Okur Postası

Haklı mı haklı, hak sahibi mi haklı?

Gazetemiz okurlarından M. Fatih Kahraman, "Haklı mı haklı, hak sahibi mi haklı?" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Haklı mı haklı, hak sahibi mi haklı?
-

Hak kelimesinin aslı, uygunluk ve denk demektir. İslâm düşüncesinde hak kavramı genellikle “dış dünyada gerçekten mevcut olan, mevcudiyeti sabit ve devamlı olan varlık, gerçeğe uygun bilgi, hüküm, söz” anlamlarında kullanılır. Hak kelimesinin çoğulu hukuktur. Hak kelimesinin başlıca dört anlama geldiğini ifade edenler şöyle demiştir:

1- Bir şeyi hikmetin gereğine uygun olarak icat eden; bundan dolayı hak Allah’ın bir ismi veya sıfatı sayılmıştır.

2- Hikmetin gereğine uygun olarak yapılan iş; Allah’ın bütün fiilleri bu anlamda haktır.

3- Bir şeye aslına uygun ve doğru olarak inanma, bu şekilde kazanılmış inanç, bilgi.

4- Gerektiği şekilde, gerekli ölçüde ve gereken zamanda meydana gelen iş. (İsfehani, ‘HAK’ maddesi)

Hak, şüpheden sonra kesin bilgi manasına da gelir. Kelimenin kök anlamını ‘kemiğin oturduğu yuva, eklem yeri, mafsal’ anlamına gelen ‘el-huk’tan yola çıkarak daha iyi anlamak mümkün. Omurga yuvasıyla mutabık değilse, mafsalda sorun var demektir. Kemikten sorumluluğunu yerine getirmesini beklemek için, kemiğe hakkını vermek gerekir. Onun hakkı da yuvasına oturmasıdır.

Hak kitap olan Kur’an-ı Kerim’de ise bu kavram aşağıdaki anlamlarda kullanılmıştır:

1-Bir şeyi nasıl gerekiyorsa ona göre yapan (Kehf, 18/44); 2-Hikmetin gereği olarak var edilen şeyler (Yunus, 10/5); 3-Birşey hakkında aslına uygun olarak inanç taşıma (Bakara, 2/213); 4-Kur’an/İslam (Bakara, 2/42;  Nisâ, 4/105; Mâide, 5/77; İsrâ, 17/81, 105; Kehf, 18/29); 5-Ölüm gerçeği (Kâf, 50/19); 6-Hisse, pay, karşılık (Meâric 70/24-25;  Zariyât 51/19); 7-Adalet (Mümin, 40/20); 8-Allah’ın vaadinin gerçekleşmesi (İsrâ, 17/16); 9-Allah’ın kelimeleriyle gerçeği güçlendirmesi (Enfal, 8/7-8); 10-Hak etmek (Hac, 22/18); 11-Doğru, yerinde, uygun, gerektiği gibi anlamında (Bakara, 2/121); 12-Ödev, yükümlülük ve hüküm (Bakara, 2/180); 13-Olacak emir/gerçekleşecek söz (Müminûn, 23/41); 14-Gerçek din (Tevbe, 9/33); 15-Doğru yol (Yûnus, 10/35); 16-Doğru haber (Müminûn, 23/62); 17-Gerçek (Ra’d 13/1, 19); 18-Hakikat manasında (Bakara, 2/176); 19-Bir olayın iç yüzü/işin aslı(Yûsuf, 12/51); 20-Zulmün aksi olan adalet (Mümin, 40/20).

