Okur Postası

Haşr ve adâlet sırrı

Gazetemiz okurlarından Ayşe Rânâ Uyar, "Haşr ve adâlet sırrı" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Haşr ve adâlet sırrı
-

Ayşe Rânâ Uyar

Karşı komşumuzun oğlu gözlerinden birini kaybetti, ailecek çok üzgündüler, artık bizimle oyun da oynayamıyordu. Bize hep sakın siz benim gibi yapmayın, gözünüzün kıymetini bilin diyordu. İyi ama biz gözümüzün kıymetini bilmiyor muyduk ki? Doğrusu arkadaşım bana böyle söyleyene kadar, hiç aklıma göz gibi bir organa sahip olduğum gelmemişti. Yani gözümle ilgili herhangi bir problemim hiç olmamıştı. Demek ki, sahip olduğumuz güzel şeyler, ancak elimizden çıktığı zaman, onları kaybettiğimiz zaman değerini anlıyoruz. Üstelik bu organları kontrol etmede, yönetmede o kadar güçsüzüz ki, küçücük bir mikrop bizim haberimiz olmadan vücudumuza girip bizi öldürebiliyor. Yapabildiğimiz tek şey, önümüzde serilmiş olan sofradan bir yiyecek seçmek ve sonra ağzımıza götürmek, ondan sonra olanlara hiçbir müdahalemiz yok. Sanki bu verilenler bize emanet olarak verilmiş gibi, çünkü gerçekten bunların sahibi biz olsaydık, her türlü kontrol bizde olurdu, vücudumuzun her tarafını biz yönetirdik. Demek ki asıl sahip biz değiliz, asıl sahip bizlere bu vücudu emanet olarak veren zât olmalı diye düşündüm. Peki öyleyse, bu emaneti acaba onun istediği gibi muhafaza edebildik mi? Ya edemediysek bunun karşılığında emanete hıyanet cezası çekecek miyiz?

O arkadaşım ilerleyen günlerde yeniden göz sahibi olmak için doktor doktor dolaştı, maddi durumları da çok iyiydi, fakat onların bu zenginliği yeni bir göze sahip olması için yeterli gelmemişti. Üstelik tıp bu kadar ilerlemesine rağmen, onun olmayan gözü yerine yeni bir göz de koyamıyordu. Birden, vücudumuz ve organlarımızın karşılığının parayla ölçülemeyecek kadar pahalı olduğunu ve bu vücudumuzu bize veren zâtın bütün bunları, biz istememiş olmamıza rağmen verdiğini anlamıştım. İyi ama neden bu kadar pahalı ve teknolojik olarak yeniden yapılması zor, hatta imkânsız gibi görünen bu organlar bize verilmişti? Hem sonra bu kadar pahalı olan bu organlar, insanın ölmesiyle toprak olup, çürüyüp gidiyordu. Hem bunca maliyete katlan, olağanüstü bir fabrika gibi bir vücut yap, hem de onu 60 sene gibi kısacık bir zaman sonra, o harika fabrikayı darmadağın yapıp toprak et. Neden? Neden? Bu bana çok anlamsız gelmişti. Üstelik hiç Âdil de değildi. İyi ama neden böyle olsun du ki? Acaba, öldükten sonra tekrar bunların hesabını mı verecektik? Verilen bu nimetleri nasıl kullandığımız, daha doğrusu onları verenin istediği gibi kullanıp kullanmadığımızdan hesaba mı çekilecektik? Ya da, eğer emaneti, emaneti verenin istediği gibi kullanıp güzelce koruduysak, bunun için mükâfatlandırılacak mıydık acaba?

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.