Tarih

İşte İstanbul'un Fatih'i ve fethi

Tarihte bugün çağ açıp çağ kapatan sultanlar sultanı Fatih Sultan Mehmed Han’ın İstanbul'u fethinin 566.Yıldönümüdür. İşte Osmanlı İmparatorluğu'nu 30 yıl yöneten İstanbul'un Fatihi Sultan Mehmed'in hayatı ve şehirlerin şehri İstanbul'un fethi...

İşte İstanbul'un Fatih'i ve fethi
-

Sevgili Peygamberimiz Hz.MUHAMMED (S.A.V), İstanbul'un fethedilmesinden 8 asır evvel bir Hadisi Şeriflerinde şöyle buyurmaktadır :

‎لتفتحن للقسطنطنية فلنعم الامير اميرها و لنعم الجيش ذلك الجيش.

"...İstanbul mutlaka feth olunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır. Onun Ordu'su ne güzel ordudur...”

Evet! o güzel komutan, Fatih Sultan Mehmed Han, o güzel Ordu ise Osmanlı Ordusu yani Türk ordusudur.

Babası, Sultan II.Murad Han, annesi ise Hümâ Hatun'dur. Edirne'de ailenin 4. çocuğu olarak dünyaya geldi.

Başarılarından dolayı Batı'da Grand Turco (Büyük Türk) ve Turcarum İmperator (Türk İmparatoru) olarak anılmaktadır.

O, sadece bir Devlet Başkan'ı değil aynı zamanda alimdi, kaşifti, mucitti, şairdi ve ulemanın da önde gelenlerindendi.

Osmanlı Devleti'nin 7. Padişahı olup tam 30 yıl devleti yönetmiş ve babasından 900.000 km kare olarak devraldığı devletin sınırlarını 2.214.000 km kareye yükseltmiştir.

Ömrü seferlerle geçti ve Padişahlık yaptığı 30 sene içinde tam 25 Askeri Seferi bizzat kendisi idare etti. İşlerinde o kadar sır sahibi idi ki işleri ile ilgili kendisine en yakın olanlara bile asla hiç bir şey sızdırmazdı.

Fatih, 49 yıl yaşadı ve padişahlığı sırasında; 2 imparatorluk, 4 krallık ve 11 de prensliği Osmanlı Devleti sınırlarına dahil etti.

Zeki olduğu kadar aynı zamanda çok hareketli bir yapıya da sahip olan Mehmed'in eğitimi için, babası, otoriter ve ünlü bir bilgin olan Molla Gürani'yi görevlendirdi.

Daha 21 yaşında iken İstanbul'u fethederek 1.100 yıllık Bizans İmparatorluğunu tarihden sildi. Bu olay, bir çok tarihçi tarafından Orta Çağın sonu ve Yeni Çağın da başlangıcı olarak kabul edilmiştir.

Fetihten sonra Fethin babası anlamına gelen, Ebul Feth, Çağ Açan Hükümdar ve Kayser - i Rum ünvanları ile anılmıştır.

O, Hazreti Peygamber'in Hadisi Şerifine de mazhar olduğu için Türk ve İslam Dünyası'nda büyük bir kahraman olarak anılmaktadır.

Eğitime büyük bir önem verirdi. Tarihte bilinen ve en eski eğitim kurumlarından biri olan Sahnı Seman’ı kurdu. Bu kurumun o dönemde eğitim müfredatını hazırlayan ise büyük Bilgin Ali Kuşçu'dur.

Bilim, teknik, mimari ve güzel sanatlar alanlarında ciddi ve kalıcı çalışmalar başlatmıştır. Bu devirde, Osmanlı Devleti sınırları içinde 500' den fazla mimari yapı yapıldı. Yani ülke sanat değeri yüksek eserlerle donatıldı.

Fatih Sultan Mehmed Hân’ın yanında bulundurduğu Rum tarihçi, O'nun Arapça, Farsça, Latince, Yunanca, İtalyanca, İbranice, Slavca ve Keldanice bildiğini tarihi kayıtlara geçirmiştir.

Fetihten sonra İstanbul’da bizzat büyük bir kütüphane meydana getirdi ve şahsına ait bu kütüphanede ise binlerce ciltlik kitapa sahipti.

İstanbul'u fethedince 8 tane kiliseyi camiye çevirdi. Bunlardan en meşhuru ise Ayasofya'ydı.

Ünlü bilgin Ali Kuşçu'yu, astronomi bilgisini daha da geliştirmek ve ilerletmek amacıyla bugünkü Özbekistan'da bulunan Semerkant'a gönderdi.

O, ateşli silahlara karşı yoğun bir ilgi ve alaka göstermiş ve tarihteki ilk havan topu olarak bilinen "ŞAHİN"in çizimlerini ise bizzat kendisi yapmıştır.

Boğaz'ın güvenliğini sağlamak amacıyla, sultan Yıldırım Beyazıd Han'ın yaptırdığı Anadolu Hisarının karşısına yani Boğazın diğer tarafına, Rumeli Hisarını yaptırttı.

