Dünya

Filistinli sinema direktörü Lina Buhari: Bizim hikayemiz direnişin hikayesi

"8. Malatya Uluslararası Film Festivali" kapsamında düzenlenen "Filistin Sineması" söyleşisine katılan Filistin Kültür Bakanlığı Sinema Bölümü Direktörü Lina Buhari (Bokhary), "Bizim hikayemizin, hayatta kalmanın ve direnişin hikayesi olduğuna inanıyorum. Bu bir insan hikayesi." diye konuştu.

Filistinli sinema direktörü Lina Buhari: Bizim hikayemiz direnişin hikayesi
-

"8. Malatya Uluslararası Film Festivali" kapsamında düzenlenen "Filistin Sineması" söyleşisine katılan Filistin Kültür Bakanlığı Sinema Bölümü Direktörü Lina Buhari (Bokhary), festivalde "konuk ülke" olarak Filistin'in seçilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Türkiye'ye ve Malatya'ya ilk kez geldiğini belirtti.

Henüz 1930'lu yıllarda dahi sinema ve fotoğraf sanatlarına gönül vermiş Filistinli sanatçıların olduğuna dikkati çeken Buhari, kronolojik olarak o günlerden bugüne önemli işlere imza atmış Filistinli yönetmenleri ve yaptıkları işleri anlattı.

Lina Buhari, İsrail'in 1948'deki işgalinin ardından nüfusun yarısından fazlasının göçe zorlandığı ve "Büyük Felaket" olarak adlandırılan güne kadar Filistinli sinemacıların başarılı işler yaptığını vurguladığı konuşmasında, savaş sonrasında hissedilen büyük şok nedeniyle sinemanın öncelik olmaktan çıktığını ve sekteye uğradığını dile getirdi.

Söz konusu dönemde bazı yönetmenlerin çeşitli ülkelere göç ettiğini, dolayısıyla da sinema sanatının durma noktasına geldiğinin altını çizen Buhari, "Hiç film yapılmadı değil. Az da olsa birkaç film yapıldı ancak ulusal sinemaya ilişkin sinema tarihine bakıldığında istikrarın gerekliliği görülür. Bu ise maalesef Filistin için hiçbir zaman söz konusu olmadı." diye konuştu.

Lina Buhari, 1960-1980'li yıllar arasında Filistin sinemasının yeniden kendini göstermeye başladığını, 1990'lı yıllardan itibaren ise yükselişe geçtiğini ifade etti.

'Filistin sineması yeni bir dalganın etkisine girdi'

Filistin sinemasının son yıllarda yeni bir dönemin etkisinde olduğunu dile getiren Buhari, şu bilgileri verdi:

"Filistinli yönetmenler artık kendini daha da özgürleştiriyor ve gerçeklerle yüzleşiyor. Bunun bir nevi tedavi gibi olduğunu düşünüyorum. Son 5 yıldır yeni bir dalganın etkisine girdiğimize inanıyorum. Yeni sinema yapmaktan daha öte Filistin sinemasında yeni bir akım söz konusu, içinde bulunduğumuz karmaşık durumumuza rağmen. Gerçek şu ki bölgemizde hiçbir zaman istikrara kavuşamayacağız. Filistin sineması vardı ve Filistinli yönetmenlerin bireysel çabaları ve güçlü duruşuyla var olmaya devam edecek. Onlar için de bu hayatta kalmanın ve direnişin bir yolu."

Buhari, Filistin Kültür Bakanlığı'nın düşük bütçesine rağmen yılda 4-5 uzun metraj ile 8-10 da kısa filme destek verdiğini aktardı.

Avrupa, ABD ve İsrail'de yaşayan Filistinli yönetmenlerin başarılarından da söz eden Buhari, Filistin tarafından Filistin dışında düzenlenen film festivallerine ve bu festivallerin etkisine dikkati çekti.

Lina Buhari, yaşanan işgale ve tüm zorluklara karşın ayakta durabilmelerinin nedenlerini ise şöyle anlattı:

"Açıkçası kendi hikayemizi anlatmamız gerekiyor ve bu yaşadıklarımız duyulmayı hak ediyor. İnsan olarak her insanın deneyimlerinin kendine özgü olduğuna inanıyorum. Bu değişimi deneyimlerken de gelişiyoruz. Sadece Filistinli olduğum için değil hikayemizin hayatta kalmanın ve direnişin hikayesi olduğuna inanıyorum. Bu bir insan hikayesi. Dünya bizim deneyimlerimizden bir şeyler öğrenebilir."

Buhari, Filistinli yönetmen Rashid Masharawi'nin "Kara Yazı Yazmak" adlı filminin gösteriminin ardından gerçekleşen söyleşi sonrasında, katılımcıların sorularını yanıtladı.

'Bu aslında bize Filistin direnişinin her gün canlı olduğunu gösteriyor'

Etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen Rıza Oylum ise söyleşinin İsrail'in Filistin'e bomba yağdırdığı bir günde gerçekleştiğine dikkati çekerek, "Bu aslında bize Filistin direnişinin her gün canlı olduğunu ve bu direnişin her gün devam etmesinin de zaruretini gösteriyor. Bize (Filistin'in) kültür sanat kavramını, biçimini, sinemasını, tiyatrosunu, müziğini hiçbir zaman hayatımızın dışına çıkarmamamız gerektiğini de gösteriyor." ifadelerini kullandı.

Oylum, Filistin sinemasının direnişin, mücadelenin ve var olmanın bir şekli olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Genelde 1970'lerde politik olarak bilinçlenmenin ortaya çıkmasıyla kendini daha çok var edebildi. önemli filmleri ise 2000 sonrası ortaya çıkabildi. Bugün dünyada Filistin sinemasını 3 ayak üstüne oturtabiliriz. Bunun ilki, bir kısmı işgalci İsrail'in pasaportunu taşımak zorunda kalan Filistinli yönetmenler, bir kısmıysa kamplarda olan, işgalci devletin yerinden, yurdundan ettiği insanların oluşturduğu sanat ortamı, üçüncüsü de batı ülkelerinde, bazen Amerika, bazen de Avustralya'da yaşayan, daha çok festival organizasyonları gerçekleştirenlerin oluşturduğu diaspora sinemasıdır."

Malatya Büyükşehir Belediyesi'nce, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ile Malatya Valiliği'nin katkılarıyla düzenlenen festival, 15 Kasım'da sona erecek.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.