Okur Postası

Geçmişten bugüne kadar gelen zihniyet

Gazetemiz okurlarından Ali Lale, "Geçmişten bugüne kadar gelen zihniyet" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Geçmişten bugüne kadar gelen zihniyet
-

Tarihe göz attığımızda, devlet çarkına sürekli engeller konulduğu görülmüştür. Detayına inilirse, ciltler dolusu kitaplar yazılabilir. Osmanlı’nın yıkılış sürecine baktığımızda, bu zihniyete sahip kafaların kendi kişisel menfaatleri için her zaman dış güçlerin istekleri doğrultusunda hareket ettiği, ülkenin sırlarını ve menfaatini dış güçlere peşkeş çektiklerini, Osmanlı İmparatorluğun yıkılış sürecinde ne kadar etkin rol oynadığı görülmektedir. Ülkenin gelişme aşamasına girdiğinde; Sürekli Devlet Sisteminin önüne engeller konularak, çalışmalarını ortadan kaldırmak ve işlevsiz hale getirmek isteyen bu zihniyet işlevlerini kesintisiz olarak devam etmektedir. Bunların derdi; Allah rızasını kazanmak veya milletin menfaati için değildir. Bunların gerçek amacı; kendi çıkarlarını ülkenin menfaatlerinin üstünde gören bu zihniyetin söz sahibi olamadıkları yönetimlerde,  halkın hassas olduğu değerleri kullanarak yönetimin iş yapamayacak duruma getirmektir. Bu yüzden sistemin aktif olarak çalışmasını sağlayan ve lokomotif görevini gören kişileri itibarsızlaştırmak için her türlü fitneyi devreye koyarlar. Böylelikle ülkenin ekonomik ve siyasal olarak gelişmesini engellemek ve sistemi döndüren çarkların işlevsiz hale getirmek için yoğun bir şekilde çaba gösterirler.

 İkinci Dünya savaşından sonra, Almanya kısa zamanda kendini toparlarken Türkiye ise bu son yirmi yılda kendini toparlamaya başladı. Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar kaç yirmi yıl geçti. Sizlere soruyorum? Bu yorumu sizlere bırakıyorum.

Prens Sabahattinler bizden eksik olmazlar. Prens Sabahattin kimdir? Çoğunuz bilmektesiniz ben yine de söyleyelim. Babası; II. Abdülhamid’in kız kardeşiyle evli Mahmut paşadır. Sultanın Yeğenidir. Buna rağmen bazı kişisel hırs ve isteklerine ulaşmak amacıyla dış güçlerin taşeronlarını kendine efendi kılarak kocaman İmparatorluğun yıkılmasından ve ülkeyi İngilizler ile müttefikleri arasında paylaşılmasına sebebiyet veren bir zihniyetin zirveye çıkış halidir. Bu şekilde ülke kan kaybederek dış güçlerin kazanmasına neden olurlar, maalesef bugün bu zihniyet halen devam etmektedir.

Türk sularına genetiği bozulmuş sazan balıkları bırakarak, diğer balıkların yumurtaların yenilmesine ve balıkçılara büyük zarar vermek için çalışan İsrail, laboratuvarda genlerde yaptığı bu vahşi değişimle Türkiye’ye zarar vermek için çalışıyorlar. Bu kirli oyuna karşı balıkların görüldüğü yerde öldürülmelerini söyleyen Türkiye; bu şekilde önlem almaya çalışıyor. Hayvanlar üzerinden bile zarar üretmeye çalışan bu kirli zihniyet; Türkiye’ye zarar vermek için insanlarımızın da genlerini değiştirmemişler midir acaba? İnsanların genlerini değiştirmek daha kolaydır: Onların inancını, tarihten gelen kültür değerlerini onlardan alıp o boşluğun yerine kendi kültürlerini ve menfaati yerleştirdiği zaman, böylece bu insanların genleri değişmiş olurlar. Peki, genleri ile oynanmış bu insanları ne yapacağız, onlara nasıl teşhis koyacağız. Şüphesiz, onları değiştirmek çok zor olacaktır. Ancak insanlarımıza açık ve net olarak inancını, tarihini, kültürünü öğretmeliyiz.  Vatan sevgisini insanlara aşılamakla, o virüsten kurtarabiliriz. Bir nevi kötü akımlara karşı insanımızı koruyacak tek güç, dini inancımız ve bunun getirmiş olduğu insan sevgisi ve ülke sevgisidir. Bunlar virüse karşı aşıdır. Bunları evde, okulda, sokakta her yerde göstermeliyiz. Övdüğümüz batı bugün kendi insanını virüsle baş başa bırakmışlardır. Çünkü batının kodları; insana ve Müslümanlara zarar vermeye göre ayarlanmıştır. Süper güç dediklerimiz, insanların kanını vahşi canavarlar gibi içmekten bıkmayan bunlar, insanı yaşatmak diye bir şey kodlarında yoktur. Çünkü tüm planları insanlık ve Müslüman toplumlar içine fitne yerleştirerek onları parçalayarak fakir ve zayıf duruma düşürmektir. Ondan sonrada oranın yeraltı ve yerüstü zenginliklerini işgal etmektir. Bunları genleri ile oynanmış insanları merdiven olarak kullanarak yaparlar. işlerini bittikten sonra rahatlıkla imha ederler, Saddam’ı imha ettikleri gibi. Onun için genleri değiştirilmiş balıktan ziyade, insanlarımızın genlerini değiştirmeye imkân vermeyelim; buna karşılık erkenden aşı yapılmalıdır. Daha önceden genleri değişenler, azınlıkta kalırsa halkın onlara itibarı kalmaz. Aşı ne kadar erken yapılırsa bu millet ve devlet daha çabuk gelişecektir. Herkesin refah seviyesi yükselecektir. İsrail, sekiz milyon nüfusuyla; saldığı bu fitnelikleri sayesinde nasıl kendi anlayışına göre dünyayı nasıl evirip çeviriyorlar. Allah milletimizi ve ülkemizi bunların şerrinden korusun.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.