Okur Postası

Dindar, Dini-Dar, Kindar

Gazetemiz okurlarından Abdulvasih Duran, "Dindar, Dini-Dar, Kindar" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Dindar, Dini-Dar, Kindar
-

Abdulvasih Duran

Müslümanların genel durumuna baktığımız zaman 3 tür insan tipine rastlıyoruz. Bu tiplerin “Dindar”, ”Dini dar” ve “Kindar” olduklarını görüyoruz. Bu üç tür insanın Kur’an ve Hadislerde şöyle tavsif edildiklerini görüyoruz.

DİNDAR MÜSLÜMAN: Tabiri caiz ise İslam’ın bütün emirlerine inanmış ve bunları hayatında uygulamaya çalışan Müslümanlardır. Dindar Müslümanların bazı özellikleri şunlardır:

-Dindar Müslüman ASR suresinde ana hatlarıyla özetlendiği gibi, İman eder, Salih amel işler, bildiği doğruları başkalarına da anlatır ve her konuda sabreder.

-Dindar Müslüman Dünya –Ahiret dengesini bozmaz. “Allah’ın sana verdiği (servet ve zenginlik gibi) şeylerde ahiret yurdunu ara. (Onları insanların yararına harcayarak ahirette seni mutlu kılacak mükâfatı elde etmeğe çalış). Dünyadan da nasibini unutma. (Bu imkânlardan ölçülü bir şekilde kendin de yararlan.) Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah, bozguncuları sevmez.”(Kasas-77).

-Kısacası Dindar Müslüman Kitaba uyar, kitabına uydurmaz.

DİNİ-DAR MÜSLÜMAN: ”Dini-Dar” Müslüman aklını başkasına kiraya vermiştir. Kendi iradesini kullanamaz. Bağlı bulunduğu gurubun ve meşrebin emir ve komutlarıyla hareket eder. Oy kullanırken bile kendi kararın kendi veremez. Bağlı bulunduğu ağabeyler ve efendiler nereyi işaret ederlerse oraya yönelirler. İşaret edilen yer İslam’a zarar veren taraf olsa bile fark etmez. Çünkü emir öyle gelmiştir.

“Dini-Dar” Müslümanların hayatını ayet ve hadislerden çok hurafeler, hikayeler, rüyalar ve kendi sohbetlerinde anlatılan yalan yanlış şeyler şekillendirir.

KİNDAR MÜSLÜMANLAR: ”Kindar Müslümanlar” kinini dininin önüne geçirmiş kişilerdir. Hırsı ve kini inandığı davasına zarar verse de adeta bu durumdan memnun olduğunu ifade ederler. Bir zamanlar beraber oldukları ve aynı davadan geldikleri arkadaşlarına KAYBETTİRDİKLERİNİ ballandıra ballandıra anlatırlar. Ve yine KAYBETTİRECEKLERİNDEN bahsederler. Kazanan karşı tarafın davaya ne kadar zarar vereceğini ve şu ana kadar bin bir zorlukla elde edilen bütün kazanımların heba olacağını bildiği halde kininden ve hırsından dolayı bunu göremez veya bilerek görmez.

Oysa, Kur’an mü’minlerin birbirlerinin dostu ve yardımcısı olduğunu anlatır:” Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. ”(Tevbe, 71).

Kur’an başkalarını dost edinmememizi istemektedir: “Mü’minler, mü’minleri bırakıp inkârcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz.”(Ali İmran, 28).

Kur’an Müslümanlara mü’min kardeşlerine karşı kin tutmamak için dua etmemizi istemektedir: ”Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler: Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin”(Haşr, 10).

Kur’an bizlere iman edip, salih amel işlememiz halinde kalbimizde sevgi yaratacağını va’d ediyor: ”İnanıp salih ameller işleyenler için Rahmân, (gönüllere) bir sevgi koyacaktır.” (Meryem, 96)

UNUTMAYIN: Kalbimiz de sevgi yerine kin varsa demek ki İman ve Salih amel yönünden istenilen seviyede değiliz demektir.

Ben söylemiyorum.

Her şeyi bilen Allah söylüyor.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.