Okur Postası

Genel ve yerel yöneticilerin dikkat etmesi gereken hususlar

Gazetemiz okurlarından Alaettin Köksal, "Genel ve yerel yöneticilerin dikkat etmesi gereken hususlar" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Genel ve yerel yöneticilerin dikkat etmesi gereken hususlar
-

Alaettin Köksal

Genel manada, akıl nimetiyle donatılan insan, şeref, izzet ve onur makamından düşmemesi için, her gün kendilerine ”Ne idim ne oldum ne olacağım” sorusunu sorarak güne başlamalıdırlar. Akıl ve vicdanlarını vahyin emrine teslim ederek, hayatları boyunca bu manevi teslimiyetten ayrılmamalıdırlar. Özelikle yöneticiler ve zenginler ulaştıkları nimetlerden dolayı ne oldum delisi olmamalıdırlar. Ne olacağım endişesiyle, geleceğe yönelik şahsi ikballeri için planlar yapmamalıdırlar.  Ülkenin ve milletin selameti için çalışırlarken ahirette yönelik hayırlı işler yapmanın gayreti içinde olmalıdırlar. “Nasıl yaşarsan, öyle ölürsün” düsturuyla hareket etmelidirler.

Kendi hayat hikâyelerinin yanında anne, baba, kardeş, dede ve ninelerinin hayat hikâyelerini hatırlayarak ve okuyarak kendilerine çekidüzen vermelidirler. Acı, tatlı, geçen hayat hikâyelerini unutanlar, annesinin, babasının ve kardeşlerinin fakirliğinden, nasır tutmuş ellerinden utanmamalıdırlar bin bir çile ile kendilerini yetiştiren bu elleri severek, samimiyetle öpmelidirler. Makam, mevki ve zenginlik bakımından, kendilerinden daha alt seviyelerde olan insanlara tepeden bakmamalıdırlar. Zengine ayrı fakire ayrı muamele yapmamalıdırlar. Üstünlüğün takvada olduğunu akıllarından çıkarmamalıdırlar.

Geçmişini unutan, geldiği makamların tutsağı olarak ne oldum tekebbürüyle hareket edenler, ülkesine ve milletine faydalı olamazlar. Düne kadar makam tekebbürüyle caddelerde yürürlerken, işgal ettikleri makamlardan düştüklerinde toplumun yüzüne çıkacak yüzleri olamadığı gibi, etrafındaki şakşakçı dalkavukları göremez olurlar. En acısı da eskimeyen her zaman dost kalan insanları unuttuklarından, kendilerine uzanacak el bulamazlar. Birde denize düşen yılana sarılır misali,  utanmadan, sıkılmadan bukalemun görünümlü, köpükten dostlarını arayarak teselli olmaya çalışırlarken, insan onuruna yakışmayan karakterlerini ortaya koyarlar. Seçilmiş ve atanmışlar, böyle bir durumu düşmek istemiyorlarsa, önce ahlak ve maneviyata önem vermelidirler. Gerçek dostlarını hiçbir zaman unutmadan, özde milli ve yerli olmalıdırlar. Ulaştıkları dünyevilik makamların gelip geçici olduğunu bilmelidirler. Ne olacaklarını düşünenler, musalla taşına konulduklarında, bu mevtayı nasıl bilirdiniz sorusuna, gönül rahatlığıyla iyi bilirdik demelerini sağlamak için hakkı üstün tutarak halka hizmet etmelidirler. 

