Tarih

II. Abdülhamîd’e yapılan sûikast

“Bomba Hâdisesi” diye târihe geçen olay gerçekte Ermeni komitecilerinin işidir. Fakat hareketin plânlanmasında ve tatbikinde, geniş ölçüde beynelmilel anarşistlerden faydalanılmıştır. II. Abdülhamîd’in meşhur hafiyeleri, bu olayı vukuundan önce istihbâr edememişlerdi.

II. Abdülhamîd’e yapılan sûikast
-

21 Temmuz 1905’te II. Abdülhamîd’e yapılan sûikast, Meşrûtiyet’e takaddüm eden senelerdeki en mühim olaylardan biridir. Bu sırada pâdişah, 63 yaşına erişmişti. 29 yıldan beri tahtta idi. Henüz devlet başkanları içinde sûikaste uğramayanlar ise, pek azdı; hattâ bâzıları bu yolda can vermişlerdi.

Bomba Hâdisesi” diye târihe geçen olay gerçekte Ermeni komitecilerinin işidir. Fakat hareketin plânlanmasında ve tatbikinde, geniş ölçüde beynelmilel anarşistlerden faydalanılmıştır. II. Abdülhamîd’in meşhur hafiyeleri, bu olayı vukuundan önce istihbâr edememişlerdi. Bu sırada Abdülhamîd Han birkaç yıl önce yendiği Yunanistan, dolayısıyla Rum azınlık; Doğu Anadolu’da bir Ermenistan kurmadığı için Ermeni azınlık tarafından nefret edilen, mutlaka düşürülmesi îcâb eden bir devlet başkanı hüviyetindeydi. Yahûdiler bile aynı fikirdeydiler. Çünkü Dünya Siyonist Teşkilâtı, pâdişâha on milyon altın rüşvet teklif ettiği halde; Filistin’e bir miktar Yahûdi’nin göçmesi müsaadesini alamamıştı. Ancak Müslüman azınlıklarla pâdişâhın arası çok iyiydi. Araplar, Arnavutlar, Kürtler, Çerkesler, Abazalar, II. Abdülhamîd’i çok seviyorlardı.

Ermeni komitecilerinin bu defaki planları çok şümullü idi ve mutlaka Büyük Devletler’in müdahalesini celbedeceklerine inanmışlardı. Pâdişâhı öldürttükten sonra Karaköy Köprüsü’nü, Tünel’i, yabancı banka ve müesseseleri bombalarla tahrip etmeye karar vermişlerdi. Plan, Avrupa’da hazırlanmıştı. Ermeni komiteciler, bu gibi işlerde Avrupa’da çok başarı gösteren anarşistlerin kendilerinden daha mahâretli olduğuna inandıkları için, Belçikalı meşhur anarşist Jorris’le anlaşmışlardı. Jorris, bizzat İstanbul’a geldi. Sultan Hamîd’in selâmlık törenlerini dikkatle tâkip edildi. Her cuma günü pâdişâhın Yıldız Câmii’nden çıktıktan sonra 1 dakika, 42 sâniyede arabasına bindiği, bu müddetin hiç şaşmadığı tesbît edildi. Viyana’da husûsî bir araba yaptırıldı. Bu araba, parçalar hâlinde getirilip İstanbul’da monte edildi. 80 kilo patlayıcı ve 20 kilo madenî (parçalayıcı) madde taşıyan çok dakik bir saatli bomba, bu arabaya yerleştirildi. Komiteciler, dikkati çekmemek için içlerine kadın da alarak, Avrupalı seyirci kılığında bu arabaya bindiler ve selâmlık törenine gittiler. Pâdişah, Yıldız Câmii’nde iken, arabayı terkedip çekildiler. İçindeki bomba, II. Abdülhamîd, câmi ile saltanat arabası arasındaki yolu yürürken patlayacak ve hükümdârı mutlaka öldürecekti.

Mûtad dışı birkaç sâniye gecikme, Tevfik Fikret’in tâbiriyle “bir lahza-i ta’ahhur”, II. Abdülhamîd’in hayâtını kurtardı: Câmiin kapısında Şeyhülislâm Cemâleddin Efendi, pâdişâhın yolunu keserek bir şey arzetti. Abdülhamîd Han, şeyhülislâmıyla birkaç cümle konuştu. Söz bitip câminin merdivenlerinden adım atmaya başlarken bomba patladı. Hassa alaylarının atları ürktüğü için, süvâriler birbirlerine girdi. Bütün nâzırlar ve paşalar heyecan içinde kaçışmaya başladılar. Bir müddet bu manzarayı, geriye ve ileriye doğru bir tek adım atmadan seyreden II. Abdülhamîd, elini kaldırarak, korkulup telâş edilmemesi, herkesin yerinde kalması için yüksek sesle emir verdi. Pek çok müşâhidin hâtıralarında ittifakla belirtilen husus, o gün bulunduğu mevkiden kaçmayan tek şahsın II. Abdülhamîd olduğudur ve en küçük bir jest ve mimik değişikliği yapmamıştır.

Bütün devlet başkanları II. Abdülhamîd’e geçmiş olsun telgrafları gönderdiler. Komitecilerin bir kısmı yakalandı. Jorris îdâma mahkûm olduysa da, II. Abdülhamîd, bu adamı affetti ve kendisiyle anlaşarak Avrupa’daki komite ve anarşi mes’eleleri üzerinde gizli bilgi vermek şartıyla 500 altında ihsan etti. Başkâtip Tahsin Paşa’ya göre Jorris, Avrupa’dan II. Abdülhamîd’e pek değerli raporlar göndermiştir.

( II. Abdülhamîd Zamanı ve Şahsiyeti-Yılmaz ÖZTUNA Kubbealtı Yayınları )

II. Abdülhamîd yerinden kımıldamayan tek kişiydi

Pek çok müşâhidin hâtıralarında ittifakla belirtilen husus, o gün bulunduğu mevkiden kaçmayan tek şahsın II. Abdülhamîd olduğudur ve en küçük bir jest ve mimik değişikliği yapmamıştır.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.