Okur Postası

Diyanet başkanımız, ankara barosundan izin mi alsın?

Gazetemi okurlarından Ali Lale, "Diyanet başkanımız, ankara barosundan izin mi alsın?" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Diyanet başkanımız, ankara barosundan izin mi alsın?
-

Diyanet Reisinin görev ve sorumluluklarının listesini çıkaracak halimiz yoktur. Yüce Allah HZ. Âdem’den son Peygamber Hz. Muhammed (SAV) kadar gönderdiği peygamberlerin tümüne emirlerini kullarına tebliğ ettirmiştir.

Dinin temel amacı; Vahyedilmiş olarak nitelenen ve bir bakıma Yaratan’ın gökten yeryüzüne ve insanoğluna uzatılmış kurtuluş ipi olan dinin temel amacı, insan ile Yaratan arasında etkili, güçlü ve sağlıklı bir bağ kurmaktır. Bu anlamda vahiy kaynaklı bütün dinlerin bir, tek ve aynı olduğunu söylemek doğru olur. Nitekim Kur’an’daki  “Allah katındaki din İslâm’dır” (Âl-i İmrân 3/19) ifadesi, Allah’ın itibar ettiği, geçerli saydığı ve dikkate aldığı tek dinin, özel anlamıyla son ilâhî din sayılan İslâm dini anlamını ifade etmesinin yanı sıra, Yaratan kaynaklı olan vahyedilmiş dinlerin özde birliğini ve bu dinlerin temel özelliğinin -seçilen kelimenin sözlük anlamına da uygun şekilde- Yaratan’a boyun eğiş, O’na bağlanış ve teslim oluş olduğunu da ayrıca vurgulamaktadır. İnsanoğlu yaratılış itibariyle, Allah tarafından bazı donanımlarla donatılmıştır. Bunları da ikiye ayrılabiliriz. Biri insanın somut olan iskeleti ve fiziki görünüşü, diğeri soyut olan bölümdür. Soyut olanlar; nefis, duygularımız, hislerimiz, öfkemiz, kıskançlıklarımız ve cinsel arzularımız. Yüce Allah insanı yarattığı zaman buna benzer ve aklımıza gelmeyen diğer özelliklerle donatılmıştır. İnsanlar bu özelliklerini dengeleyerek ahlaki ve insani bir hayat yaşayabilmesi için, Yüce Allah katından kullanma talimatını elçileriyle kullarına iletilmiştir. Bu emirlerine göre toplumu inşa etmeye çalışan başta Peygamberler ve onların varisleri olan âlimlerdir. Kimin ağzı açıldığı zaman Türkiye’nin %95’i Müslümandır diyoruz değil mi? O zaman Devletin görevlerinden biri de dini ihtiyaçlarını doğru karşılayacak bir kurumun oluşturulmasıdır. Bu kurum da; Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığıdır. Camilerde verilen hutbelerin incelemesi ilgili uzmanlar tarafından yapılmakta ve denetlenerek insanlara tebliğ edilmektedir. Medeni bir toplum inşasında katkıları büyük olan bir kurumdur.

Yukarıda söz ettiğimiz insanın soyut donanımını uygun bir şekilde kullanılması için talimatını gönderen Yüce Allah; kullarını her iki dünyada da onun isteği doğrultusunda yaşamlarını sürdürerek, hem de dünyada huzur bulacaklar, Ahirete de mükâfat olarak kullarına cenneti sunacaktır.  İslami tebliğ etme sorumluluğu çok ağır bir sorumluluktur. Çünkü tebliğ edilmesi farz olanları, tebliğ etmeyenler hem Allah’ın kullarına karşı ve hem de Allah’a karşı sorumluluklarını yerine getirmemiş olur ki bu da Allah nezdinde ağır bir suçtur. Müslümanların bu sorumluluğunu Diyanet Başkanlığında uzman kişilerce tebliğ görevi yürütülmektedir.

