Okur Postası

“Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür”

Gazetemiz okurlarından Güngör Ulusoy, “Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

“Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür”
-

Güngör Ulusoy/İzmir

İnsan unutan bir varlıktır. Unutkanlığı kimi zaman dert, kimi zaman rahmet olur. Rahmet olan tarafı mükafatıdır. Dert olan tarafı cezasıdır. Mükafatımız olacaksa unutalım ziyanı yok! Ancak cezamız olacaksa hiç değilse aynı cezaları tekrar tekrar yaşamamak için unutkanlığı zafiyet haline dönüştürmeyelim.

İnsanoğlu daha çok, önemli olayları ve kendisine özgü hadiseleri hatırlamasının dışında yaşamı boyunca günlük olarak yaptığı sıradan, otomatiğe bağlanmış, refleks haline dönüşmüş rutin işlerini belleğine kaydetme ihtiyacı duymaz. Farkında mıdır bilinmez ama böyle olması belki de unutmaması gereken önemli konulara hafızasında alan açması açısında önemlidir. Çünkü bilgi kırıntılarını-artıklarını resetlemeyen beyin sağlıklı çalışmaz sürekli kasar ve en nihayetinde hafıza kartı yanabilir. Unutulmayacağını düşündüğümüz acı ve tatlı hatıraların bile zaman içerisinde tesir etme gücünün zayıflaması; acıların azalmasına, yaşanan mutlulukların ve sevinçlerin ise tatlı bir tebessümle hatırlanmasına sebep olur. Ancak öyle şeyler vardır ki; unutulması durumunda insanı vefasız ve nankör yapar. Bunların en başında zor günlerimizde bizi yalnız bırakmayan, maddi ve manevi desteklerini bizden esirgemeyen ailemize ve dostlarımıza karşı sırtımızı dönerek onlarla olan bağımızı kopartmaktır. Düşünün sıkıntıya düştüğünüz bir anda ya da sizin için çok önemli olan bir sorunun çözümünde Hızır aleyhisselam gibi, imdadınıza yetişen birini unutmakla hem bu yardıma sebep olan kişiye, hem de o kişiyi bu yardıma sebep kılan Allah’a karşı en hafif tabirle hadsizlik yapmış olmaz mıyız?

Bir de toplumsal hafızamızda kayıt altında tutmamız ve unutmamamız gereken...unutmamız durumunda toplum olarak telafisi mümkün olmayan ya da tamir edilmesi güç olan bedelleri ödemek zorunda kalacağımız şeyler vardır. Bunların başında da inanç, kültür ve milli değerlerimiz gelmektedir. Bu değerlerin bozulmadan nesilden nesile aktarılması ve yaşatılması bizim köklerimizle ve şanlı tarihimizle olan bağımızı güçlendirmesi açısında önemlidir. Bu değerler doğrultusunda bize hizmet edecek olan yöneticileri seçmek hayati önem arz etmektedir. Çünkü birey olarak yapamayacağımız veya yapmamamız gereken şeylerin devlet marifetiyle yapılabileceği gerçeği dikkate alındığında bu hususta seçici davranmamız doğru olacaktır.

Toplum olarak geçmişte ve yakın tarihimizde yaşadığımız acıların ve sıkıntıların gelecekte de tekerrür etmemesi için hafıza kayıtlarından silinmemesi gerekmektedir. Çünkü, geçmişini unutan toplumlar, kazanımlarını bir gün içinde kaybetmeye mahkûmdurlar. 2023 yılı hedeflerine doğru Türkiye’nin son 17 yılda kat ettiği mesafenin ve kazanımlarının değeri iyi anlaşılsın diye vereceğimiz örnekler için çokta fazla geriye  gitmeye gerek yok. Sadece “X kuşağının” yaşadığı 1964 -1979 yıllarını ve “Y kuşağının” yaşadığı 1980 - 1999 yıllarını hatırlamak ve hatırlatmak hafızaların güncellenmesi açısından yararlı olacağı kanaatindeyim. Çünkü bu örnekler... “Z neslinin” ; dedesi “X kuşağının” ve babası “Y kuşağının” hatalarını tekrarlamamasını sağlayacaktır. Kısaca o döneme ait acıları ve sıkıntıları ana başlıklar altında özetin özeti şeklinde  ifade edecek olursak; ekonomik krizlerin, anarşinin, faili meçhullerin, kurumsal tefecilerin, rantiyecilerin, vatandaşı hayatından bezdiren bürokratik işlemlerin, bir “cente” muhtaç olduğumuz günlerin, devalüasyonların, intiharların, açlığın, yokluğun-sefaletin ve darbelerin yaşandığı... Sadece, milli gelirin tamamını gasp etmiş bir avuç gayrimilli azınlığın yüzünün güldüğü kara bir dönem olarak tarihe geçmiş olması bize bazı şeylerin unutulmaması gerektiğini hatırlatması bakımından önemlidir.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.