Gündem

Fesadın kaynağı Avrupa Sözleşmesi

Batılı toplum normları baz alınarak hazırlanan ve sonrasında sapkınlıkları körükleyen, aile kurumunu yıkan, eşler arasında huzursuzluğa sebebiyet veren ‘Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin meydana getirdiği tahribat, her geçen gün derinleşiyor.

-

 Hakkı Bilir  İstanbul 

Tam adı “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olan İstanbul Sözleşmesi, Türk toplum yapısını dejenere ediyor. Türk toplumunun genetik yapısının gözardı edildiği İstanbul Sözleşmesi sonrası, aile yapımız çatırdamaya başlarken ve kadın cinayetlerinde gözle görülür bir artış yaşanırken, LGBTİ’li sapkınlar ise ifsad faaliyetlerini hızlandırdı. Sözleşmenin yürürlüğe girdiği günden bu yana boşanma oranları büyük artış gösterirken, kadın cinayetleri peşi sıra gelmeye başladı. 45 ülkenin imzası olmasına rağmen 27 ülkede yürürlüğe giren sözleşmeyi, Hırvatistan Parlamentosu reddetti, Bulgaristan Anayasa Mahkemesi de ‘toplumsal yapılarına uymadığı’ gerekçesiyle yürürlüğü iptal etti.

Sponsorlu

Boşanmalara zemin

Avrupa Konseyi tarafından İstanbul’da imzaya açılması nedeniyle İstanbul Sözleşmesi olarak anılan ‘Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ sosyolojik yapımızı alt-üst etmeye devam ediyor. 11 Mayıs 2011’de imzalanan, 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi sonrası, aile yapımız ve toplumsal dengemiz onulmaz yaralar aldı. Sözleşme içerisinde yer alan, “İster kamusal ister özel alanda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik acı veya ıstırap veren veya verebilecek olan toplumsal cinsiyete dayalı her türlü eylem veya bu tür eylemlerle tehdit etme; zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma anlamına gelir ve bir insan hakları ihlali ve kadınlara yönelik ayrımcılığın bir biçimi olarak anlaşılmaktadır” gibi ucu açık ifadeler boşanmaların önünü açtı. Yasanın imzalandığı tarihten bugüne kadar boşanmalar sistematik olarak artarken, evlilik oranları da azaldı. 2017 yılı itibariyle ilk defa olarak boşanma oranları evlenme oranlarını geride bıraktı. Evlenen çiftlerin sayısı 2017 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4.2 azalırken, boşanan çiftlerin sayısı yüzde 1.8 artış gösterdi.

Kadın cinayetleri arttı

Sözleşme kapsamında çıkartılan 6284 sayılı yasa ise kadın cinayetlerinin hızla yükselmesine neden oldu. İyi niyetle çıkartılan fakat kültürel normlarımızdan ziyade Avrupa standartlarını baz alan yasa, birçok acının yaşanmasına yol açtı. 2011’de 121 olan kadın cinayetleri, 2012’de 210’a, 2013’te 237’ye, 2014’te 294’e, 2015’te 303’e, 2016’da 328’e, 2017’de 409’a, 2018’de 440’a kadar yükseldi. 2 yıl boyunca MEB tarafından yürütülen ve gazetemiz haberleri sonrası kaldırılan Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi’nin (ETCEP) temelinde de söz konusu sözleşme yer alıyor. Sözleşmenin 14. Maddesi ise doğrudan öğrencilerimizin ahlaki gelişimini hedef alıyor.

Eşcinsellik meşrulaştırıldı

Sözleşmenin 6. ve 12. Maddeleri ise doğrudan eşcinsel sapkınlığı normalleştiriyor. 12 Maddenin 1. Fırkasında yer alan, “Taraf Devletler, kadınların aşağı bir cins olduğu veya erkekler ile kadınlar için alışılagelmiş rollerin bulunduğu düşüncesine dayanan önyargıları, örf ve adetleri, gelenekleri ve her türlü farklı uygulamaları ortadan kaldırmak amacıyla kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesi için gerekli tedbirleri alır” ifadeleri eşcinselliği meşru ve doğal gösteriyor. 45 ülkenin imzası olmasına rağmen 27 ülkede onaylanan İstanbul Sözleşmesi, birçok Avrupa ülkesinde tartışılmaya devam ediyor. Hırvatistan Parlamentosu, sözleşmeyi onaylamazken, Bulgaristan Anayasa Mahkemesi ise yürürlükten kaldırma kararı verdi.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.