Okur Postası

Ey Malik! Şunu bunu gammazlayanın sözüne hemencecik kanma!

Gazetemiz okurlarından Metin Keskin, "Ey Malik! Şunu bunu gammazlayanın sözüne hemencecik kanma!" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Ey Malik! Şunu bunu gammazlayanın sözüne hemencecik kanma!
-

Metin Keskin

Siyasetnamenin ne olduğunu kısaca tarif edersek;  siyaset bilimini anlatan, devlet yöneticilerine yol gösteren, canlı cansız tüm varlıklarını nasıl idare edileceğini ve korunacağını ortaya koyan ilkeleri, bir arada zikrederek insanlara rehberlik eden kapsamlı bir genelgenin adıdır.

Siyaset; Devlet işlerini düzenlemek ve yürütmek, insanları, sevk ve idare etmek, maddi ve manevi meselelerine çözüm üretmek, hayvanları ve çevreyi korumaktır. İslam tarihi doğru incelenir ve doğru anlaşılırsa, siyasetin ne kadar önemli bir kurum olduğunu kolaylıkla anlamış oluruz. Siyaset insanların yaratılışıyla var olan bir ilim dalıdır. Yüce Allah(CC) insanlara hak ve batıl, helal ve haram diye iki yol göstermiş, tercih hakkını da kullarının cüz-i iradesine bırakmıştır.  

Hak yolu seçen hiçbir müslüman siyasetle(yönetimle) ilgilenmiyorum diyemez. Siyaset İslam dinin yapılmasını emrettiği bir ibadettir. Hz. Peygamberler, aynı zamanda devlet başkanı olduklarından, fiili olarak siyasetle ilgilenmişlerdir. Meselenin ehemmiyetini bilen bir müslüman, siyaset kurumunu kirleten şuursuz insanlara kızarak, siyaset ibadetinden uzak durmaz. Siyaseti kirleten insanların yolunu açamaz. Siyasetle ilgilenmiyoruz diyenler, isteyerek veya istemeyerek, kendi rızalarıyla, kendileri gibi inanmayan insanların yönetimini kabul ediyorlar demektir.

Yüce Allah (CC) bu hususta şöyle buyuruyor; [“Biz ona (insana) iki yol, iki amaç gösterdik.” (Belet 10) “Şüphesiz bize ait olan, yol göstermektir.” (Leyl 12) “Kim ki İslam’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.” (Al-i İmran 85)] bu ayetlerden anlaşılacağı üzere insanın önüne iki yol konulmuştur. Birincisi, hak ve helal ikincisi batıl ve haram yoludur. İnsanoğlu iki yoldan birini tercih edecektir. Bu iki yoldan başka üçüncü bir yol yoktur.

Hz. Peygamberimiz (S.A.V.) yönetici olarak atadığı kişilerin öncelikle güvenlik soruşturmasını yaptıktan sonra, yöneticilik hakkındaki fikir ve düşüncelerini alır, daha sonra görevleri sırasında uymaları gereken kuralları en ince ayrıntılarına kadar anlatarak, atamalarını yaparlardı. Bu hususta birçok örnek verilebilir. Hz. Muaz bin Cebel’i Yemene vali tayin ettiğinde, “Ya Muaz halkı hangi ilkelere yöneteceksin sorusuna, Muaz şöyle cevap vermiştir; Kur’an ve sünnete göre, Kur’an ve sünnette bulamadığımda Kur’an ve sünneti temel alarak kendi reyimle diyerek cevap vermiştir.

Kur’an ve sünnet yolunu tercih edenler, tarih boyunca siyasette başarılı oldular. Kur’an ve sünnet yolunu tercih etmeyen şer güçler, geçici bir saltanat sürseler de, tarihte zalimlikle anılarak hem dünyalarını hem de ahiretlerini perişan etmişlerdir. Hak-Batıl, haram-helal arasında sıkışanlar, böyle olur diyerek siyaset yapmaya çalışanlar kendilerine dikkat etmelidirler. Bilelim ki, özden uzaklaşarak siyaset kurumunu çirkinleştirenler hüsrana, siyaset kurumuna sonradan sokulan ahlaksızlıkları temizlemek için siyaset yapanlar, zafere ulaşacaktır. Bu yönde önemli adımlar atıldığına şahidiz.

Hz. Ali, Mısır Valisi Malik el-Eşter’e ne yapması gerektiği hususunda yazdığı mektup, İslam dininin siyasette ne kadar önem verdiğini gösteren önemli siyasetnamelerden bir örnektir. Hz. Ali (r.a) Malik’in şahsında tüm yöneticilere şöyle sesleniyordu; “Bil ki, ey Malik! Seni senden önce adaletle ve zulümle hüküm sürenlerin bulunduğu bir beldeye vali olarak gönderdim. Halka karşı merhametli olmayı, sevgi ve iyilikte bulunmayı kendine şiar edin. Kesinlikle onların malını ganimet bilen yırtıcı bir canavar olma. İnsanlar iki sınıftır: Birincisi dinde kardeşin, ikincisi ise yaratılışta eşitindir.

Sana en sevimli gelen şeyler şunlar olsun: Hak hususunda orta yolu tutmak, adaleti herkese yaymak ve halkın gönlünü kazanmaktır. Şüphesiz ki; Halk arasında en zararlı olanlar, darlıkta yardımı kesen, ölçüsüz davranan, haksız isteklerinde ısrar eden, ikram edildiğinde teşekkür etmeyen, yasak ve haramlara karşı duyarsız olan, zamanın zorluklarına sabretmeyenlerdir.

İnsanların ayıplarını araştıran, yalan konuşan, gıybet dedikodu ve iftira yapan kişileri yakınına yaklaştırma. Vezirlerinin en şerlisi, senden önce şerlilere vezirlik yapanlar ve onların suçlarına ortak olanlardır. Bu tip vezirler sana yakın olmasınlar. Çünkü onlar suçluları ortakları ve zalimlerin kardeşleridir.

Sen, onlar gibi suç işlemeyen, zalimlik yapmayan, günah işleyenlerin günahına yardımcı olmayan, yükünü hafifletecek imanlı, ihlâslı, ehliyetli, liyakatli kimseleri bulmalısın. İslam dinine aykırı olmayan, insanların örf ve geleneklerine zarar getirecek yeni kurallar koyma. Yönetimin altında bulunan ülkenin istikrarı için, âlimlerle istişare etmeyi, sahasında bilgi sahibi olan insanlarla müzakerelerde bulunmayı ihmal etme

Unutma ki, idaren altında bulunan insanlar sınıf sınıftır. Ey Malik! Şunu bunu gammazlayanın sözüne hemencecik kanma. Çünkü gammaz ne kadar saf görünürse görünsün, hilekâr olduğunu unutma. Sakın insanların iyisiyle kötüsü senin yanında bir olmasın. Zira eşit görmek veya o şekilde davranmak, iyileri iyilikten soğutmaya, kötülere de kötülüklerine devam etmelerine cesaret vermiş olursun. Zamanın büyük bir kısmını bölgenin maddi ve manevi kalkınmasına hizmet eden insanlara ayır. Diğer kısmını da ihtiyaç sahiplerin, gençlerin ve ihtiyarların umum meclislerine oturup dertlerini dinle. Bu meclislerde seni yaratan Rabbine karşı tevazulu ol.  Ta ki, onlardan konuşmak isteyen senden çekinmeden konuşabilsinler.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.