Okur Postası

Evde kal, ama sınıfta kalma

Gazetemiz okurlarından Salih Kırmızı, "Evde kal, ama sınıfta kalma" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Evde kal, ama sınıfta kalma
-

Allah’ın biz insanları imtihan çeşitleri  sayamayacağımız kadar çoktur.

Bu imtihanlar bazen bireysel, bazen ailevi, bazen de küreseldir. Örneğin bugün, virüs ile küresel çapta imtihandan geçmekteyiz. Hepimiz evimizin dışındaki hayatımızı; sokakları, caddeleri, işyerlerini, alışveriş merkezlerini, cafeleri, kahveleri, mabed ve mektepleri bırakıp evimize kapandık. Buna da mecburuz!

Bizler; 21. Yüzyılın insanı olarak yukarıda saydığım ve daha sayamayacağım nice sosyal faaliyetleri yaşamaya alışmış bir nesiliz. Dolayısıyla bu faaliyetlerden mahrum kalmamız bizlerde ruh, kalp, zihin ve bedeni olarak birtakım boşluklar meydana getirdi. Bu ihtiyacı gidermek ve bu boşluğu bir nebze de olsa doldurma adına sanal dünya ile daha fazla ilgilenir olduk. İtiraf edelim ki; bizler internet dünyasını eğitimle değil deneme yanılma yoluyla tanıdık. Böyle bir tanışma da bazı kayıplar vermemize, ciddi yara almanıza sebep oldu. Kimimiz ekonomik olarak dolandırıldık, kimimiz ailevi olarak umduğumuzu bulamayıp yanıldık,  kimimiz de ahlaken tuzaklara düştük. En tehlikeli olanını ise Hz. Peygamber haber vermektedir.

“Yararlı işler görmekte acele ediniz. Zira yakın bir gelecekte karanlık geceler gibi birtakım fitneler ortalığı kaplayacaktır. O zaman da insan, mü’min olarak sabahlar, kâfir olarak geceler; mü’min olarak geceler, kâfir olarak sabahlar. Dinini küçük bir dünyalığa satar.”

Müslim, Îmân 186.

Bugün bu hadis-i şerif, internet dünyasına mümin olarak girip imanını orada bırakarak çıkan, ahlaklı girip edep ve ahlakını orada bırakarak çıkan bir neslin halini nasıl da resmediyor.

Örgün eğitim kapandı, uzaktan eğitim devam ediyor. Örgün alışveriş kapandı, uzaktan alışveriş devam ediyor. Örgün muhabbetler kapandı, uzaktan muhabbetler devam ediyor. Mabedler kapandı, ama bir şekilde uzaktan sohbetler ve vaazlar devam ediyor.

Dikkat etmemiz gereken ise, beşerî ve sosyal ihtiyaçlarımızı kontrolsüz işleyen internet dünyasından karşılarken, mayınlı arazide yürüdüğümüzü bilip, yaptığımız her hareketin, girdigimiz her sitenin İslami ve ahlâki ölçülere uygun olması gerektiğidir!

Zira Allah(cc) alemlerin Rabbidir, internet alemi de buna dahildir!

Özellikle karantina günlerinde evde kalan bireyleri kendi aileleri ile baş başa bırakmayıp, evlerinde bile çocuklarıyla ilgilenme fırsatı ve imkanı tanımayan; televizyon, dizi, sinema ve internet aleminden koparmadan kirli emellerini devam ettirmek isteyen ve covid 19’dan daha tehlikeli bir ahlaksızlık virüsün varlığı da dikkatinizden kaçmıyor. Netflix’teki abone yoğunluğunun karantine günlerinde artmış olması ise bunun acı bir göstergesidir!  Ayrıca, sosyal medya üzerinden; haham, rahip ve papazların sıkça yapmış oldukları (sponsorlu) dini propagandayı da görmezden gelemeyiz!

Tarihin hiçbir döneminde inançsızlık, iman hırsızlığı veya hak olmayan batıl  dini propagandalar evimize ve çocuklarımıza bu kadar yakın olmamıştı!

Ömründe hiç kilise, rahip veya haham görmemiş bir müslüman çocuğu telefon veya bilgisayar sayesinde kendi evi içerisinde ciddi bir iman tehlikesi ile karşı karşıyadır!

Karantina günlerinin bitmesi ile beraber karşımızda imanını, ahlâkını ve kültürünü sanal sokaklarda bırakmış, sanal misyonerlerin ve siyonistlerin etkisinde kalmış, itikadını kaybetmiş veya inancına şüphe karıştırmış bir kitle ile karşılaşmamız kaçınılmaz olacaktır.

Yerli ve yabancı bu tür sinsi zehirlerden anne ve babaların kesinlikle haberdar olması, telefonu elinden düşürmeyip, bilgisayarın başından kalkmayan çocuklarının ise ciddi anlamda iman ve sağlık tehlikesi ile karşı karşıya kaldıklarını bilmesi elzemdir.

Bu durumda; din görevlilerimiz, ilahiyat fakültesi hocaları ve öğrencilerimiz, meslek dersi hocalarımız, alanında uzman ve derdi davası olan kıymetli hocalarımıza ciddi anlamda sorumluluk düşmekle beraber, sanal alemdeki bu türlü tuzaklara karşı kalem ve kelam seferberliği ilan etmeleri icap eder!

Aksi takdirde “evde kal” telkinlerine uyup “sınıfta kalan”, Allah’ını, Peygamberini kaybeden, inancına halel getiren, tarihine ve mukaddesâtına hor bakan bir enkazla karşılaşmamız kaçınılmaz olacaktır! Selâm ve dua ile.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.