Okur Postası

Doğayı kim katlediyor ?!!

Gazetemiz okurlarından Güngör Ulusoy, "Doğayı kim katlediyor ?!!" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Doğayı kim katlediyor ?!!
-

Güngör Ulusoy / İzmir

Zerreden kürreye hakimiyeti Allah’a ait olan kainatın içerisinde yaratılmışların en şereflisi insan olmayı biz kullarına bahşeden ve yaşamamız için gerekli olan sayısız rızıkları ve nimetleri  istifademize sunan Rabbimizin emir ve yasaklarına karşı neden bu kadar duyarsız ve isyan halindeyiz anlamak mümkün değil.

Alıp verdiğimiz her nefesin bile bize ait olmadığı gerçeğiyle yaşadığımız bu dünyada Allah’ın yarattığı her şeyi kendimizden başlayarak bozmak suretiyle yok etmeye çalışıyoruz.

Bunun sonucunda dünyayı yaşanmaz hale getirip, işin içinden çıkamıyınca da adaletin bu mu dünya diye avazımız çıktığı kadar bağırıyoruz.

Bu dünya çok kirlendi hadi başka bir gezegene taşınalım fantazisi kurmak yerine kötülüklerden iyiliklere hicret etmeyi düşünüp kirlettiğimiz dünyayı temizleyerek yeniden yaşanabilir hale getirmek, her defasında Rabbimizin “akletmez misiniz” uyarısına muhatap olan biz insanların görevi değil mi?! Her yaratık fıtratı gereği hareket eder. Ekosistem içinde ekolojik dengenin bozulması insanın çevre bilinciyle doğru orantılıdır. Yoksa insanların dışında hiçbir canlının ekolojik dengeyi bozma ihtimali yoktur. Her ne yapıyorsak yapalım bu dünyanın canına okumaktan vazgeçmeliyiz. Hep bana Râbbena, kısa günün kârıdır anlayışıyla bizden sonra gelecek nesillere yaşanamaz bir dünyayı devretmek haksızlık olmaz mı?! Kul hakkına girmez mi?! Tabiatı katleden insan, nasıl bir tezattır ki kendisine mini bir tabiat kurmaya çalışıyor. Fıtratla bağdaşmayan yöntemlerle ekosisteme hiçbir katkısı olmayan saksıda çiçek yetiştiriyor. Kafeste kuş, akvaryumda balık besliyor. Çiçeği kokmaz, kuşu uçamaz, balığı yüzemez hale getiriyor. Halbuki bizlere emanet edilen doğaya sahip çıkmış olsaydık bunların hiç birine gerek kalır mıydı?! Bu bağlamda bir anekdotu sizinle paylaşmak istiyorum. Şehirde yaşayan emekli olmuş bir aile köylerindeki baba yadigarı olan bir evi restore ederek, aynı mekânı paylaştıkları kedileriyle beraber şehirden göç edip, oraya yerleşirler.

Bu arada hazır mamayla besledikleri kedilerinin karnı acıkınca onları doyurmak için yine hazır mama verecekleri esnada köyün bir kaç kedisinin de yanlarına yaklaştığını görünce kendi kedilerine verdikleri mamadan köyün kedilerine de vermek isterler. Fakat o anda yoldan geçen bir köylü durumu farkedip hoop hemşerim sen ne yapıyorsun diye uyarır.

O da şaşkın şaşkın hiiç kedilere mama veriyorum dediğinde, köylü de; iyi de hemşerim köyün kedilerini de bu hazır mamaya  alıştırırsan bizim tarladaki-bahçedeki çıyanları, yılanları, fareleri kim tutacak diye serzenişte bulunur. Demek ki; ekosistem içerisinde var olan her canlının şekli-şemali, miktarı ve neslinin devamı ilahi bir program dahilinde yürütülmektedir. Bu da bize canlı-cansız her şeyin fıtratına uygun yaşaması gerektiğini öğretmektedir. Allah, bizim irademizle tercih ettiklerimizin ya da edebileceklerimizin dışındaki alanda metafizik boyutuyla meydana gelen yaradılışın gayesine ilişkin sırların ve hikmetlerin üzerinde tefekkür edebileceğimizi ancak daha fazla ileri giderek yaratmak fiiline ait kodların (genlerin) ayarları üzerinde oynanmaması gerektiği konusunda bizi uyarmıştır. Bu uyarıları dikkate almayarak haddi aşan sözde bazı bilim adamlarının dünyayı ne hale getirdiğini üzülerek müşâhede etmekteyiz.

Boşuna dememiş atalarımız “Kula bela gelmez Hakk yazmadıkça, Hakk bela yazmaz kul azmadıkça.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.