Okur Postası

“İslâm’a karşı İslâm” projesinde “figüran Müslümanlar” !!!

Gazetemiz okurlarından Güngör Ulusoy, "“İslâm’a karşı İslâm” projesinde “figüran Müslümanlar” !!!" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

“İslâm’a karşı İslâm” projesinde “figüran Müslümanlar” !!!
-

Güngör Ulusoy/İzmir

Gülenizm, Kapitalizm, Komünizm, Faşizm, Kemalizm, Sosyalizm, Siyonizm, Emperyalizm, Laisizm gibi kelimeler normalde yalın haldeyken yani sonuna “izm” eki almamış haldeyken zikredildiğinde (kapital-kemal-sosyal-emperyal-komün, gülen...) sadece nev’i şahsına-ismine münhasır anlamları ifade edilmiş olur. Yani bir doktrine, bir akıma, bir ideolojiye, bir mantaliteye, bir güce dönüşmüş olmazlar. Böylelikle bireylerin özgürce düşünmesi üzerine etki etmeleri imkansız hale gelir. Ne zaman ki; örneğin Kemal’in fikirleri ve düşünceleri şeklinde başkaları tarafından kabul görür, bayraklaştırılır ve bu istikamet üzerine bütünleşerek toplumsal bir küme ve sınıf oluşturulursa işte o zaman Kemal’in fikirleri olmaktan çıkar o toplumsal kümenin ya da toplumsal sınıfın inandığı ve yaşadığı fikirler-kurallar manzumesine dönüşerek Kemalizm halini alır. Böylelikle kendimize ait olmayan başkalarının fikirleri üzerinden  şartlandırılmış ve yönlendirilmiş topluluklar haline geliriz. Bu tip toplulukların ya da toplumların tekâmül etmesi beklenemez. Çünkü kast sistemi içinde yani kapalı devre sistemler içinde hareket ederler. Bu durumda bizim düşünmemize gerek kalmaz. Bizim adımıza düşünen bir cemaat liderinin, bir parti liderinin ya da bir tarikat liderinin kurumsallaşmış fikirlerinin ve düşüncelerinin esareti altında yaşamak zorunda kalırız.

Daha kolay anlaşılması açısından başka bir ifadeyle “izm” ekinin Türkçe  karşılığı olan “cılık, çilik, culuk, çülük vb.” ekleri kelimelerin ya da isimlerin sonuna eklediğimizde örneğin “Muhammet” çilik, “Kemal” cilik, “Laik” çilik, “Erdoğan” cılık ... şeklinde söylendiğinde şahısların veya tüzel kişiliklerin üzerinden beşere ait olan fikirlerin ve düşüncelerin sistematik bir yöntemle kurallaştırılarak hayatımızı düzenleyen dünya nizamları haline getirmiş oluruz.

Oysa Allah, Kur’an-ı Kerim’de insan aklının ürünü olan bu rejimlerin tamamını İlahi olmayan beşeri dinler olarak tanımlamaktadır. Bu nedenle; çok sevdiğimiz Peygamberimizin isminin sonuna bile bu ekleri getirmeyi beşerin putlaştırılmaması ve kutsiyet atfedilmemesi adına yasaklayan İslam dini; beşeri dinleri, semavi dinlere karşı başkaldırı ve meydan okuma olarak görmüş ve Allah’ın şeriatına (hukukuna) savaş açmış kurallar manzumesinden oluşan beşer kaynaklı dünya nizamları olarak kabul etmiştir. Allah’ın mülkünde (Yâ Malikel Mülk) bu beşeri dinlerin hiçbir hükmü yoktur. O yüzden Allah, El-Melik sıfatı (hükümdarlar hükümdarı-padişahlar padişahı-kanun koyan) gereği kâfirler ve münafıklar hakkındaki hükmünü bildirmenin yanında Müslümanları da yönetimde kendisine ortak koşmamaları hususunda uyarmış ve bunun şirk (eşkoşma) olacağını hatırlatmıştır. Kendisine karşı büyük veya küçük işlenen bütün  günahları affedebileceğini fakat şirk koşanları istedikleri kadar ibadet yapmış olsalar da affetmeyeceğini bildirmiştir. Allah buna misal olarak da Ebû Cehil’in kendisine inandığı halde El-Melik sıfatını kabul etmediğinden dolayı kul olamadığını, şirke girdiğini yerinin de cehennem olduğunu bildirmektedir. Çünkü Ebû Cehil de Mekke halkını Allah’ın kanunlarına muhalif kendi koyduğu kanunlarla (finans kaynakları, içki, kumar, faiz, fuhuş vs.) yönetmek istemişti.

Bugün İslam coğrafyasında yaşayan Müslümanların şirkin ne anlama geldiği hususunda bilgi sahibi olmamaları (namaz kılanların bir kısmı da buna dahil) çoğunun farkına varmadan beşeri dinlere mensubiyet duygusuyla bağlanmalarına neden olmuş ve maddi, manevi hastalıklara kapılarak dünya saadetini yaşayamaz hale gelmişlerdir. Nüfusumuzun %99’u Müslüman olan ülkemizdeki toplumun hali bu durumu yansıtmaktadır. Örneğin kamualanına Allah’ı sokmayan ve bunu yaparken de Türkiye laiktir laik kalacak diye bağıran Müslüman daha sonra camiye gidip namaz kılabiliyor, haramlara (loto, toto, piyango vs.) Allah’ın adıyla (Bismillahirrahmanirrahim) başlayabiliyor, önce Türk’üm sonra Müslümanım diyebiliyor, camide imamın mealen “zinaya yaklaşmayın.... “ayetiyle namaz  kıldırdığı Müslüman üzerine de Sadakallahül’l-Âzim deyip genelevlerin kalkmasına karşı çıkabiliyor. Buna benzer örnekleri çoğaltabiliriz ne yazık ki. Bu da bizim, üzerinde on yıllarca çalışılmış “İslâm’a Karşı İslâm” projesinde figüran Müslümanlara dönüştürüldüğümüzü göstermektedir. Bunu ülkemizde uygulanan hukuk sistemine bakarak da anlayabiliriz;

Müslümanlar olarak geri kalmışlığımızı utanmadan sıkılmadan İslamiyet’e mâl edecek kadar cahil bırakılmışsak. birilerinin bizim adımıza düşünmesinden ve karar vermesinden artık vazgeçmeliyiz.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.