Okur Postası

Gönül Belediyeciliğine önem vermek!..

Gazetemiz okurlarından Alaettin Köksal, "Gönül Belediyeciliğine önem vermek!.." başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Gönül Belediyeciliğine önem vermek!..
-

Alaettin Köksal

Mahlûkatın en şereflisi olarak yaratılan insan için, Yüce Rabbimiz İsra suresinin 70. Ayetinde şöyle buyuruyor; “Yemin olsun ki, Biz âdemoğullarını şerefli kıldık. Onları denizde, karada araçlara yükledik. Onları hoş nimetlerle besledik. Onları yarattıklarımızdan birçoğuna üstün kıldık.

Yüce Allah (CC) üstün meziyetlerle halife olarak yarattığı insana, ayrıca imtihan gereği, şerefinin yanında unutkanlık, zayıflık, acelecilik, cimrilik, korkaklık, tembellik, bahanecilik, harislik, kıskançlık, nankörlük, mal, mülk, para, şan, şöhretle övülmek gibi ve benzeri zaaflarda vermiştir.  Sözünü ettiğimiz zaafları ve bunlardan korunmanın yollarını da, Yüce Mevla’mız Kur’an ayetleriyle insanlara bildirmiştir. 

Şerefli olarak yaratılan insan, şeref makamından aşağıya düşmemesi için, zaaflarını çok iyi bilmeli, Kur’an ve sünnet ışığında tedbirlerini almak suretiyle gaflete düşmemelidir. Gaflete düşüp, kulluk görevlerini unutan insanı, Yüce Rabbimiz şöyle uyarıyor [“Allah’ı unutanlar gibi olmayın…” (Haşr 19)  “Unuttuğun zaman Allah’ı an” (Kehf 24)] 

İnsanoğlu böyle bir duruma düşerse, vakit geçirmeden tövbe etmeli ve tekrar şeref makamına yükselmelidir. Bunun yolu imanımızı hatırlayarak yeniden iman etmeliyiz. Yüce Rabbimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır. “Ey iman edenler! Allah’a ve resulüne, indirdiği kitaba, ondan önce indirdiği kitaba da iman edin. Kim Allah’ı, melekleri, kitapları, resullerini, ahiret gününü inkâr ederse, muhakkak o, uzak bir sapıklığı sapıp gitmiştir.” (Nisa 136)

Seçilmek bir lütuf olmadığı gibi, seçilmemek de bir eksiklik değildir. İnsan melek olmadığı için üzülme ve sevinme gibi hasletlere sahip bir varlıktır. Lakin üzülürken ve sevinirken, Yüce Allah’ı (CC) unutmamalıdır.  Seçilerek veya atanarak bugüne kadar ülkeye ve millete Yüce Allah’ın rızasını gözeterek hizmet edenler mutlaka kazanmışlardır. Seçilmeyenler, atanmayanlar, seçilmiş oldukları halde, tekrar seçilemeyenler büyük bir sorumluluktan kurtuldukları için üzülme yerine sevinmelidirler.

İnsanoğlu düşünen, akl eden, gören, hisseden, anlayan, anlatan, işiten bir varlık olduğu için inandığı davanın zaafa uğraması için, yerel ve genel yönetimlerde seçilecek ve atanacak insanların ehliyetli liyakatli, becerikli kabiliyetli, imanlı ve ihlâsı insanların yönetimlere gelmelerini isterler. “Emanetleri ehlini veriniz” ilahi emre uyulmadığında “Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır” durumuna düşmemek için üzüntülerini, fikir ve düşüncelerini açık yüreklilikle söylemeye çalışırlar. Samimiyetle söylenen bu ifadeler asla kınanmamalıdır.  

Siyasi parti liderleri ve yöneticiler, parti içinde küskünlüklere ve üzüntülere meydan vermemelidirler.  Ben yaptım oldu, anlayışından uzak durmalıdırlar. Üzülen üzülsün, küsen küssün, biz bu adaylarla da kazanırız iddiasıyla hareket etmemelidirler, ikna yolunu tercih etmelidirler. Üzüntüleri ve küskünlükleri önleminin kestirme yolu, seçim bölgelerinde aday adayı olan insanlarla yüz yüze görüşmek, aday adaylarının birbirlerine olan düşüncelerini almak, bölgenin kanaat önderlerinden bilgilerine başvurmak suretiyle istişareler yaparak, neticeyi şeffaf olarak halka ve aday adaylarına açıklamalıdırlar.  Adaylar tepeden indirilmemeli, aday adayları kurbanlık koçlar gibi görülmemelidir. Milletin önüne ne korsak kabul etmeye mecburdurlar, anlayışıyla hareket etmemelidirler.

 Parti liderleri, aday açıklamaları yaparlarken, herkesin hoşuna gidecek cümleler kurmalıdırlar “çalışan karşılığını alır” gibi ve benzeri cümleler kurmamalıdırlar. Bu ifadeler karşısında millet haklı olarak şu soruyu sormaya başlar. Köy, mahalle, sokak ve şehir kahvelerinde, gazete köşelerinde, televizyon ekranlarından konuşan ve davasını savunan insanlar kadar, hangi il,  ilçe, belde başkanı ve diğer seçilmişler çalışmıştır. Hayatı boyunca çalışan insanları görmezsek, üç beş ay il, ilçe başkanlığı yapmış veya daha önce seçilmiş insanlara çalıştılar diye yol vermek adaletle bağdaşmaz.

Sözün özü; Milletimiz siyasi şımarıklığı, tutarsızlığı, tekebbürü, vesayeti sevmez. Siyasi partiler, milletin gönlüne maddi hizmetlerden çok, manevi değerlere girmeye çalışmalıdırlar. Havası alınmış bir topu zemine ne kadar çarparsanız çarpın yukarıda doğru yükselemediği gibi, maneviyatı boşalmış bir insanı da maddi yönden ne kadar güçlendirirseniz güçlendirin, düştüğü yerden kolaylıkla kalkamayacaklarını bilmelidirler. Özelikle AK partili yetkililer Sayın Erdoğan’ın ısrarla söylediği “Gönül belediyeciliğine önem vermeliyiz” cümlesini çok yönlü okumalıdırlar. Ayrıca AK partinin yetkilileri, karşılarında alternatif olacak güçlü bir parti olmadığından, seçmenlerin bir kısmı AK partisine kerhen destek verdiklerini akıllarından çıkarmamalıdırlar. Bu sebepledir ki, önce ahlak ve maneviyat demeliyiz.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.