pastam dursun hem karnım doysun diyor.

Kentsel dönüşüm inşaat firmaları, lisanslanmalı ve vatandaştan değil Şehircilik Bakanlığı’ndan iş almalı. Dolayısı ile ev-arsa sahiplerinin abuk sabuk istekleri engellenmiş ve inşaatları yarıda bırakıp kaçan, iskân almayan müteahhit devri bitmiş olur. Kurulacak onaylı kentsel dönüşüm ajansları, halk ile irtibatı sağlamalı ve kentsele girecek binaları tespit etmeli. Deprem öldürmez, açgözlülük öldürür. 

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.