Okur Postası

Hıçkırık, çığlık, istifa ve İmam Azam Ebu Hanife..!

Gazetemiz okurlarından Ekrem Mustafa Çakır, "Hıçkırık, çığlık, istifa ve İmam Azam Ebu Hanife..!" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Hıçkırık, çığlık, istifa ve İmam Azam Ebu Hanife..!
-

Geçenlerde TRT, televizyonlarda ilk kez yayımlanan 2018 yapımı “Hıçkırık” adlı bir Hint filmini ekrana getirdi. Amerikalı yazar William Arthur Ward’ın “Vasat öğretmen anlatır, iyi öğretmen açıklar, usta öğretmen gösterir, büyük öğretmen ilham verir.” Sözünden ilham alınarak eğitim ile ilgili yapılmış yine çok başarılı bir Hint filmi.

Geçenlerde TRT, televizyonlarda ilk kez yayımlanan 2018 yapımı “Hıçkırık” adlı bir Hint filmini ekrana getirdi. Amerikalı yazar William Arthur Ward’ın “Vasat öğretmen anlatır, iyi öğretmen açıklar, usta öğretmen gösterir, büyük öğretmen ilham verir.” Sözünden ilham alınarak eğitim ile ilgili yapılmış yine çok başarılı bir Hint filmi.

Milli Eğitim Bakanlığı iki yıl önce tüm eğitimcilerin izlemesi için 22 film ve belgesel önermişti. 22’sini de izleyen az çok oyunculuk eğitimi ve oyunculuk geçmişi olan ve film sektörünü bilen biri olarak bu filmlerin içinde bize ait bir film olmadığını görmekten ülkem adına çok üzüntü duymuştum. Dahası bu film ve belgesellerdeki rol model olarak tanıtılan eğitimcilerin ülkemde hâlâ fark edilmemesi aksine tam tersi tutum ve davranış sergileyenlere hâlâ paye verilmesi ise de ayrı bir garabet…

Peki, ama Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Destekleme Kurulu her yıl ülkemizde çekilecek filmlere dünyanın paralarını ödemesine rağmen, örneğin geçen yıl ödediği para toplam 32 milyon 350 bin TL olmasına rağmen neden ortada adam akıllı bir film yok!? Ya televizyonlarda izlediğimiz diziler..!? TRT’de dahi yayımlanan dizilerde boy gösteren oyuncuların ekseriyetle “gezici” olduğunu mili manevi değerlere bağlı vatansever oyunculara bırakın rol vermeyi yok sayıldıklarını, Mustafa Kutlu’nun ‘Mavi Kuş’, Necip Fazıl Kısakürek’in ‘Reis Bey’ ve İskender Pala’nın ‘Aşk Bir Zamanlar’ oyunlarının şehir tiyatrolarından çıkarıldığını biliyor muydunuz? Ya bu iktidar döneminde kültür bakanlığına getirilen biri, her daim sol yumruğunu havaya kaldıran ve o zihniyete hizmet etmiş Ertuğrul Günay ile diğeri cumhurbaşkanına “Harun gibi gelip Karun gibi oldu”, “kalbi Ali gibi dili Muaviye gibi” diyen Numan Kurtulmuş’a ne diyelim..!?

İzlediğim film bitip, kanal değiştirdiğimde sokağa çıkma yasağını yanlış zamanda uygulayan ve süreci okuyamayan geçmişte cumhurbaşkanına zehir zemberek sözler söyledikten sonra önce çalışma bakanı daha sonra da içişleri bakanı yapılan Süleyman Soylu’nun istifa haberini gördüm. Bakanımız nihayet aklıselim düşünen halkın çığlığını duymuş ve istifa ettiğini açıklamıştı.

 Cumhurbaşkanımızdan da kendisini affetmesini istiyordu. Ben şahsen geçen haftalarda görevden alınan Ulaştırma Bakanı Cahit Turan gibi Süleyman Soylu’nun da görevden alınması gereğini en başından itibaren düşünen ve dile getirenlerden biri olduğumu ifade edeyim. Zira şimdiye kadar 1000 küsur vatandaşımızın hayatını kaybettiği binlercesinin yoğun bakımda olduğu milyonlarca insanın korku yaşadığı, sokağa çıkma yasağını ihlal eden 24 bin vatandaşa cezai işlem uygulandığı yani bedel ödendiği bir ortamda bu kadar basit bir meseleyi okuyamayan birinin bedel ödemesi gerekmez mi? Bu memlekette adam kıtlığı mı var ki istifası kabul edilmiyor? Mahkeme kadıya mülk mü? Ayrıca af; Allah’tan dilenir fani olan kuldan değil..! Rabbimiz Ali İmran suresi 144. ayeti celilesinde:

“Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Muhammed ölürse yahut öldürülürse gerisin geriye mi döneceksiniz? Kim dönerse bilsin ki Allah’a hiçbir suretle zarar vermez ve Allah şükredenlerin karşılığını yakında verecektir” buyurmaktadır.
Hani, Hazreti Yusuf zindanda iken rüyasını yorumladığı kişiye bir an gaflette bulunarak, “Kralın yanında beni an” dediği ve yardımı Allah’tan değil bir faniden beklediği için bin bir kere pişman olmuş gözyaşı dökmüş, ancak hatasını anlayıp pişmanlığı ve döktüğü gözyaşları hürmetine zindanda kalış süresi 7 yıl daha uzatılmış, yani bir bedel ödemişti..!

Hani, Hanefi mezhebinin kurucusu “Şarkın ve Garbın İmamı” lakaplı İmam Azam Ebu Hanife Efendimiz, Abbasi İmparatorluğu’nun yargının başına geçmesi teklifini kabul etmeyerek 70 yaşındayken zindana atılıp günde 100 sopa vurulup en sonunda da zehirlenerek öldürülmüş ve bedel ödemişti..! Yook! Bedeli her zaman vatandaş ödesin diyorsanız, daha ne diyeyim..! Allah bu millete yardım etsin!

Ayrıca bu parti ile yakından uzaktan alakası olmadığı halde bu partiye ve cumhurbaşkanına en ağır sözleri söyleyenler devletin her kademesinde görev alacak hatta kritik görevlere gelecek, ancak bu partiye en başından beri gönül vermiş kişiler ise yapılan bu yanlışları yüksek sesle düşündükleri için akıllara zarar ithamlara maruz kalıp hatta hain bile ilan edilecekler..! Öyle mi!? Umarım yerel seçim öncesi bu çığlıkları duymayanlar genel seçimlere kadar bu çığlıkları duyar ve kendilerine gönül verenleri bir kez daha hıçkırıklara boğmazlar..!

Zira Allah, cahillere “Niçin öğrenmediniz?” sorusunu yöneltmeden evvel alimlere “Niçin öğretmediniz?”diye soracak.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.