Okur Postası

"İmamoğlu tribünlere bağıran bir amigo gibi"

Gazetemiz okurlarından İbrahim Halil Kalaycı, "İmamoğlu tribünlere bağıran bir amigo gibi" başlıklı yazısını bizlerle paylaştı.

-

Siyasi tarihimiz boyunca millet olarak genellikle doğru kararlar alıp, doğru yönetimleri seçtiğimiz halde, son İstanbul Seçiminde olduğu gibi, bazı Geçiş Dönemi seçimleri için bunu söyleyemeyiz.

"Halkın İdraki" ile oynandığı dönemlerden biri olan bu Geçiş Döneminin de ucuz atlatılması gerekir. Zira bu yanlıştan da dönmek, geleceğimizin güvence altına alınması için şarttır.
1994 yılında İstanbul gerçek Şehr-i Emini’ne yani Recep Tayyip ERDOĞAN’a kavuştuğunda, ben İstanbul’da yaşıyordum. İstanbul’un ve İstanbullunun halinin çok kısa bir sürede nasıl değiştiğini bizzat yaşadım ve gözlerimle gördüm. Daha önce CHP’li Nurettin Sözen döneminde çekilen sıkıntılar; susuz hayat, dumanlı ve zehirli hava, çamurlu sokaklar, apartman boyundaki çöp yığınları, cadde ve sokakların derin çukurlarından bıkmış ve ilk fırsatta bu sorunlu şehri nasıl ve ne zaman terk edeceğimizin hesabını ve planlarını yaparken; yeni başkan Recep Tayyip ERDOĞAN sayesinde bu nadide şehrin bütün güzellikleri ve özellikleri tek tek gün yüzüne çıkmaya başladı ve İstanbul’u bırakın terk etmeyi, daha çok bağlanıp yerleştik.
İSTANBUL’UN CAZİBESİNİ ARTIRAN R.T. ERDOĞAN VE 2002’DEN İTİBAREN DE AK PARTİ İKTİDARLARI; BU KİRLİ VE SORUNLU DÖNEMİ İSTANBULLUYA UNUTTURDU.

Saymakla bitirilemeyecek devasa eserler ve hizmetler, hem iktidar hem de belediye tarafından el ele, kol kola bir şekilde ve ahenkli bir çalışmayla İstanbullunun hizmetine sunulmaya devam ederken; gidilen 31 Mart seçiminde 5 benzemez muhalefet; normal yoldan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını elde edemeyeceğini anlayınca, Ak Parti oylarını hile ile kendine yazarak elde etmeye çalıştıysa da, YSK duvarına tosladı.İstanbul’un bu son seçimlerini ve 18 günlük E.İmamoğlu’nun başkanlık icraatlarını analiz edecek olursak; CHP ve onun avaneleri olan HDP’nin, İP’nin ve FETÖ’nün adayı olan Ekrem İmamoğlu, altın yumurtlayan bir tavuğa sahip olduğunu belirterek, millete(İstanbul halkına) bu tavuğu da göstererek, çeşitli uçuk vaatlerde bulunuyor ve her gün bir altın vereceğini de iddia ediyordu! Ancak, bu 18 günlük süreçte, altınlardan tek tek edinmek yerine sabırsızlanan halk, bir punduna getirerek altınların tamamına sahip olmak için tavuğu kesiyor ve bakıyor ki, meğer tavuk kısırmış ve altın yumurtlamayı bırakın, yumurta bile yapamıyormuş! İşte Chp’li Ekrem İmamoğlu’nun kendisi ve uçuk olan bütün vaatleri, hem yumurta ve hem de altın yumurtlayamayan tavuk misalinde olduğu gibi! Şimdi bu Chp’li Ekrem İMAMOĞLU; İstanbulluya bir proje sunamayınca ve sadece tribünlere bağıran bir amigo gibi davranınca, emanet mazbata ile halk kendisini 18 günde denedi ve kısmen gerçek yüzünü gördü. Daha bu bir reklamdı aslında! CHP’li Ekrem İMAMOĞLU’nun hizmet etmesini bırakın, projeleri ve eserlerini de unutun ama CHP’nin İSKİ gibi kirli geçmişini ise, sakın unutmayın! Hele bir de kazaen mazbatanın yeniden verildiğini düşünün, daha ilk yılında eğer İstanbul’u ve belediyeyi pkk’lı militanların, Fetöcü teröristlerin ve DHKPC’li anarşistlerin yuvası haline getirip, kaynakların soyulmasına sebebiyet vereceği ve aralarındaki paylaşımın çok büyük kavgalara sahne olacağı ise, gün gibi aşikardır. Çünkü ne Fetö, ne de Pkk; hiçbir zaman babasının hayrına iş yapmaz ve boşuna desteklemez. Bu durum bana; Demirel’in çift anahtar (araba ve ev) vaadiyle geldiği iktidarda, halka anahtar vermeyi bırakın, %700, %1000 faizler, yüksek enflasyon ve devalüasyonlar nedeniyle yaşattığı ekonomik krizlerle halkın elindeki eski anahtarları aldığı dönemleri hatırlattı! Bu ülke, belediyecilikte ve merkezi yönetimde, hiç bu kadar altın dönemini yaşamamış ve kefenimizi yırtmaya da ramak kalmıştır.

Hayal kırıklığına uğramamak için, gelin kısır tavuğa aldanmayın ve kesmeyin, gelin İstanbul’a kıymayın, gelin küçük hesaplar yapıp da, dünyanın göz bebeği olan İstanbul’u karanlık ellere teslim etmeyin. Gelin arkasında durmaya söz verdiğimiz Recep Tayyip Erdoğan’ı ve iyi çalışan ekibini yarı yolda bırakmayalım! Yani basiretli olmaya, 15 Temmuz’daki gibi uyanık kalmaya ve nesillerimizin ve ülkemizin geleceğiyle/güvenliğiyle ilgili hesaplar yapmaya dönük adımlar atalım ve bindiğimiz dalı kesmeyelim. Allah korusun, aşağıdan bizim naaşlarımızı toplarlar ve ağaçtan düşen cansız bedenlerimizi/cenazelerimizi defnetmek yerine (Chp döneminde 41 kişiye mezar olan) Hekimbaşı Çöplüğüne atarlar! YA BASİRET, YA HEZİMET.


Yeni Akit Gazetesi
YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.