Okur Postası

İmamlar ve doktorlar

Gazetemiz okurlarından Recep Şahan, "İmamlar ve doktorlar" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

İmamlar ve doktorlar
-

Recep Şahan

Millet Koronavirüs ile savaşırken şu malum “hastalıklı kafa” yine ortalığı bulandırdı. Neymiş 150 bin imam bir doktor etmezmiş! İmamlar ile doktorları kıyas etmek ne kadar doğru dersiniz? Bizce imamlarla doktorları kıyaslamanın kimseye faydası olmaz. Buna gerek de yoktur. Zira herkesin vazife alanı farklıdır. Bu manada imamdan “aşı” bulmasını bekleyemezsiniz mesela. Aynı şekilde doktordan da  “Cuma vaazı” bekleyemezsiniz. İmamlarla doktorları ancak şu cihetten kıyas edebiliriz. İkisi de tedavi eder. İkisi de doktordur. Birisi tıp doktorudur, diğeri gönül doktorudur. Doktorlarımız hastalarımızı tedavi ederlerken imamlarımız manen hasta olan insanlarımızı irşad ederek tedavi ederler. Bakınız ülkemiz ve dünya salgın hastalıkla boğuşuyor. Alınan tedbirler ortada. Devletimiz tüm birimleriyle sahada gayret ediyor. Tabii burada en büyük mücadeleyi gayet tabii olarak “sağlık ordusu” veriyor. Çünkü ortada bir sağlık sorunu var. Ancak iş sadece sağlık ordusuyla olmuyor. Devlet birimleri sahada gece gündüz çalışıyorlar.

İmamları hakir gören zihniyete bir şey ispat etmek zorunda değiliz elbet. Milletimiz neyin ne olduğunu görüyor zaten. Bakınız valilikler ve kaymakamlıklar bünyesinde “Vefa Sosyal Destek Grupları” oluşturuldu. Harıl-harıl çalışıyorlar. Sokağa çıkma yasağı olan 65 yaş üstü ve kronik rahatsızlığı olan vatandaşların kapısına kadar gidip  her türlü ihtiyacını gideriyorlar. İşte bu grubun içinde “köy ve mahalle imamları” da bulunuyor. Köylerde jandarma ve muhtarlarla, şehirlerde de polis ve diğer görevlilerle birlikte yaşlı ve bakıma muhtaç vatandaşlarımızın ayağına giderek ihtiyaçlarını gideriyorlar.

Aslında bu “fosil kafalıların” derdi imamlar falan da değil. İmanlar üzerinden dine diyanete “salyalarını” akıtıyorlar. Asıl düşmanları “din”. Bunu direkt söyleyemiyorlar.

Ülkemizde 16 Mart’tan beri camilerde namazlar kılınamıyor. İki haftadır cumalar kılınamıyor. Diyanet İşleri Başkanlığımız halkımızın moral ve motivasyonu için yatsı namazından önce sala, yatsı ezanından sonra da dua, tekbir ve salat-ı selam okunması uygulamasını başlattı. Bu çok da güzel oldu. Halkın geneli memnun. Lakin her zamanki gibi rahatsız olanlar da var. Sanki, koronavirüs ile mücadelede bilimsel çalışmalar yapılmıyormuş gibi “iş duaya kaldı” diyerek makaraya saran bu zihniyete bir çağrımız var. Madem dine ve dini değerlere ve dahi imamlara bu kadar düşmansınız bir kez olsun samimi olun ve “biz ölünce cenazemizi camiye, o imamların önünde götürmeyin” diye vasiyet edin.

Yahu Diyanetin görevi zaten bu. Diyanetten de aşı bulmasını bekleyemezsiniz herhalde. Nasıl ki sağlık ordumuz kendi alanında elinden geleni yapıp çalışıyorsa Diyanet de kendi alanında üzerine düşen neyse onu yapıyor. Bu manada minarelerden salâ ve dua okunmayacak da şarkı-türkü mü okunacaktı!

İstiklal Harbi yıllarını hatırlayalım. Ordumuz cephede düşmanla vuruşurken ilim erbabı hocalarımız cami kürsülerinden, kalem erbabı şair ve yazarlarımız da yazılarıyla halkı milli mücadeleye davet ediyorlardı. Mesela İstiklal şairimiz Akif, Balıkesir Zağnospaşa Camii ile Kastamonu Nasrullah Camiinde yaptığı vaazlarıyla halkı milli mücadeleye davet ediyordu.

Görüldüğü gibi ülkede bir seferberlik durumunda iş sadece cephede olmuyor. Tüm vatan sathında herkes kendi sorumluluk alanında aynı gaye uğruna canla başla çalışır. Bugün de olan budur. Doktorlarımız gece gündüz şifa için çalışıyorlar. Jandarma-polisimiz hem güvenlik noktasında denetimler yapıyorlar hem de kapı-kapı dolaşarak muhtaçların ihtiyaçlarını evlerine ulaştırıyorlar. İmamlar da hem salâ ve dualarıyla halkımızı manen diri tutuyorlar hem de güvenlik birimleri ve muhtarlarla birlikte kapı-kapı dolaşarak halkımıza hizmet ediyorlar.

İmamları sadece ölü yıkama memuru olarak gören zavallılar şunu bilsinler. Doğduğumuzda başucumuzda imam vardır. Kulağımıza ezanı imam okur. Düğünümüzde-cenazemizde yanımızda imam vardır. Depremde, selde, salgın hastalıkta kapımızı çalanlar arasında yine onları görürüz. İmam yeri gelir ambulans gibi çalışır hastamızı hastaneye yetiştirir. İmam yeri gelir muhtar gibi çalışır köyünün ve mahallesinin ihtiyaçlarını karşılar. Zaten imam köy ihtiyar heyetinin tabii üyesidir.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.