Okur Postası

İki güzel dünya için yaşa

Gazetemiz okurlarından Salim Demirhan Hacifettahoğlu, "İki güzel dünya için yaşa" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

İki güzel dünya için yaşa
-

Salim Demirhan Hacifettahoğlu

Sevgi ırmağından sulanmayan gönül, arzu edilen şefkatı veremez. Hayat yolu düz değil, engebeli inişli çıkışlı. Bu zor hayata tutunmak için insan çok çaba harcar. İnsanların yaratılış gayesi vardır. O gayeyi bilip algılayanlar, hedeflerine doğru koşarlar. Ömür geçirirler. Gayeleri için koşanlar, düşse de kalksa da, o koşu onlar için yeter.

Günübirlik, günlük yaşayanlar gün geçirirler. Ömür geçirirler. Gayesiz yaşayanların ömürleri boşa gider. Elbette ki gayeler farklı farklıdır. Ne mutlu iki taraf gayesiyle yaşayanlara çalışanlara, tek tarafla olmuyor.

Dünya güzel, Dünya bizi kendine çeken, Dünya bizi avuçları içine alan, kendine kul köle eden Dünya. Öyle hayata dalarız ki, seneler bir bir geçer, bir bakmışız ki yolun yarısı olmuş. Ha gayret, de gayret derken, bir de ne görelim yolun sonuna yaklaşmışız. İşte o zaman eskiye dönmek isteriz, geçmişimizi, görmek isteriz. Ama ancak yılların eskittiği bir beden, kamburlaştırdığı bir omurga, düşmüş omuzlar, değişik çizgilerle kırıştırdığı bir yüz buluruz. İşte bunlar yaşam sürecinin bize verdiği hayat izleridir.

Kimi tarlada, kimi fabrikada, kimi yollarda, sular içinde uzun yıllar çalışmıştır. Kiminin yüz derileri sertleşmiş kiminin ellerinde derin nasırlar oluşmuş, kimisi masa başında eğilmekten şekli bozulmuş, bazıları da hareketsiz kalmış monotonlaşmış, bazıları konuşma zorluğu çekiyor.

Kimisi de düzenli çalışmış, beynini ve bedenini çalıştırmış, emek harcamış, hem dünya hem de öteki tarafa hazırlanmış, yaş ilerlemiş fakat hâlâ mükemmel hareket ediyor, duyuyor duyuruyor ve algılıyor yaşıyor.

Bir yaşlı tanıdım, 120 yaşında. Onunla sohbet ettim ve sordum senin 120 yaşında olduğunu söylüyorlar doğru mu? Evet doğru dedi 120 yaşımı aştım. Peki ne yaptın hayatta bu uzun ömrü nasıl geçirdin, nerelisin? Karslıyım 60 yıl çobanlık yaptım, kimsenin koyununun ve ineğinin sütünü içmedim, bana teslim edilen hayvanları, gücüm yettikçe korudum, keder getirmemek için uğraştım, şimdi İstanbul’dayım. Buraya gelmeden önce daha iyiydim. Yaşım da ilerledi eskiye göre daha çok zorlanıyorum ama Allah’ıma şükrediyorum yaşıma göre iyiyim.

Bir başka yaşlıya, bir bahar günü parkta rastladım, bankta oturuyordu. Yanına vardım, selam verdim oturdum. Katıksız ekmek yiyordu, ekmeğini bitirdi. İçimden bu amca 70-75 yaşlarında var diye düşündüm. Konuşma ilerleyince memleketini ve yaşını sordum. Bolu’danım, 110 yaşındayım dedi. Çok dinç gözüküyordu, sağlıklıydı güzel konuşuyordu, meramını çok güzel anlatıyordu. Hayatta neler yaptın? diye sordum. Çiftçilik bağ bahçe, hayvancılık yani tarımın her türlüsünü yapmıştı. Kendini nasıl hissediyorsun diye sorduğumda “Çok iyiyim, fakat hanımım da öldü hanım istiyorum” dedi. Yan yana yürüyerek, sohbet ederek, ikindi namazı için camiye gittik. Demek ki Allah sağlık verince veriyor. Tabii ki yaşam şartlarının da etkisi çok büyük. İşte bu dostlar 100 yıllık çınarlardı, Bunlar gibi sağlıklı yaşayan 100 yıllık nice çınarlar daha var.

Benim gördüğüm, tecrübe ettiğim kadarıyla emekli olduktan sonra az çalışanlar, kendini dinleyenler tek taraflı yaşayanlar, daha erken bunalıma giriyorlar. Fiziksel aktivitesini kaybedince veya azalınca, psikolojik takıntıları oluyor. Hayattan daha erken kopuyorlar. Alzaymır hastaları, psikolojik bunalıma girenlerin pek çoğu bunlar. Dünya hayatına çok bağlanıp, sonuçta arzularına yeteri kadar kavuşamayanlar. Dünyanın kendisi için bittiğini sananlar. Bütün bunları dert ediyorlar. Kendileri için düş kırıklığı oluyor. Böylece bunalıma giriyorlar ve yaşam zorlaşıyor, çekilmez oluyor.

Her iki taraf için çalışanlar. Elbette onlar da ömrün azaldığını hisseder, görürler. Onlar da yaşamlarının sonunun geldiğini idrak eder, kabul ederler. Fakat onlar ümitlidirler. Buradan sonra yeni bir hayatın olacağını düşünürler. O hayatın buradakinden çok daha güzel olacağına inanırlar. O ümit onları hayata bağlar, öteye hazırlar. Daha rahat olurlar, tevekkül ederler kadere boyun eğer ve YARADANA sarılırlar. Tabiiki, onlar burada, ötede umduklarına kavuşacaklardır.

Ey DOSTUM sende iki güzel DÜNYA için yaşa, huzurlu yaşa”. Ne mutlu öyle yaşayanlara.

İki GÜZEL DÜNYA için yaşama dileğiyle, ALLAH’a emanet olunuz.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.