Konut Projeleri

İstikrar güçlenecek kırılganlık son bulacak

Denetim, vergi ve danışmanlık hizmetleri ile öne çıkan KPMG’nin hazırladığı ‘Sektörel Bakış’ raporunda inşaatla ilgili genel tespitlerin yanı sıra geleceğe dönük öngörülere yer verildi.

İstikrar güçlenecek kırılganlık son bulacak
-

Raporda öne çıkan 10 tespit şöyle sıralanıyor: Hızlı büyüme dönemi, son iki yıldır yerini kırılgan bir görünüme bıraktı. Sektör uzun vadede hemen hemen tüm alanlarda yüksek potansiyele sahip olsa da kısa vadeli kamusal destekler ve teşviklere rağmen kalıcı olarak toparlanmakta zorlanıyor. Artan üretim ve finansman maliyetlerine karşılık, gelir ve cirosunu aynı ölçüde artırmakta zorluk çekiyor.

Kalıcı toparlanma için finansal piyasalarda istikrarın ve bunun ekonomik birimlerin güvenin de oluşturacağı pozitif yansımanın bir an evvel ortaya çıkması gerektiği görülüyor.

İnşaat sektörünün alt bileşenleri bazında orta vadeli beklentileri ve değerlendirmeleri ise üç başlıkta toplandığında şu sonuca varılıyor: Konut sektörü cephesi: Konut sahipliğinin düşük seviyede olması ve orta-düşük gelirlilere yönelik konut talebi güçlü olsa da yurtiçi yerleşiklere satışların toparlanabilmesi için faize müdahale yapılıp kalıcı ve işgücü piyasasının güçlü kalması gerekiyor. Sektörün yüksek potansiyele rağmen, kısa vadede yabancı alımlarla destekleneceği beklentisi hâkim. Kalıcı toparlanmanın ise zaman alacağı öngörülüyor. 2019’da hükümetin sektörü canlı tutacak enstrümanları devreye alma uygulamalarına devam edeceği söylenebilir.

Altyapı yatırımları cephesi: 31 Mart 2019’da gerçekleştirilecek yerel seçim süreci, altyapı yatırımlarını canlandırabilecek bir unsur olarak görülebilir. Ancak hükümetin Yeni Ekonomi Programı (YEP) ile büyük projelerin pek çoğunda tasarrufa gidebileceğinin sinyalini vermiş olması, sektörün görünümünü sınırlıyor. Ancak daha önce de belirtildiği gibi İkinci 100 Günlük Eylem Planı’nda, daha önce ifade edilen tasarruf yaklaşımının yumuşayacağına dair net ifadeler bulunması, büyük altyapı projelerinin 2019’da da devrede olacağına işaret sayılabilir. Bununla birlikte uzun vadede gelişmekte olan bir ekonomi olarak altyapı yatırımlarının yüksek potansiyele sahip olduğu görülüyor.

Gayrimenkul-inşaat piyasasında genel görünüm

Güçlü yönler

-Türkiye, jeopolitik konumu başta olmak üzere Ortadoğu ülkeleri için cazibe merkezi olma özelliğini koruyor.

-Genç nüfus varlığı bir güç olarak görülürken, konut ve altyapı yatırımlarının devamlılığı söz konusu.

-Göç nedeniyle ortaya çıkan ucuz işgücü, maliyetlerdeki artışı sınırlıyor.

-Uluslararası tecrübeye sahip, kurumsal yapısı olgunlaşmış önemli sektör temsilcilerinin varlığı piyasaya güç katıyor.

-Petrol geliri yüksek pazarlar ile sektörün gelişim gösterdiği bölgelere olan yakınlık ise bir avantaj olarak görülüyor.

Fırsatlar

-Türkiye’nin yurt dışı pazarlarda inşaat alanında en önemli ikinci ülke olarak görülmesi, tüm sektörün önünü açan bir güven ortamına vesile oluyor.

-Türkiye’nin coğrafi konumu bölgeye olan uluslararası talebi canlı tutuyor.

-Genç nüfustan dolayı doğal talep yüksek.

-Nüfusun yüzde 60 gibi bir oranına karşılık gelen konut sahipliği oldukça düşük.

-Konut alımını ve tasarrufu teşvik edici olarak hükümetin aldığı tedbirler.

-Türkiye konut sektöründe orta ve orta alt gruba ait konut ihtiyacı oldukça yoğun.

-Döviz kurlarındaki yükselişler nedeniyle yabancı ilgisi yüksek.

-Kentsel dönüşüme olan ihtiyacın sürmesi, sektörü orta ve uzun vade için destekliyor.

Zayıf yönler

-Finansal koşullardaki sıkılaşma ile konut kredi faizlerinde hızlı yükseliş.

-Bina inşaat maliyetlerinin döviz kurlarındaki artışlar nedeniyle yükselmesi.

-Bireylerin uzun vadede ekonomik güveninin zayıf olması.

-Sektörün nitelikli işgücüne olan ihtiyacı devam ediyor.

-Sektörde kurumsallaşma zayıf görünüyor.

-Dünyadaki teknolojik gelişmelerin sektörde henüz yakalanmamış olması dikkat çekiyor.

-Bünyesinden derinliği olan finansal destek mekanizmalarını çıkaramamış olmasının da etkisi ile uzun vadeli gayrimenkul edinme sistemine kavuşamaması söz konusu.

Belli başlı tehditler

-Finansal koşullardaki sıkılaşma ile konut kredi faizlerinde hızlı yükseliş.

-Bina inşaat maliyetlerinin döviz kurlarındaki artışlar nedeniyle yükselmesi.

-Bireylerin uzun vadede ekonomik güveninin zayıf olması.

-Bünyesinden derinliği olan finansal destek mekanizmalarını çıkaramamış olmasının da etkisi ile uzun vadeli gayrimenkul edinme sistemine kavuşamaması.

-Jeopolitik belirsizlikler.

-Bazı segmentlerdeki yanlış yatırım kararları nedeniyle oluşan arz-talep dengesizliği.

-Atıl kapasitenin yüksek olmasının fiyatlar üzerinde oluşturduğu aşağı yönlü baskı.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.