Okur Postası

İslâm coğrafyası, meselelerimiz, imanımız

Gazetemiz okurlarından Ömer Hüseyin, "İslâm coğrafyası, meselelerimiz, imanımız" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

İslâm coğrafyası, meselelerimiz, imanımız
-

Ömer Hüseyin

İslam Coğrafyası Müslümanların çoğunlukta olduğu veya en kalabalık grubu oluşturdukları ülkeler ve bölgelerdir. Bu tanıma göre Bosna-Hersek, Kırım ve Doğu Türkistan gibi ülkeler en kalabalık grubu Müslümanların oluşturmasından dolayı İslam coğrafyasının parçasıdırlar.

İslam coğrafyası bilgisi, her ne kadar klasik tasnife göre nakli (şer’i) ilimlerden (fıkıh, hadis, tefsir gibi) değilse de, günümüz Müslümanları için çok büyük bir öneme sahiptir. “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın!” (Al-i İmran, 103) ve “Müminler ancak kardeştirler.” (Hucurat, 10) ferman-ı ilahilerine itaat edebilmek için mutlaka İslam coğrafyası tanınmalıdır. Aksi halde bu ülkelerdeki kafir ve münafıkları tanıyamayacağımız için buralarda nebevi ruhu hakim kılmak zorlaşacaktır. Bundan dolayı müslümanlar arasında İslam coğrafyası bilgisi ya ders olarak okutulmalı veya bu bilgi dalı bizden olan medya tarafından öğretilmelidir.

İslam coğrafyası müstakil devlet ölçüsüyle baktığımızda Fas’tan Kırgızistan’a, Bosna-Hersek’ten Endonezya’ya, Azerbaycan’dan Somali’ye kadar uzanmaktadır. Bu coğrafya yaklaşık 1,5 milyar nüfus, 50 bağımsız devlet, çok önemli miktarda yer altı ve yerüstü kaynaklarını ihtiva etmektedir. Mesela dünya petrol, doğalgaz ve borun %50’den fazlası bu topraklar üzerindedir. Sahip olduğu imkan ve özellikleriyle müslümanlar dünyanın en faal gücü, adalet ve barışın garantörü, zulmün önleyicisi ve cezalandırıcısı olması gerekirken neden “mazlum” ve “mahkum” durumdalar?

Sorunun cevabı, bugünkü problemlerimizdir. Meselelerimizi itiraf edip çözmeye çalışmalıyız. Aksi halde gözyaşımız ve kanımızın akması, yani zilletimiz devam edecektir. Halihazırdaki durumumuza basit bir bakışla problemlerimizi tespit edebiliriz. İşte ağır problemlerimizden birisi:

Kur’an bize namazı, her türü ile cihadı, ilmi, ihlası, ahlakı ve adaleti emreder. Ancak biz iki dünya mutluluğunun anahtarı olan farzları eda etmeyip itaati terk ederiz. Kur’an zina, faiz, rüşvet, zulmü yasaklar. Bu haramları irtikap edip isyan ederiz. Böylece kendimizi  Allah’ın yardım ve rahmetinden uzaklaştırmaya çabalarız. Hafizanallah! Yani yol göstericimize sıkıca yapışmayız. İşte bu Kur’an’ı rehber edinmemektir. En büyük problemimiz de budur.

Cematlerimiz, mürşidlerimiz, alimlerimiz, ilahiyatçılarımız, akademisyenlerimiz, sivil toplum örgütlerimiz, mütefekkirlerimiz, yazarlarımız, gazetecilerimiz, edebiyatçılarımız ve tarihçilerimiz bize Kur’an’ı anlatmalı, öğretmeli. Bizi  Kur’an’ın rehberliğine, itaata çağırmalı.

Bizler de ders ve ibret alıp itaat etmek için Kur’an meali ve tefsiri okumalıyız. Sahih İslam akaidini öğrenip küfre düşüren söz, fikir ve fiillerden sakınmalıyız. Kur’an’ın rehberliğiyle gayrimüslimlere benzemekten, kafirleri dost edinmekten ve Kur’an’ın bütününü veya parçasını inkar etmekten ateşten kaçar gibi uzak durmalıyız.

Ayetlerin bazılarını beğenmeyip Allah’ın Kur’an’daki bir kısım hükümlerinde 21. asra uygun hükmü-kanunu bulamadığına, isabet edemediğine; buna karşılık Avrupalının doğruyu ve en iyiyi bulduğuna inanan kimlik müslümanları var. Haşa!

 İmanımızı korumak ve ebedi cehennemden kurtulmak için Tek Yaratıcı ve Her Şeyin En İyisini Bilen Allah’ın insanlığa son mesajları Kur’an’ı tanımalıyız, kabul etmeliyiz, sevmeliyiz. Mutlak Kurtarıcı Kitap Kur’an’dır. En iyi hukuk, en doğru devlet, en güzel adalet, en üstün ahlak, iyilik, güzellik, doğruluk Kur’an’dadır. 

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.