Okur Postası

“Devrimci” Erdoğan!!

Gazetemiz okurlarından Güngör Ulusoy, "“Devrimci” Erdoğan!!" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

“Devrimci” Erdoğan!!
-

Güngör Ulusoy/İzmir

3 Kasım 2002 yılı milletvekili genel seçimlerinde milletin oyuyla tek başına iktidara gelen ve ilk 5 yıl, stratejik ve taktiksel plan gereği büyük bir sabırla putlara ve tabulara dokunmadan, onları ürkütmeden bozulan ekonomiyi düzeltmek için mücadele veren ve her attığı adımla umut olmayı sürdürmeyi başaran, milletin teveccühünü kazanarak gücüne güç katan ve yine her girdiği seçimlerden oylarını arttırarak zaferle çıkan Recep Tayyip Erdoğan’a derin devletin müdahale etmesi kaçınılmazdı. Çünkü kendilerini bekleyen akıbeti hissetmişler. Hatta geç bile kalınmanın telaşıyla alelacele 27 Nisan 2007 tarihinde gece saat 23:20’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) resmi web sitesinin Basın Açıklamaları ve Duyurular kısmında “e-muhtıra” olarak nitelendirilecek olan bildiriyi yayınlandılar.

Ancak karşılarında alışıla gelmiş sıradan bir lider olmadığını, 28 Nisan saat 15:15 de, cuntacıların kaleme aldığı yazıya cevaben ve mealen başkomutan sıfatıyla; anayasanın kendisine tanıdığı hakkı kullanarak askere tabiri caizse, "askeeer hazır ool geriye dön istikamet kışla, uygun adım ileri marş-marş" komutu vererek derin devletin silahlı gücü olan, TSK içinde yapılanmış çetelerin siyasete müdahale etmesini önlemiş ve cuntacı generallere hadlerini bildirmiştir.

Erdoğan’dan önce başbakanlık yapmış bazı “liderler”, derin devleti tanımlarken kontrgerilla, özel harp dairesi, gladio gibi isimlerle ifade etmeye çalışmışlardır. Ancak bu güçlü yapının tasfiyesine yönelik adımları atmaya cesaret edememişlerdir. Ya da etmemişlerdir. Çünkü bu ülkede cuntacı generallerden kara kuvvetleri komutanı kendisini yer tanrısı, hava kuvvetleri komutanı gök tanrısı, deniz kuvvetleri komutanı da deniz tanrısı olarak görüyordu. Bu nedenle, halk tarafından seçilerek iktidara gelen bu “liderler” hiçbir zaman muktedir olamamışlardır.

Oysa Recep Tayyip Erdoğan "La ilahe İllallah" diyerek bütün putları yıkıp şimdiden tarihe geçmeyi hak etmiş bir lider olmayı başarmıştır.

Derin devlet bilindiği gibi üç saç ayağı üzerine inşa edilmiştir. Diğer ayaklardan olan ve  gücünü TSK içinde yuvalanmış bu çetelerden güç devşirmek suretiyle sağlayan tröst sermaye ve medya tekeli de, kızıl-yeşil sermaye kompleksine takılmadan ülkeye çekilen yabancı sermaye hamlesiyle bertaraf edilmiştir.

Böylelikle döşenmiş ilk sıra mayınların temizlenip, daha sonraki mayınların temizliği için alan açılması sağlanmıştır. Türkiye’nin içindeki Amerika’ya bağlı olarak çalışan bu firavuncuklar bir bir tasfiye edilirken dışardaki büyük firavunla da mücadele, dünya beşten büyüktür mottosuyla yürütülmekte ve Türkiye, Rusya, İran, Çin gibi güçlü ülkelerin senkronize olarak bir araya gelmesiyle dünyanın güç dengesinin batıdan doğuya doğru kaydığını ve bu durumunda emperyalist devletler aleyhine dönüştüğünü söyleyebiliriz.

Türkiye’de ve dünyada bunlar yaşanırken, geçmişte her yol devrim sloganıyla Amerikan bayrağını yakan, emperyalizme karşı omuz omuza...nutuklarıyla kitlelere yön vermeye çalışan, Rusya’yı, Çin’i, Küba’yı kendilerine kıblegâh edinen ve aynı zamanda yine kendisini komünist veya sosyalist olarak tanımlayan, devrimci Deniz Gezmiş ve Che Guevara tişörtleriyle dolaşan solcular; yıllar sonra Rusya ile her alanda işbirliğine giden ve Rusya’dan hava savunma sistemleri satın alan, Çin ile ilişkilerini en üst seviyeye çıkaran, Küba’yı, sağlık alanında birlikte çalışalım diye Türkiye’ye davet eden ve yaptığı devrimlerle “devrimci” sıfatı kazanan Recep Tayyip Erdoğan’ı, kaderin cilvesi midir bilinmez Amerika’ya bağlı taşeron terör örgütleriyle CHP çatısı altında toplanarak, yok etmenin mücadelesini vermektedirler. Bu tipitip, fırıldak, nostaljik ve romantik devrimcilere münafıklar demekten başka söylenecek bir söz kalmamıştır.

İt ürür, kervan yürür. Yeni “devrimler” için durmak yok, yola devam.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.