Yönetim, maliye ve hukuk alanında koyduğu kuralları içeren FATİH KANUNNAMESİ sonraki dönemlerde de uzun bir süre yürürlükte kaldı. Bu kanunnamedeki devlet düzenine ilişkin temel ilkelerin pek çoğu Tanzimat Dönemine kadar geçerliliğini ufak tefek değişikliklerle birlikte korudu.

Fetih sırasında Dolmabahçe'den Kasımpaşa'ya uzanan güzergahta kalaslar döşendi ve 70 kadar gemi silindirler üzerinde 22 Nisan 1453 sabahı Haliç'e indirildi.

22 Nisan sabahı, Bizans, Haliç'teki Türk gemilerinin büyük bir şaşkınlığını yaşar ve aynı zamanda askerlerin karşı tarafa geçmesini sağlamak için Vezir Zağanos Paşa 1000'i aşkın fıçıyı biraraya getirerek köprü kurma işlemlerini başlatır.

İstanbul, 53 gün süren uzunca bir kuşatmanın sonunda fethedildi. Fatih, Şehirdeki ticareti geliştirmek için, Galata'dan kaçmış olan Rumların ve Cenevizlilerin bir kısmının tekrar geri dönmelerini sağladı.

İstanbul'un Fethiyle ticaret yolları Osmanlı'ya geçince, Avrupalılar yeni ticaret yolları bulmak amacıyla hemen coğrafi keşifleri başlatmak mecburiyetinde kaldılar.

Fetih'ten sonra İstanbul'daki Ortodox Rum Patrikhanesini yeniden açtırdı ve başına da Yorgo Skolaris'i getirdi. Ayrıca Yahudi Hahambaşılığını kurdu başına Moşe Kapsali'yi getirdi. Buna ilaveten Ermeni Patrikhanesini kurdurdu ve başına da Hovakim'i getirmek suretiyle İstanbul'u bir dünya şehri yaptı.

1458'de Mora yarımadasını, 1459'da Sırbistan'ı, 1461'de Trabzon Rum İmparatorluğunu ve Amasra'yı, 1462'de Romanya'yı, 1463'de Bosna'yı, 1466'da Konya ve Karaman'ı, 1479'da Arnavutluk'u fethetti.

Belgrad muhasarasında, alnından ve dizinden ciddi bir şekilde yaralandı. Fakat Belgratın Fethi ise torunun oğlu olan Kanuni Sultan Süleyman Han'a nasip oldu.

Bosna Hersek, Onun döneminde fethedildi. Hristiyanlığın Bogomil mezhebine mensup olan Bosnalılara çok iyi davrandığı için onlar da zamanla müslüman oldular ve onlara da bundan böyle " Boşnak " denildi.

1463 senesinde Papa'nın büyük gayretleriyle toplanan ve savaşa katılan herkesin 6 aylık günahının affolunacağını ilan eden tam 20 Avrupalı devletin katıldığı Haçlı İttifakı ile 16 sene savaştı.

1473'de Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ı Otlukbeli Savaşında büyük bir bozguna uğrattı. Zafer nişanesi olarak da 40 bin savaş esirini hemen serbest bıraktı.

1480'de İtalya'nın güneyindeki Otranto'yu fethetti. Otranto, Roma'ya giden yolda bir köprü olduğu için bu olay Avrupa'da büyük bir yankı uyandırdı.

Ege'de bulunan Taşoz, Eğriboz, Limni, Semendirek, İmroz ve Midilli Ada'larını fethetti.

1481 yılında Anadolu'ya doğru bir sefere çıktı. Gebze yakınlarındaki Hünkar çadırında vefat etti. Her ne kadar gut hastalığından vefat ettiği söylense de zehirlendiği kuvvetle muhtemeldir.

Venedikliler tarafından tertip edilen tam 14 suikasttan kurtuldu. Son suikasttan ise kurtulamadı. Aslen Yahudi olan Maesto Yakopo isimli bir doktor vasıtasıyla zehirleyerek şehit ettiler. Osmanlı tarihi konusunda uzman bir tarihçi olan Alman Franz Babinger'e göre bu suikastçı doktor, Yakup Paşa ünvanı ile sarayın doktorları arasında idi.

Papa, bu büyük Sultan şehit edilince Avrupa'da tam 3 gün 3 gece bütün kiliselerin çanlarını çaldırarak sevinç ayinleri yaptırdı.

Bu büyük Hakan'ın hayatını inceleyince o kadar önemli ve ciddi şeyler öğrendim ki ben de o büyük Hakan'ın acizane şöyle bir ünvanla anılmasının daha faydalı olacağı kanaatine vardım;

" SULTANUL ÂZÂM FATİH SULTAN MEHMED HAN "

Makamın Firdevs’i Alâ olsun ey Büyük Sultan. İnşallah ebedi alemde Sevgili Peygamber'imize ve sana komşu oluruz.

Bir sonraki makalemizde görüşmek üzere ALLAH (c.c)'a emanet olunuz!

Bilgiler Av. Mustafa TAŞBAŞI tarafından derlenmiştir...

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.