Okur Postası

FETO’cuların “iyi polis kötü polis” taktiği

Gazetemiz okurlarından Abdulvasih Duran, "FETO’cuların 'iyi polis kötü polis' taktiği" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

FETO’cuların “iyi polis kötü polis” taktiği
-

Abdulvasih Duran

FETO’cuların taktiklerinin Şeytani taktik olduğunu hemen sözümün başında söylemek istiyorum. Zaten Rahmani olmayan bir şeyin zıddı dolayısıyla şeytanidir. Şeytani olan bir akımın elbette ki taktikleri de şeytani olacaktır.

Sponsorlu

Şeytan’ın Kur’an’daki taktiğine bakalım. Ne demişti Şeytan: ”Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.” (A’raf, 17).

Şeytan her metodu dener. Yani sağdan gelir başaramaz, soldan gelir rezil olur ama utanmaz, önden gelir maskara olur yine utanmaz, arkadan v.s yine gelir. Günümüze baktığımız zaman Şeytan FETO aynen bu metodu kullanıyor. Devleti ele geçirmek için her türlü metodu kullanıyor. Önce Gezi olaylarını denedi başaramadı, peşinden 17-25 Aralık yargı metodunu denedi olmadı, ardından 15 Temmuz darbesini denedi rezil oldu ama hâlâ utanmadan taktiklerine devam ediyor.

FETO’nun son taktiği bu seçimleri etkileyebilmek. Bunun içinde elinden geleni yapıyor. Daha önce AK Partiye karşı kesin tavır alarak mücadele ediyordu, başaramayınca bu sefer ki seçimlerde “İyi Polis Kötü Polis” taktiğini uyguluyor.

Feto’nun adamları şimdilerde iki rolde seçmenin karşısına çıkıyor:

-Birinci rol “kötü polis” rolü. Yani klasik AK Parti düşmanlığı. Kötüleyebildiği kadar kötülemek.

-İkincisi ise “İyi Polis” rolü. Yani suret-i Haktan görünmek. Yani AK Partili gibi görünüp bu sefer şu sebeplerden dolayı AK Partiye oy vermeyeceğini ima etmek.

Şöyle ki:

-“Ben 16 yıldır AK Partiliyim ama bu seçimde eski samimiyeti görmediğim için AK Partiye oy vermeyeceğim.

-“Ben 16 Yıldır AK Partiden başka kimseye oy vermedim. Ama bu sefer adayları beğenmedim onun için oy vermeyeceğim.

-“Ben 16 Yıldır Ak Partiliyim ama nerede bir menfaatçi varsa hepsi oraya dolmuştur. Onun için bu sefer kesinlikle oy vermeyeceğim” v.b. sözler.

Bu ve buna benzer sözleri sanırım duymuşsunuzdur. Ben her gün duyuyorum. Ancak söyleyenlerin–gizli feto’cular- olduğunu bildiğim için gülüp geçiyorum. Kendilerini samimi Müslüman ilan eden, milli ve yerli olduğunu söyleyen bir kısım Müslüman kardeşlerimizin de bilerek veya bilmeyerek bunlarla dirsek teması kurmaya çalışması bizi üzüyor.

Camide saf tutan bu saf kardeşlerimiz acaba neden cami dışında millet ve devlet düşmanlarıyla saf tutuyor. Bu kardeşlerimiz:

-Başörtüsünden dolayı üniversite kapısından geri çevrilen kızlarımızı,

-Katsayı probleminden dolayı üniversite hayali yıkılan imam hatipli gençlerimizi,

-Başörtüsüyle resmi kurumda çalışması mümkün olmadığı için iş bulamayan yüzlerce bacımızı,

-Evinde beş, on kişi ile sohbet ettiği için ‘İrticai Faaliyette Bulunmak’ suçundan alıp götürülen mü’min kardeşlerimizi,

-Direkt olarak ‘İslam’ diyemedikleri için (Batı Çalışma Grubu tarafından) ‘İrtica-Mürteci’ damgası yapıştırılan binlerce Müslüman kardeşimizi,

-Resmi dairelere girerken parmağındaki gümüş yüzüğü çıkartmak zorunda kalan memur kardeşlerimizi,

-Namaz kıldıkları tespit edilmeleri halinde hakkında çeşitli müeyyideler uygulanan yine sayısını bilemediğimiz kamu çalışanlarımızı,

-İmam Hatip liselerinde okuyan kız öğrencileri belki derste başörtülü yakalarız amacıyla arka kapılardan okula sızan o günlerin müfettişlerini,

-Sahipleri Müslüman olduğu için şirketlerine ‘İRTİCA’ damgası vurulup kapatılmak veya yurtdışına çıkmak zorunda bırakılan onlarca ticari şirketlerimizi,

-Kapanan/kapatılan Kur’an kurslarımız, bitirilen hafızlık müesseselerimizi v.b. yüzerce olayı unuttular mı?

Bütün bunları yaşayanların çoğu hayattadır. Aradan yüzyıllar geçmedi henüz. Ve bu zararı görenlerin birçoğu yaşıyor ve hatırlıyor.  Gel gör ki bütün bu yıkımdan ders almamış gibi yıllar sonra elimize geçen nimetleri basit sebepler yüzünden heba ediyor, adeta yaşamamışız gibi davranıyoruz. İçinde yaşadığımız gemiyi delmeye çalışanlar unutmasın ki bu gemi batarsa içinden kurtulan olmayacaktır.  Unutmayın: Mü’min, eskilerin hikayesini okuyarak ders alandır ve bir işe girişirken bir adım sonrasını düşünendir. Onun içindir ki ben unutmadım. Unutan kardeşlerimize de şöyle demek istiyorum. ”Anlayana delil gerekmez, anlamayana ise delil yetmez”.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.