İSLAM

Giresun’un manevi önderlerinden Nuri Genç Hoca, CHP zulmünü Akit’e anlattı: Allah-u Ekber demeye hasret kalmıştık

Tek parti döneminde Müslümanlara yapılan zulümlere şahitlik eden Giresun’un manevi önderlerinden Nuri Genç Hoca, Akit’e yaptığı açıklamada, o dönem dini olan her şey yasaktı. Müslüman milletin Allah-u Ekber’e aşkla hasretini çektiği zamandı. Senelerce Allah-u Ekber’e hasret kaldık. Hacı İbrahim Ethem Efendi’den ders aldım. Ethem Efendi İskilipli Atıf hocayla idamlık cezasını alan ama idam edilmeyen büyük bir şahsiyetti” dedi.

Giresun’un manevi önderlerinden Nuri Genç Hoca, CHP zulmünü Akit’e anlattı: Allah-u Ekber demeye hasret kalmıştık
-

Yeni nesillerin yakın tarih bilgisi maalesef yeterli değil. O yüzden ülkemizin son yüzyılında yaşanan zulümleri bilmiyorlar. Bir zamanlar “ezan yasaktı, Kur’an öğrenmek yasaktı, hatta Allah demek bile yasaktı” dediğinizde inanmakta zorlanıyorlar. Bu toprakların yaşadığı en büyük zulümlerden birisi CHP zulmüdür. Bugün tek partinin İslam düşmanlığının en katı dönemlerine şahitlik eden Nuri Genç Hocaefendi ile o karanlık yıllarda yaşadıkları baskıları, zulümleri konuştuk.

-Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz efendim?

Ben 1930 doğumluyum. 1934’de nüfusa geçmişim, babamın altıncı evladıyım. 1947’de görev aldım. Kur’an muallimi olmak üzere Samsun’un Terme ilçesinde sekiz sene görev yaptım. Sekiz sene görev yaptıktan sonra Bozak Beldesine oradan Bulancak’ta 42 sene Kur’an hizmetim oldu. Kur’an üzerine mezun ettiğimiz hafızlar, hocalar binden fazladır.

“Dini öğrenmek yasaktı”

-Hangi hocalardan ders aldınız?

9 yaşında hafız oldum. Tek parti dönemi o vakitler dini olan her şey yasaktı. O zaman Müslüman milletin Allah-u Ekber’e aşkla hasretini çektiği zamandı. Senelerce Allah-u Ekber’e hasret kaldık. Ezan aslına uygun okunmadı. İlk hocam Sadık hocaydı o bize Kur’an Kerim’i gizli gizli öğretti. Ondan sonra Hacı İbrahim Ethem Efendi’den ders aldım. Ethem Efendi İskilipli Atıf hocayla idamlık cezasını alan ama idam edilmeyen büyük bir şahsiyet. Bir müddet Onda okuduk ömrü vefa etmedi. Ondan sonra Seyyid Hacı Ahmet Fehmi Erturan Bey bu mübarek insan sevgili Peygamberimizin torunlarındandır. Ankara Diyanet İşleri Başkanlığı’nda vaizlik de yaptı. Onunla da gizli okuduk tabii. Çünkü yasaktı dini öğrenmek yasaktı. Aradaki zamanda da İhsan Katip isminde bir Hocaefendi vardı onda da biraz tahsil gördük.

“Yıllarca ormanda gizlenerek okuduk”

-Bu yasaklar altında dini tahsil etmeyi nasıl başardınız?

Seneler senesi ormanda okuduk tabii yaz kış çadır altında çünkü açıktan okumak mümkün değil. Kitabı elinize alıp çantanıza koyup yolda yürümek mümkün değil. Jandarma gördüğünde sopalıyor insanları, o sopayı da yedik. Ormanda karda fırtınada kaldık okumayı bırakmadık. İbrahim Ethem Hazretleri şehirliydi. İstanbul’un bütün güzel yaşantısını bütün zevklerini bildiği halde ormanda çadırda bizimle beraber yokluk içinde kaldı. Bizlere Allah kelamını öğretti. Çok zorluklar yaşadık o yasaklı dönemlerde. Sadece soğuk fırtına değil yiyeceğimiz de yoktu. Başka katık olmadan tek mısır ekmeği yemeye razı olarak direndik. Sadece giydiğimiz çamaşırlar kirlendiği zaman eve geldik hemen geri döndük. Elbise değişimi için geldiğimizde ancak sıcak çorba içebildik. Bugünlere kolay gelmedik.

-Allah demenin bile yasak olduğu dönemlerde yaşadınız. Tek Partinin zulümlerini gördünüz. Anne ve babanız o zorlu yıllarda size nasıl destek oldu?

Rahmetli babam eski rüştiye mezunlarından dindar bir insandı ilmi yoktu ama bildiğiyle amel ederdi. 80 dönümlük bir bahçemiz vardı etrafı çevrilmişti, süt ineklerimiz de vardı. Bir seferinde ikindi namazından sonra bahçeye giderken çantamın içerisinde cüzümü de götürdüm. Eve doğru düz bir yolda 15-20 dakika kadar yürüdüm, karşı taraftan iki tane silahlı jandarmanın geldiğini gördüm. Geldiler çantama bakınca kitabı gördüler. Birisi kitabı açtı, baktı Kur’an yazısı var, beyni döndü adamın. Kesici bir aletle sırtımdan iki tane asker kuvvetiyle vurdu. Zıpladım, elinden zor kurtulup kaçtım. Eve geldim. Rahmetli babama anlattım durumu. Tebessüm etti merhum. Anneme, “Kimin oğlu bu, jandarmadan kaçar tabii onlara karşı bile koyar” dedi. Bu hayatı da bu şekilde yaşadık. Böylece bugünlere geldik elhamdülillah.

“İslâm’ı aşkla yaşarlardı”

-İbrahim Ethem Efendi ömrünün sonuna kadar göz hapsinde mi yaşadı?

İskilipli Atıf Efendi idam ediliyor. Onunla yargılanan İbrahim Ethem Efendi göz hapsinde yaşıyor mübarek insan. Her gün merkeze iki defa gidip imza veriyor. Her gün gide gele orada bir saatçi ile tanışıyor ve saatçilik öğreniyor. Bu sebeple saatçi hoca da derlerdi ona. Giresun’a gelip orada saatçilik yapıp bir müddet o işi yaptıktan sonra Hacı Ahmet Fehmi Bey ile tanışıyor. Çok aşık bir insanlardı, Allah rahmet eylesin. İslam’ı aşkla yaşarlardı. Onların ismini söylemeye bile utanıyorum. Onlara layık oluruz İnşallah.

“Ya Rabbi, bütün başarılarımız Senin kudretinle olmuştur”

-Mübarek Ramazan-ı Şerif’in son günlerindeyiz. En çok yaptığınız duayla bitirelim bütün okuyucularımızla birlikte âmin diyelim efendim buyurun…

Ya Rabbi Senin lütfetmiş olduğun bu güzel ismin sahibi ve icraatçısı biz değiliz, bu Senin vermiş olduğun lütuf ve ilhamdır. Bütün işlerimizde bütün başarılarımızda Senin kudretini görüyoruz. Senin kudretinle olmuştur. Bu oturduğumuz mekân da bize hürmet eden varsa o hürmeti veren de Sensin. Mekân da Senindir. Bu hayatım içerisinde Senin emrini yerine getirmeyi bize nasip eyle. Hepimize hayırlı güzel ömürler nasip eyle. Amin.
Yeni Akit Gazetesi

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.