Okur Postası

Ey nefis! Bilirim ki sen zalimsin, korkaksın ve utanmazsın

Gazetemiz okurlarından Alaettin Köksal, “Ey nefis! Bilirim ki sen zalimsin, korkaksın ve utanmazsın” başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Ey nefis! Bilirim ki sen zalimsin, korkaksın ve utanmazsın
-

Alaettin Köksal

Başlıktaki Ey nefis! Bilirim ki sen zalimsin, korkaksın ve utanmazsın

Makalemize Kaf suresinin 16. Ayetini naklederek başlayalım. “Andolsun ki, gerçekten insanı biz yarattık ve nefsinin onu ne ile vesveselendirdiğini biz biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız.Kur’an ve sünnetle terbiye edilmeyen nefis zalimdir, birlikte yaşadığı insanın amansız düşmanıdır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V), “Küçük cihattan çıktık, şimdi büyük cihatta başlıyoruz” buyurduklarında, Sahabe; Ya Resulullah bundan (Bedir harbinden) daha büyük cihat nedir? Nefisle cihat etmektir buyurdular. Üzülerek ifade edelim ki, günümüz müslümanlarının ekseriyeti Kur’an ve sünnet yolundan ayrıldığından nefisle yapılması gereken cihadı unutmuşlardır. Reşit ve mümeyyiz olan her bir müslüman, dünyada ve ahirette mutlu olmak istiyorsa, nefsini karşısına alıp konuşmalı, ona bazı sorular sormalıdır. Ey nefsim! Benimle birlikte yaşadığın halde neden bana düşmansın? Hak ve hakikatten yana olmak varken, neden batıldan yanasın? Batıl yolun sonu cehennem, hakikat yolunun sonu cennet olduğunu bildiğin halde, neden şeytana asker olmaya can atarsın?

Ey nefis! Sen öyle zalimsin ki, mağduru düşünmez zalimi desteklersin. Sen semizlendikçe, zalime binek olur, sahibine çifte atarsın. İman etmeyi sevmezsin, Yüce Allah’a kul olmayı istemezsin. Birlikte yol aldığın arkadaşına her an tuzak kurar, onu bataktan batağa sürüklemeye çalışırsın. Birlikte yaşadığın ve düşman olduğun arkadaşını fakirlikle, korkutarak, şehvetle, makam, mevki, şan şöhretle tahrik ederek, şeytanı düzene hizmetçi yapmaya uğraşırsın maksadına ulaştığında, aldattığın insanın karşısına geçerek alaylı bir şekilde kahkahalar atarsın. Şeytanla birlikte inkârcı durumu düşürülen insana Şeytan şöyle seslenir. “…Ben senden uzağım, Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım” (Haşr 16)

 Ey nefis! Yüce Allah’ın emrine girip kendini kurtaracağına, şeytanın emrine girerek, insanları birbirine düşürmek, müslümanlar arasında fesat çıkarmak, kin ve nefret tohumları ekmek gibi bir görevi nasıl üstlenirsin. Kendini ve aldatmaya çalıştığın insanı utanmadan sıkılmadan cehenneme sürüklendiğini anlamayacak bir akılsızlığı, göremeyecek kadar bir körlüğü nasıl kabul edebilirsin.

Ey nefis! Çok iyi biliyorum ki, sen benim imtihanımsın. Seni yenmek ve teslim almak için, son nefesime kadar Kur’an ve sünnet ilkeleriyle seninle cihat edeceğim. Seni yener ve teslim alırsam hem seni ve hem de kendimi kurtarmış olacağım. Eğer sen beni yenersen ikimizde kaybetmiş olacağız. Aramızdaki bu anlayış farkını anlayabiliyor musun? Ey nefis! Beni hak yoldan ayırıp şeytana asker yapmaya ve cehenneme itmeye çalışmaktan utanmıyor musun? Sen ne kadar vefasız alçak ve nankör bir şeysin. Seni Kur’an ve sünnetle ıslah etmez ve kendime uysal bir binek yapmazsam, hem sen kaybedeceksin ve hem de bana kaybettireceksin. Zira senin karakterinde hainlik, nankörlük, alçaklık, vefasızlık, sinsilik, ahlaksızlık ve isyankârlık vardır.

Ey nefis bil ki, senin şerrinden ve hilelerinden emin olabilmem için, Yüce Allah’ın (CC) yardımıyla seni Kur’a ve sünnetle dizginleyeceğim. Yüce Allah’a (CC) halis kul olabilmem için, seni esir alarak, bana olan düşmanlığına müsaade etmeyeceğim ve seni mutmain olmuş hale getirmeye çalışacağım. Mutmain olan nefse Yüce Allah (CC) Fecr suresinin son ayetlerinde, “Ey mutmain olan nefis, dön Rabbine, sen O’ndan razı, O senden hoşnut olarak, gir kullarımın içine, gir cennetime” buyurmaktadır. Nefsi mutmain olmayan insanlar, kalplerini ve akıllarını Kur’an ve sünnet nuruyla aydınlatamadıklarından, zalimlerin zulmünü göremezler, mazlumların ahını da duyamazlar. Hal ve gidişat böyle olunca, Doğu Türkistanlı, Filistinli, Arakanlı, Iraklı, Afganistanlı, Yemenli, Suriyeli ve dünyanın muhtelif yerlerinde yaşayan aç susuz, çıplak ve evsiz kalmış mazlum müslümanların durumlarını idrak edemezler, acılarını hissedemezler. Vahşice öldürülen insanların, yetim bırakılan masum çocukların, yaşlı insanların, tecavüze uğrayan genç kızların akan gözyaşlarını, o acı bakışlarını ve perişan hallerini anlayamazlar. Müslüman olduklarını söyledikleri halde, mazlumlar için Allah yardımcıları olsun diyerek, nefsiyle cihat etmeyenler, mallarından fedakârlık yapmayanlar, fakirlere yardıma koşmayanlar, sıcak evlerindeki koltuklarında kurulanlar, çeşitli nimetlerle donatılan sofralarda oturanlar, Yüce Allah’ın (CC) emrettiği şekilde yaşamıyor ve infak etmiyorlarsa, nefsin uysallaştırdığı, şeytanın yedek askerleri olduklarını unutmamalıdırlar.

Yusuf suresinin 53. Ayetinde şöyle buyrulmaktadır; “Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis, gerçekten kötülüğü emreder. Rabbimin Rahmetiyle bağışladığı nefis hariç. Şüphesiz ki, Rabbim çok bağışlayıcı ve çok acıyıcıdır.” Nefis ve şeytan fırsat buldukları anda saldırıya geçeceklerini bilenler, her an nefis ve şeytanla cihad etmelidirler ve onlara asla fırsat vermemelidirler. “İnkâr edenler keyif çatmaya bakarlar ve hayvanlar gibi yerler içerler. Oysa ateş onların ikametgâhıdır.” (Muhammed suresi 12) Sonuç olarak nefsine mağlup olup, Yüce Allah’a (CC) kul olmayanlar, şeytanın ve şeytanlaşmış insanların kölesi olurlar. Şeytana köle olanların kimi zengin, kimi fakirdir. Zengin köleler, para, şan, şöhret, makam, mevki ve şehvetlerin tutsağı olurlarken, fakir kölelerde ağızlarından salyaları akarak zengin kölelere imrenerek yalakalık yapmaya çalışırlar. Unutmayalım ki, nefsine ve şeytana köle olanların sonu hüsrandır.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.