Diyanet Başkanının sözlerini Ankara ve İzmir Barosu tarafından çarpıtarak halka bildiri şeklinde sunması, kendi kurumuna yakışmayan yakışıksız bir davranış sergilediler. İnsanın hem soyut ve hem de somut özelliklerinde olan cinsel ihtiyacını helal yoldan gidermek için evlilik müessesiyle bu ihtiyaç giderilmiş olduğu gibi toplumun çekirdeği olan aile kurumu ortaya çıkmıştır. Bu da İslam da kutsal bir kurumdur. Bu kurum İslami talimata göre işlev kazandırıldığı zaman tüm dünya insanlığına model olacak medeni bir toplum inşa edilir.

Diyanet Başkanı da Allah’ın emirlerini Allah’ın kullarına sorumluluk gereğince tebliğ ederken, Ankara barosu inanç özgürlüğüne karşı ve milyonlarca insanların inancını rencide edecek şekilde cahilane bu cüreti, saygısızlığı, kimden destek alarak ve hangi akılla, mantıkla bunu ifade ediyor. Ankara barosu karın ağrısı gibi ortaya hangi sıfatla çıkıyor, tanrılık iddiasında mı bulunuyor, yoksa Diyanet Başkanımız İslam’dan ve namazdan bihaber olan Ankara barosundan mı hutbelerin onay almasını istiyor? Ne kadar cahilane ve kışkırtıcı bir davranış sergilemişler. Milyonlarca insanın dini duygularını rencide eden bu davranış, medeni ve insanlıktan uzak provokatör bir eylemdir. İslam’dan önceki cehaleti mi özlediniz! Yoksa yerle bir edilen Hz. Lut’un Kavminin fiiliyatını mı özlüyorsunuz?. Ne kadar yanlış yoldasınız. Utanmadan Allah’a ve Peygamberine her fırsatta düşmanlığınızı kusuyorsunuz.

İslam’dan öncesini mi özlediniz. Anlatayım İslam’dan önce bir kadına 10-15 kişi giderdi. Kadının çocuğu olduğu zaman da, kadın o erkekleri çağırır birisine der bu çocuk senindir. O çocuğu alırdı. Birçok ülkede kadının hiçbir hak ve hukuku işlevde değildi. İslam’ın gelişiyle kadın şeref buldu. Hz. Muhammed ( SAV) bir hadisinde “Cennet annelerin ayağı altındadır.” Diğer bir hadiste de “üç kız çocuğu hakkıyla büyüten, evlendiren kişi cennetliktir” buyurmuştur. Kadına değer ve hakkını verme hususunda ayet ve hadisler vardır. Tüm bunlara rağmen cinsel arzularına sınır tanımayan, bu duygunun birer kölesi duruma gelenler, diğer insanları da çılgın bir arzuya teşvik ediyorlar. Bunun yanlış olduğunu; toplumun, neslin ve ailenin bozulmasına sebebiyet verir. Ülkeye en büyük zararı verir. Böyle bir eyleme götüren ne zamandan beri özgürlük ve kadın haklarına sayılmaya başlamış. Bence sizler o cüppeleri indirin çünkü sizler hak ve haklıyı değil, cebinize ve cinsel arzularınıza göre konuşursunuz. Haklı ve haksızı çıkaracak kabiliyete sahip değilsiniz. Dört bin yıl önce Lut kavmini özledinizse gidin bir bakın o kavmin başına neler gelmiştir.

Kadınların özgürlüğünü istiyorsanız. Kadının uzuvlarını reklam aracı olarak kullanılan firmalara karşı “Bu durum kadının onuruna vurulmuş bir darbedir” deyin. Bir göreyim; ama nerde. Sizler, Diyanetin fuhuş konusunda insanlara Allah’ın ayetlerini tebliğ ederken, bulunduğunuz makama leke getirecek bir şekilde yakışık almayan davranışları sergileyerek, şu ayete muhatap oluyorsunuz. Ben demiyorum Allah diyor: Furkan 44: “Yoksa çoklarının söz dinlediklerini veya akıl ettiklerini mi sanırsın? Onlar şüphesiz davarlar gibidir, belki daha da sapık yolludurlar. Çünkü onlar nefis arzularına göre konuşarak Allah’ın emirlerini dinlemezler. 

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.