‘el-Hakk’ Allah’ın Esmau’l-Hüsna’sından, güzel isimlerinden biridir. Hak kelimesi “varlığı kesin olan, mutlak gerçek, hikmete uygun olarak icat eden” anlamlarından dolayı Allah’ın bir ismi veya sıfatı olarak da geçmektedir (En‘âm, 6/62; Yûnus, 10/30, 32; Hac 22/62). Allah’ın bir adı olarak el-Hak, inkârı mümkün olmayan, varlığı kabul edilmesi gereken, gerçek var olan, varlığı ve ilâhlığı kesin olan, hikmetinin gereğine göre eşyayı yaratan, hakkı ortaya koyan, sözünde doğru olan, her hakkın kendisinden alındığı gerçek, var olan mevcut manalarına gelir. “Allah’ın el-Hakk diye bir isminin olması, insanın ‘hakikat’ diye bir derdinin olmasını sağlamak içindir. İnsan neye inanır, kimin peşinden giderse, her nasıl düşünür, her ne yaparsa yapsın, hakikati aramaktan vazgeçmemeli. Zira hakikati arayan kimse neyin peşine düşerse düşsün gerçekte el-Hak olan Allah’ı arıyor demektir. Hakikat diye bir derdi olmayan da şeytanın oyuncağı olmaktan kurtulamaz.”

Haklı ile haksızın iyice karışıp birbirinden ayırt edilemez hale geldiği bir zamandan geçiyoruz. Kimse, ben haksızım; davam haksızlık davası falan demediği gibi bilakis herkes kendine göre haklı olduğunu söylemektedir. Neredeyse hiçbir şeyin rayında gitmediği, hak-hukukun altüst edildiği, mağduriyet ve mazlumiyetin ayyuka çıktığı günümüzde zalim kim, haksız kim diye soracak olsak; itiraf kabilinden net cevap alabileceğimiz bir soru değildir bu. Haklı mı haklı, hak sahibi mi haklı? Bunu kim, neye göre belirleyecektir? “Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Nisa, 4/135) buyuran Cenabı Hakk’ı dinleyen kim? Gücü, iktidarı, muhalefeti yanına alarak haksız da olsa haklı çıkanların bulunduğu bir toplumda adaletten bahsedilebilir mi?

Kriteri yanlış ve mihengi bozuk olanların hakkaniyetli bir dünya bırakmaları mümkün mü? Haksızlıkların haddinden fazla olduğu bir zeminde huzur, barış ve mutluluktan eser kalır mı? Her türlü sapkın fikrî akımın revaçta olup taraftar bulduğu, ukaladan oluşan bireylerin önümüze getirip koyduğu günübirlik hayat tarzları bizi nereye kadar götürebilir? Peki o zaman, cevabını alamasak da şu soruları soruyoruz: Konuşan mı-susan mı, üreten mi- tüketen mi, genç mi-yaşlı mı, ayaktaki mi-oturan mı, Amerika mı-Rusya mı, onlar mı-biz mi, kadın mı-erkek mi, öğretmen mi-öğrenci mi, iktidar mı-muhalefet mi, zengin mi-fakir mi, okuyan mı-okumayan mı, alan mı-satan mı, esnaf mı-müşteri mi, binitli mi-yaya mı, doktor mu-hasta mı, karı mı-koca mı, bekâr mı-evli mi haklı?.. Bunun kararını kim neye göre verecek? Yoksa herkesin doğrusu kendine göre doğru, yanlışı yanlış mı denilecektir?  Oysa piyasada kötülükler iyiliklerden, hastalar sağlıklı olanlardan, sahtekârlar dürüst olanlardan daha fazla görünüyor? Madem batıl olanlar ekseriyeti oluşturuyorsa ve “hak gelmeden de batıl gitmeyeceğine” (İsra, 17/81) göre hakkı kim, ne ile, ne şekilde ve ne zaman yeryüzünde ikame edecek de adalet tesis edilmiş olacak, diye merak edip soruyor ve netice bekliyoruz. “Din nasihat (samimiyet)tir” (Müslim, İman, I, 74.) deyip söze başlamanızla birlikte; “bizim nasihatlere karnımız tok” cevabını alırsınız genellikle. Öyle ki maşallah herkes her şeyi biliyor(!) ve netice olarak: “Allah’ın hak dini, tıpkı en başta olduğu gibi tekrar o garip haline geri dönmüş”(Müslim, 232) bulunmaktadır.  Ahh! Bir de şu garipler olmasa halimizi nice olurdu?

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.