Okur Postası

Hz. Ömer’in adaletinin ve devletinin mumu ile şahsi mumunun hikâyesi…

Gazetemiz okurlarından Mustafa Ulu, "Hz. Ömer’in adaletinin ve devletinin mumu ile şahsi mumunun hikâyesi…" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Hz. Ömer’in adaletinin ve devletinin mumu ile şahsi mumunun hikâyesi…
-

Mustafa Ulu

Ülke yönetmeye talip olanlar, insanlar arasından iyi yetişmiş, bilgili, dini bilgilere vakıf, ahlaken üstün meziyetler kazanmış, faziletlerle donanmış, ufku açık, haram ve helalleri ayırt edebilecek karakter sahibi kişilerden tercih edilmesi lazımgeldiği sünnete uygun doğru bir yoldur.

Bu saydığımız vasıflar aslında her Müslümanın taşıması gereken imani hasletlerdir. Fakat bu hasletler yani sünnete uygun vasıflarla donanmış olmak, sadece o kişinin şahsi kazancıdır. Eğer çevresinde sahip olduğu güzellikleri yansıtarak yaşıyor ve başkalarına da örnek olarak, infak, fedakârlık, dini koruma, sünneti tebliğ gibi hasletleri de yaymaya çalışıyorsa, işte bu yol takvaya giden salihlerin yoludur. Bu tespitler şahsıma ait olmayıp Kur’an ve sünnetin işaret buyurduğu, usul ve yöntemdir. Bu tespitlerden sonra idareci ve yönetici konumunda bulunan şahıs ve zümrelerin, sorumlulukları ve hakkaniyet esaslarını eksiksiz bilmesi, yapması ve uygulaması hem dini bir emir hem de hukuki sorumluluk gereğidir. Bu böyle bilinmelidir. Bu birinci husus…

Gelelim bir diğer bilinmesi gerekene. Öncelikle iyi tahlil edilerek, doğru uygulanabilecek yöntemleri belirlemektir. Şöyle ki; insanları yönetmeye talip olanlar, önce şahsında sonra da emri altındakilerle, iyi doğru, güzel olan şeylerin yapılmasından da birinci derecede sorumlu olduğunu bilmek mecburiyeti vardır. Peygamberimiz (s.a.v.)Hepiniz emirsiniz, emriniz altındakilerden sorguya çekileceksiniz” buyurmaktadırlar… Bu ifade ve tespitlerimizden sonra konumuzun mevzuu olan, Hz. Ömer’in adaleti ve yöneticilerin devletin mumu ile şahsi mumunun nasıl kullanılacağının yaşanmış misalini kısaca arzedelim. Hatırlatalım ki, günümüzde 32.000 TL maaş alan Kızılay Genel Müdürünün 800 bin TL’lik arabaya binmesinin hangi hukuka, hangi ahlaka uygun olduğunu birileri bizlere izah etmek mecburiyetleri vardır…

Hz. Ömer (r.a.) halife iken, devlet dairesinde devletin mumunu, özel görüşmesinde kendi parasıyla aldığı mumu yakarak hizmetlerini görüyorlardı. Şimdi ülkemiz içeriden ve dışarıdan bu kadar kuşatma altına alınıyorken, 82 milyonun parasını bir Kızılay müdürünün maaşını 60.000 TL’ye çıkarıp, altına da 800 bin TL’lik araba vererek peşkeş çekenler ne bu dünyada ne ahirette hesabını veremeyeceklerdir. Sayın Cumhurbaşkanımıza ve ülkemize kurulan bu vahşi tuzakları kuranlar, ülkemize ihanet etmektedirler. Sizlere Kur’an’dan bir ayet manası hatırlatacağım. Makam sahibi, sorumluluk mevkiinde olanlar 60.000 TL maaş, 800 bin liralık arabaya imza atanlar aslan gibi kendilerini açıklasınlar bakalım. Kimler kaymakları, baklavaları nasıl götürüyorlar. Nisa Suresi 29-30. ayette Rabbimiz “Kim düşmanlık ve haksızlık ile bunu –haram yemeyi veya öldürmeyi yaparsa- bilsin ki onu ateşe koyacağız. Bu ise Allah’a çok kolaydır” buyuruyor. Bu ayetlerde kastedilen başkasının malı demek yerine, mallarınızı ifadesiyle, esasında “milli servet” devletin malı anlatılmak istenmiştir. Haksız yere 2000-3000 TL maaş alanların olduğu bir ülkede 32.000-50.000 TL ücret almak ve kimlere peşkeş çekilmek ne acıdır ki AK Parti iktidarında hayat buluyor. Bu durum, sosyal sınıflar arası intikamlara yol açan bir gidişattır. Bizden hatırlatması.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.