Seçilmişler ve atanmışlar; sayın devlet başkanımız Erdoğan’ın hatırlattığı şu hususa dikkat etmelidirler. Cenazeyi kıldıran imam niyet alırken başkan, bakan,  general, müsteşar, cumhurbaşkanı niyetiyle tekbir almıyor.  Cinsiyetine göre, er kişi veya hatun kişi niyetiyle tekbir alarak cenaze namazını kıldırıyor.  Dünya âleminden ahiret âlemine geçiş kapısı olan kabir hayatında,  dünyevilik makam, mevki, rütbe, şan, şöhret, dost,  arkadaş, anne, baba ve evlatlar kendisiyle beraber kabre girmiyor. Kendisine kıyamette kadar arkadaş olacak olan amelleridir. Bu sebeple tüm müslümanlar ve yönetici konumunda olanlar, tekebbürden uzak, tevazuuyla görevlerini yapmalıdırlar.  Kendisini Kur’an ve sünnetin emrine vakfeden insan, dün ne idim, bugün ne oldum, yarın ne olacağım cümleciklerini doğru anlar ve yaşarsa, önce kendine sırasıyla ailesine, akrabalar ve komşularına, yönettikleri insanlara, ülkeye ve millete faydalı olmaya çalışır. İnsanların maddi ve manevi kalkınmaları uğrunda ihlâs ve samimiyetle çalışan yöneticiler, her zaman hayırla anılarak amel defterlerini açık tutmuş olacaklardır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır. “İnsanların en hayırlısı insanlara en güzel şekilde hizmet edendir.” Bu hadisi şerifi çok yönlü düşünmeye mecburuz. Hadisi şerife bir pencereden bakarsak, Hz. Peygamberimizin ne söylediğini anlayamayız. Yol, köprü, çeşme, okul, cami medrese, han hamam, park, hava, deniz, karayolları gibi ve benzeri şeyleri yapmak,  silah sanayinde, ekonomik kalkınmada yapılan hamlelerin yanında manevi hizmetler yapılmazsa, insanların en hayırlısı olamayız.

Maddi kalkınmaya önem verip, manevi kalkınmaya önem vermeyen toplumlar, yerde sürünen, havada uçamayan tek kanatlı kuş gibi olduklarından düşmana çok kolay yem olurlar. Toplumun refah ve huzuru için, maddi ve manevi hizmetler birlikte yürütülmelidir.  Müslüman halkımız ve yöneticilerimiz, şeref makamlarını koruyabilmeleri için, 1- Tahkiki bir imana 2- Faydalı ilime 3- İhlâslı amele 4- Hidayet, (Hak ile batılı, doğru iyi yanlışı, iyi ile kötüyü, zararlı ile faydalıyı, güzel ile çirkini, zulümle adaleti ayırt etmeli.) 5- Dirayet (inandığı davasını hayata hâkim kılma mücadelesinde taviz vermemeli) 6- Feraset (İleri görüşlü tarihi olaylardan ders çıkarmalı) sahibi olmalıdırlar. Ayrıca insanı insan yapan şu değerlere sahip olmalıdırlar. 1- İman ve ittika 2- İhlâs ve ibadet 3- İhsan 4- İttihat 5- İttifak 6-Tevazu 7-İnfak 8- Güzel ahlak 9-Adalet ve merhamet 10- Cömert 11- İstişare 12- Tefrikaya düşmeme 13- Nefis terbiyesi.

Bütün bu özeliklere sahip olan yerel ve genel yöneticilerimiz başarılı olabilmeleri için şu hususlara da dikkat etmelidirler. 1-Para, insan, mekân, imkân, zaman ve algı yönetimini, yönetecekleri bölgenin coğrafi durumunu, nüfus hareketlerini ve etnik yapısını, bölgenin yer altı ve yer üstü kaynaklarını bilmelidirler. 2- Belediye başkanları yönetecekleri belde, ilçe ve il gibi şehirlerin fiziki yapısını, iletişim, ulaşım, su kanalizasyon, park, okul, cami, tarihi eserlerini, kültür ve sanat yapısını, bölgede yaşayan insanların refah durumunu çok iyi araştırarak bölge hakkında bilgi sahibi olmalıdırlar. 3- Yönetecekleri bölgenin eksiklerini tespit ederek, bölge için kısa orta ve uzun vadede ne gibi hizmetlerin yapılacağını planlamalıdırlar.

Özetle yazmaya çalıştığım bu hususları, çoğu yöneticilerimiz bildiği halde, her ne hikmetse makama oturduklarında, bu manevi değerleri unutmaktadırlar. Makamın cazibesi kendilerini teslim aldığından, makamı baş tacı ederek, dünyeviliklerin altında eziliyorlar. Aklı başındaki her bir insan bilir ki, insanı yükselten makamlar değil, maneviyata dayalı ahlaki değerlerdir.        

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.