Okur Postası

‘Emr-i bilmârûf ve nehy-i anil münker’

Özellikle şu hürriyet ortamında ve içteki-dıştaki bütün şer cephesinin üstümüze geldiği, bozguncu ve yıkıcı kesimin kendi fâsit-bâtıl davâlarını ölümüne savunduğu ve onu yayan varak pâreleri kapışarak götürdüğü böyle bir dönemde (bizden) olan (!)ve Müslüman geçinen bir sürü adamın, özellikle eli kalem tutan, dili laf söyleyen bir kesimin ve okumuşlarının sustuğu ve kendi değerlerini savunan bir gazeteyi-basın organını almadığı bir zamanda yazmamanın-konuşmayıp susmanın en büyük bir ihânet olduğunu düşünüyorum.

‘Emr-i bilmârûf ve nehy-i anil münker’

 Kubilay Ertekin/Kuşadası  Okur Postası  

Evet, niçin yazıyorum? Bunun bir çok sebebi var. Önce şunu belirteyim. Bendeniz yazar falan değilim, ama çok dertliyim ve içim kan ağlıyor.

Özellikle şu hürriyet ortamında ve içteki-dıştaki bütün şer cephesinin üstümüze geldiği, bozguncu ve yıkıcı kesimin kendi fâsit-bâtıl davâlarını ölümüne savunduğu ve onu yayan varak pâreleri kapışarak götürdüğü böyle bir dönemde (bizden) olan (!)ve Müslüman geçinen bir sürü adamın, özellikle eli kalem tutan, dili laf söyleyen bir kesimin ve okumuşlarının sustuğu ve kendi değerlerini savunan  bir gazeteyi-basın organını almadığı bir zamanda yazmamanın-konuşmayıp susmanın en büyük bir ihânet olduğunu düşünüyorum.

Oysa bizi yıllarca susturdular. Bunu bilmeyen angutların (Yeni AKİT) gazetesinin başına gelen ve cunta artığı olan bazı generâllerin onu-milleti susturmak için açtıkları TRİLYONLUK dâvaya(!)baksınlar, ya da geçmişin onca zulüm kokan o acı dönemlerini tekrar, bir defâ daha  hatırlasınlar…

Dînimizin temel bir prensibi ve her Müslümanın yapması gereken bir görevi vardır. O da ”Emr-i bilmârûf ve nehy-i anil münker”... Yâni iyiliği emir ve kötülüğü engeldir...

Eğer bugün İslâm toplumunu ve özellikle ülkemizi her alanda sarmış olan ve günden güne yaygınlaşan bir kötülük varsa bu, Müslümanların  o görevini gereği gibi yapmadığının çok açık bir örneği ve çekilenlerde işte o zilletin bir sonucudur.

Elbette bu olay önce ilim ve hikmet sâhiplerine, sonra sırasıyla her iman sâhibinin kâbiliyet ve kapasitesine  göre üzerine düşen çok ciddi bir görev ve sorumluluktur. Bunun asgari şartı, kötülük ve her tür hayâsızlıklar karşısında “Buğuz”etmek ve o habâsetlerle, onları yapanları  ret ettiğini göstermek ve o tür soysuzlara karşı ciddi bir şekilde tavır almaktır…

Bunun çok değişik yol ve metotları vardır. En basiti inanç düşmanı bir yayın organına ve onu destekleyen siyâsi yapılara yardım ve yataklık yamamak, onlara aslâ payanda-destek olma zilletinde bulunmamaktır.

Eliyle-diliyle o tür kötülüklere engel olamıyor ve onları  yapamıyorsa bâri bu basit işi yapmalıdır. Müslüman aslâ sorumsuz ve şuursuz bir insan değildir ve kesin olarak olmamalıdır. Çünkü onun sıradan insanlardan çok ayrı bir farkı ve özelliği vardır… Burada merhum M. Âkiften konuyla ilgili önemli  bir alıntı yapmak istiyorum;

Hayâsızlık yayılmış, ihânetler almış gidiyor…“Size Kur’an, bakınız sâde uzaktan mı diyor!?”…

En beyinsiz adamlar bile biliyor ki, bugün 80-90 yıldan beri kazanılan mevcut huzur ve hürriyet ortamını milletimize çok gören yıkıcı bir siyâsi yapı vardır.

İnanç ve  millî irâdeyi içine sindiremeyen, 15-16 yıldan beri  milletin seçtiği cumhurbaşkanını ziyârete gitmemekte direnen ve bu iktidârı-millî irâdeyi gayri meşru(!)gören çok iğrenç, seviyesiz-seciyesiz ve aşağılık bir zihniyet karşısında hâlâ işin farkında olmayan bir kimseye Müslüman değil, insan bile denilemez... Görüyorsunuz, herifler bu uğurda PKK, FETO ve diğer anarşistlerle değil, düşmanla bile iş birliği içinde olduklarını kör gördü ve sağır duydu ama bâzı gâfiller hâlâ işin farkında değil ve bu düşmanlığı görmek istemiyorlar…

O yüzden sâde yazmak, söylemek değil, feryat-figân ederek  milleti uyandırmak ve yaşanan acı gerçekleri kör gözlere sokmak gerekir.

Bozguncu kesimin “hürriyet ve söz hakkımız yok”(!) hezeyanlarına bakmayın. İnançlarımız ve her tür kutsallarımız başta olmak üzere sayın cumhur başkanı ve çevresine-dolayısı ile bu millete her gün kuduzca saldırılarda bulunarak, kin ve nefret kusan, en ağır hakâretlerde bulundukları, medyalarında, yazılı-sözlü yayın organlarında her gün görmekte ve okumaktayız…

Bu açıdan çevremizde milyonlarca insanın açlık ve sefâletini, onların vatan cüdâ hallerini görüp de bu hazîn manzaradan hâlâ ibret almayanların, (Allah (CC) korusun) bir gün başkalarına ibret olmalarından korkulması gerekir.

Özellikle gençler, hangi eğlence merkezi ve sefâhat hânelerde neden çürüyorlar ve niçin?

Bu gençlik, bozguncu ve yıkıcı siyâsetin beleşten ve hasbî malzemeleri hâline neden ve nasıl kurban oluyor, soruları Marksist ve inanç düşmanlarının değil, gerçek ve şuurlu Müslümanların kafasını zonklatan, vicdanlarını sızlatan sorular ve cevap bekleyen çok hayâti önemi olan konulardır…

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.