Okur Postası

“İnsan unutkandır, bunu unutma!”

Gazetemiz okurlarından M. Fatih Kahraman, "“İnsan unutkandır, bunu unutma!”" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

“İnsan unutkandır, bunu unutma!”
-

İki şeyi hiç unutma; Allah’ı ve ölümü. İki şeyi de unut; yaptığın iyiliği ve sana yapılan kötülüğü.” (Lokman Hekim)

“İnsan unutkandır, bunu unutma!” Özdeyişi birçok şeyi ifade etmektedir. Tabiatında unutkanlık olan insanoğlu kimi zaman unutarak rahatlarken, kimi zaman da unutmayarak mustarip olmaktadır. Bunun sebebi ise belki unutulması gerekenler ile unutulmaması gereken şeylerin karıştırılması olabilir.

Örneğin Rabbini unutan insan kimi, kimleri; neyi ve neleri hatırlarsa hatırlasın neye yarar ki? Yine ölümü unutan, onu unuttu diye ölümden mi kurtulacak? Gerçeklere bigâne kalmamak şartıyla bazen bazı şeyleri unutmak da rahmet olabilir. Hem bu şekilde insanoğlunun yükü hafiflemiş olur. Mesela yıllar önce birilerinin kötülüğüne maruz kalıp da onu hiç unutmayıp sürekli içerisinde canlı tutmak hem karşı tarafa hem de kendisine rahatsızlık verir ve bu durum da kişinin psikolojisini ciddi anlamda bozabilir.

Şu fani dünya hayatı, özellikle de ahir zaman çok şaşırtan sürprizlere gebedir. Ne olacağını, başımıza neler gelebileceğini çoğu zaman kestirme imkânımız yoktur. Hep hayal kırıklığı yaşamamak için başımıza gelebilecek her türlü hale hazırlıklı olmakta fayda vardır. Gelişmelerin çoğu insanı olumsuz yönden etkileyen şeyler olduğu için güçlü bir irade, inanç ve tavırla karşı koyabilmek mümkündür.

 Hiç unutulmaması gereken gelişmeler yaşıyoruz şu hayatta. Fakat tabiri caizse gelen gideni arattığı için ister istemez geçmişte olup biten birtakım olumsuzlukları unutmak durumunda kalabiliyoruz. Bunda da bir rahmet olduğu söylenebilir. Zira bütün kötülükleri ve olumsuzlukları üst üste yığıp içimizde tutarsak tedavisi olmayan bir derde uğrayabiliriz. Bu bakımdan bu kabil şeylerin unutulmasında ya da unutturulmasında hayır vardır denilmiştir. Ama unutulmaması gereken şeyler de vardır ki, onları unutmak vefasızlık ve hatta ihanet bile olabilir.  Evrendeki her şey insan için yaratıldığına göre, olup bitenlerin merkezinde insanoğlu vardır. İyisiyle-kötüsüyle, hayrı-şerriyle, afeti musibetiyle, derdi kederiyle, terörü fitnesiyle, hastalığı mikrobuyla hemen her şey yani bütün bu imtihanlar bizler içindir. Önemli olan ders çıkarıp aynı hataları tekrarlamamak ve bu yaşlı dünyamızın doğal dengesini bozmamaktır. Malumdur ki her şey sebep-sonuç ilişkileri içerisinde cereyan etmektedir. Öyleyse akıllı varlık olarak bizlerin kötü sonuç doğurabilecek sebepleri göz ardı edip unutmamız hiç doğru bir tavır değildir. Toplumu ilgilendiren nice olumsuz olayların unutulmaması, aynı kötü sonuçlarla karşılaşmamak için lüzumludur. Fakat kişisel imtihanlarla ilgili olumsuzlukların, başkalarına kin gütmemek, düşmanlık etmemek adına unutulmasında elbette ki fayda vardır.

Şartlar ne olursa olsun inanmış bireyler olarak başta Yaratıcımız, nimetleriyle yaşatıcımız yüce Allah olmak üzere er veya geç mukadder olan ölümü asla unutmamak esastır. Aynı şey kişiler arası dostluk, muhabbet ve vefakârlık bağlamında da söz konusudur. Zaten herkes bu ilkeler uyacak olsaydı yeryüzünde bu denli olumsuzluklar ve kötülükler olmazdı.

Unutarak bazı hatalar yapmak mazur görülebilir. Bilerek yapılan yanlışların muhakkak bir bedeli vardır. İnsanoğlu bir sıkıntıdan, beladan ve zor bir sınavdan geçerken çok etkilenir ve bazı maddi-manevi kayıplar yaşayabilir, lakin selamete çıktığında da hiçbir şey olmamış gibi davranıp aynı akıbete uğramamak için önlem almayıp ve hiçbir şey olmamış gibi davranırsa bu kez ödeyeceği bedel daha fazla olabilir. Dolayısıyla unutulacak şeyler olduğu gibi unutulmayacak şeyler de vardır. Buna da iyiliğini, hayrını, vefasını, samimiyetini ve ciddiyetini de hesaba katarak kişinin kendisi düşünüp karar verecektir.  Konumuzu ilgili özdeyişlerle noktalayalım:

“Hatırlamak için yavaşlar, unutmak için hızlanırız.”

“Ölmek unutulmak değil, unutulmak ölmektir.”

“İnsan ya acılarını unutmasını, ya da kendi mezarını kazmasını bilmeli.”

“Ağaçtan düşen yaprak nasıl kurumaya mahkûm ise gönülden düşen biri de unutulmaya mahkûmdur”.

“Unutmak, bir sorun değil, gerekliliktir. Önemli olanı öne çıkarmak ve ihtiyaç duyulanı güçlü bir şekilde hatırlamak için bazı şeyleri unutmalıyız. Unutmak bizi acılı bilgilerden ve anlamsız ayrıntılardan arındırır.”

“Bana hatırlama sanatını değil, unutma sanatını öğret; çünkü ben hatırlamak istediklerimi hatırlıyor, unutmak istediklerimi unutamıyorum.”

“İnsan hatasını bir başkasına itiraf ettiğinde unutur onu; ama çoğu kez öteki kişi bunu unutmaz.”

“Kimine unutmak bile çok, kimine unutmamak az.”

“Unutmak yerine göre rahatlatıcı, yerine göre de tehlikelidir.”

“Unutmamak unutmaktan büyük sanılır.” Bir de demişler ki: “Unutulanlar, unutanları hiç unutmaz.”

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.