Okur Postası

Genel ve yerel yöneticilerin dikkatine!

Gazetemiz okurlarından Alaettin Köksal, "Genel ve yerel yöneticilerin dikkatine!" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Genel ve yerel yöneticilerin dikkatine!
-

Yönetmek yönetilmekten çok daha zordur. Yöneten; yönettiği toplumun meşru olan istek ve taleplerinden sorumludur. Sorumluluk bilinciyle hareket eden yöneticiler, hem yönettiği topluma, hem de Yüce Allah’a (CC) karşı sorumludurlar. Yönetenlerin sorumluluğu kadar yönetilenlerin de sorumlulukları vardır. Meşru olan sorumluluklarını yerine getirmeyen yöneticiler ve yönetenler birbirlerini şikâyet etme hakları yoktur. Yönetici yönetirken adil olmalı hak edene hakkını vermelidir. Yönetilen hakkı varsa hakkını aramalı, yanlışlara dur demeli, adil olmayan yöneticiye yol vermemeli, bilmeden yol vermişe sandığı beklemeden sırtından indirmelidir.

Meselenin anlaşılması için birkaç ayet ve hadis naklederek yöneticilerin ve yönetilenlerin engin ferasetlerine havale etmek istiyorum. Genel olarak, Cuma namazında önce okunan hutbe Nahl suresinin 90. Ayetiyle bitiriliyor bu ayetle Yüce Allah bizleri şöyle uyarıyor. “ Haberiniz olsun ki Allah, size (bize) adaleti, iyilik yapmayı ve akrabaları gözetmeyi, (düşkün iseler) yardımda bulunmayı emrediyor. Hayâsızlığı kötülüğü ve azgınlığı yasaklıyor. Dinleyip, anlayıp tutasınız diye size (bizlere) öğüt veriyor.” Bu mübarek ayeti kerimeyi, her Cuma namazında bilinçli bir şekilde dinleyen yöneticiler, asla adaletsizlik yapamazlar. “Her hak sahibine hakkını ver” hadisine uygun olmayan bir tavır ve icraat içinde olamazlar. Halkı rahatsız edecek hayâsızlıklara yol açacak mekânlara ruhsat veremezler. “Rüşvet alan da veren de melundur” hadisi şerifini akıllarından çıkaramazlar. İnsanlara hizmet ederlerken, zengine, imtiyazlıya, güçlüye farklı, garibe, fakire ayrı muamelede bulunamazlar. Göreve getirecekleri insanların ehil olmasına dikkat ederler. “Haberiniz olsun! Allah size emanetleri (Görevleri) ehline vermenizi ve insanlar arasında karar verirken adaletli olmanızı emrediyor..” (Nisan 58) ayetine göre hareket etmeye azami gayret gösterirler. Torpil ile referansı bir birine karıştıramazlar. Torpil; Hak etmeyene başkasının hakkını vermektir. Referans hak edene hakkı teslim etmektir. Siyasi partiler seçerken ve atama yaparken. İstisnalar olsa da genel anlamda referanslar dikkate alınmıyor, torpiller öne geçtiğinden siyasette ve bürokraside emanetler ehline verilmiyor. Yüce Allah’tan sakınan adil yöneticiler, dünya ile ahreti birbirinden ayırmazlar. “Dünya ahretin tarlasıdır” hadisini kendilerine şiar edinerek, dünyada ne ektiklerine dikkat ederler. Dünyada zerre miktarınca İyilik veya kötülük yaparlarsa, mutlaka karşılığını görecekleri bilinciyle hareket ederler. Bu ve daha birçok sebepten dolayı, yöneticilerimiz, yönettikleri insanları aşağılayamazlar, haksızlık yapamazlar, hakaret edemezler.

Yönetilen sınıfından olan, inanan inanmayan, ibadetini yerine getiren getiremeyen, aynı partiden cemaat, tarikat, ırk, meşrep ve mezhepten olan olmayan insanlar, siyasi kin ve nefretten kaynaklanan bir kompleksle muhalefet ettiği siyasi parti liderlerine, iktidar partisi mensuplarına yerel ve genel yöneticilere iftirada bulunamazlar, hakaret edemezler, gıyaplarında İnsan onuruna yakışmayan sinkaflı (küfredici) cümleler kuramazlar.

İslami hassasiyetlere önem verdiklerini söyleyenler, özelikle bazı sözde milli görüşçüler ve cemaat mensupları, Sayın Erdoğan’ın kendisine ve aile efradına yaptıkları küfürlerden dolayı, Yüce Allah’ın huzurunda nasıl hesap vereceklerini enine boyuna düşünerek kendilerine çekidüzen vermelidirler. Kötü sözün sahibine ait olduğuna hiçbir zaman akıllarından çıkarmamalıdırlar. Ülkenin ve milletin yararına olan ve olacak hizmetler için bedel ödeyen AK Parti iktidarının ve özelikle Sayın Erdoğan’ın yaptığı ve yapacağı hayırlı hizmetleri, siyasi kin, nefret ve kıskançlıktan dolayı yalanla, algı operasyonlarıyla kösteklemekten kaçınmalıdırlar. AK Parti’ye muhalefet eden siyasi partiler ve bir kısım sözde aydın ve yazarlar, basit siyasi getirimler için, AK partisinin ülkenin kalkınmasında, dış siyasette, sağlıkta, milli savunmada ve terör konusundaki başarılarını görmemeleri hayra alamet değildir.

Dış politikadaki başarımızı imanla, azimle ve sabırla elde ettiğimiz bir siyasi anahtarla birçok siyasi kilidi açtık ve açacak duruma gelmiş olduk. Sağlık alanında atılan emin adımlarla, dünyayı sarsan korona virüse karşı en etkili mücadeleyi verdik. ABD, İngiltere, İtalya içinde olmak üzere dünyanın 102 ülkesine sağlık yardımı yaptık. Türkiye, Libya hükümetiyle yaptığı anlaşmayla Akdeniz de söz sahibi oldu. Dış siyasette elde ettiğimiz bu siyasi anahtarla ve güçlü diplomasiyle ve kendimize has tarihi lisanımızla Türkiye’ye kapılarını kilitleyenlerin kapıların açmaya başladık. Türkiye karşıtı olan müslim gayrimüslim devletler, Akdeniz de, Kafkaslarda, Türk dünyasında, Ortadoğu ve Afrika coğrafyasında ki planlarının Türkiyesiz yürümeyeceğini anladıklarından Türkiye’nin kapısına çalmaya mecbur kaldılar. Libya da bulunan askerimize lejyoner diyenlere, bugünün Amerikan piyadeleri olan, dünün Marksist ve Leninistlere duyurulur.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.