Okur Postası

Kaderi yanlış anlamışlar!

Gazetemiz okurlarından Ali Uyar, okullarında gerçekleştirilen faaliyetle ilgili bizlerle düşüncelerini paylaştı.

Kaderi yanlış anlamışlar!

ALİ UYAR

Okulumuzda sinema kulübünün bir faaliyeti vardı. Bu faaliyet, geleceğin bilinip bilinemeyeceği ile ilgili bir zihin jimnastiği niteliğindeydi. Konuyla ilgili 2 film izledik.

Birincisinde, bir helikopter vardı ve pervaneleri çalışıyor olmasına rağmen, bir apartmanın üzerinde duruyordu. İçindekiler sadece apartmanın çatısında olanları görüyordu. Birazdan helikopter yükseldi, artık binanın yan tarafındaki binaları ve aşağıdaki ara sokakları da görüyorlardı. Hatta aşağıdaki ara sokaklardan birinde, üzerinde yükseldikleri binadan hızla uzaklaşmakta olan bir arabayı gördüler. Helikopterin içindekiler, çok iyi derecede matematik ve fizik biliyorlardı. Ve hemen, o arabanın o binaya olan mesafesi ve hızından, arabanın binadan 5 dakika önce ayrıldığını hesapladılar. Fakat ilginç olan, o araba, binanın içinde oturanlar için 5 dakika öncesine ait bir bilgiydi. Yani geçmiş bilgisiydi. Fakat helikopterde olanlar için bu bilgi, şimdiye ait, o ana ait bir bilgiydi. Helikopterdekiler biraz daha yükseldiler. Bu sefer de, ara sokaklardan birinde, hızla binaya doğru gelmekte olan bir aracı gördüler. Yine matematik ve fizik bilgileriyle, hızla yaklaşmakta olan arabanın, 5 dakika içinde o binaya varacağını hesapladılar. İlginç olan ise, o binada oturanlar için bu bilgi 5 dakika sonrasına ait, yani geleceğe ait bir bilgiydi, fakat helikopterdekiler için, o ana ait, şimdiye ait bir bilgiydi. İkinci filmde, bir bilim adamı vardı. Yüksek bir yamacın kenarında oturmuş, elinde bir kâğıt parçası tutuyordu. Aşağıdaki ovada ise, uçsuz bucaksız bir demiryolu uzayıp gidiyordu. Ancak demiryolunun her iki tarafından, hızla birbirlerine doğru gelmekte olan 2 tren görünüyordu. Bilim adamı, hemen trenlerin mesafeleri ve hızlarını hesaplayarak, 5 dakika sonra trenlerin çarpışacağını o kâğıda yazdı. Derken, aynen bilim adamının hesapladığı gibi, 2 tren 5 dakika sonra birbirlerine çarptılar. Büyük bir kaza olmuş, birçok ölü ve onlarca da yaralı olmuştu. Bilim adamı da aşağıya inmişti. Trende olanlardan biri, Bilim adamını tanıyıp yanına gelmişti. Bilim adamı da elindeki kâğıdı ona göstermiş, adam hiçbir şey dememişti. Fakat bilim adamı ile trendeki bu adamdan şüphelenen, trendeki başka birisi, bilim adamının elindeki kâğıdı görmüş ve görmesiyle bilim adamına bağırması bir olmuştu. “Demek sen buraya 2 trenin 5 dakika sonra çarpışacağını yazdın ha!. Sen böyle yazdığın için biz kaza yaptık. Eğer sen buraya 1 saat sonra yazsaydın, belki biz birbirimizi görecek ve bu kazayı önleyecektik” diye bağırıyordu.

Ne kadar yüksek bir yerden etrafımıza bakabilirsek, nazarımız ne kadar Âlâ olursa, helikopterin içindekiler gibi, bizim için geçmiş ve gelecek sanki yok oluyor ve her şey şimdi olup bitiyormuş gibi gözüküyordu. Ne ilginç bir şeydi bu. İyi ama, biz insanlar bile bu kadarını bilebiliyorsak, her şeyi yaratan o zatın da, geçmişi ve geleceği, sanki şimdiki zamanmış gibi bilmesi gerekmez miydi? Elbette biliyor olmalı diye düşündüm.

Hem sonra anladım ki, bilim adamı, kendisini tanıyan adama, sadece bilgisini göstermek istemişti. Oysa bilim adamının, kazanın ne zaman olacağını yazdığını gören diğer adam, bilim adamına kızmaya başlamış ve onun bu kazanın olacağını, bu kâğıda yazdığı için bu kazanın olduğunu söylemişti. Oysa işin aslı böyle değildi, çünkü o bilim adamı, o kazanın ne zaman olacağını o kâğıda yazdığı için kaza o saatte olmamıştı. Bilim adamı, sadece kendi ilmiyle, o kaza daha olmadan, onun ne zaman olacağını tahmin etmiş ve o kâğıda yazmıştı.

Dolayısıyla, bilim adamının istemesiyle, yahut zorlamasıyla, kaza olmuş değildi. Mesele sadece bilmekti, istemek değil. Yani bilim adamının bilgisi, bilinen veya olacak olan şeye bağlı, ona tâbî idi.

Üstelik diğer adam, kazanın oluşu için, Bilim adamının 1 saat sonra yazsaydı, belki birbirlerini görebileceklerini, ve kazanın olmayabileceğini söylemesi de çok saçmaydı. Çünkü o yazdığı için kaza oluyor değildi ki.

Birden anladım ki, bizleri yaratan zat da, bizim başımıza neler geleceğini, daha olmadan biliyor, görüyor ve sanki levha gibi bir şeye yazıyor, böylece hem kendisi bildiği şeyi kayıt altına almış oluyor, hem de bildiğini, istediği kişilere göstererek, onların da bilmesini istiyor olmalıydı.

İlerleyen zamanlarda bir gün, sınıfta arkadaşlarımdan biri, gazetede okuduğu bir haberi bizimle paylaşmıştı. Gazetede, fareler üzerine yapılan deneyler sonucu, farelerin ömürlerinin 2 yıl uzadığı, böylece kaderlerinin değiştiği anlatılmaktaydı. Ben de bunun üzerine arkadaşlarıma, bu gazetenin kaderi yanlış anladığını, o farelerin kaderlerinde, yapılan bilimsel deneyler sonucu, farelerin 2 yıl daha fazla yaşayacaklarının yazılı olduğunu söylediğimde, arkadaşlarım önce çok şaşırmışlar, sonra meseleyi detaylı anlatınca da bana teşekkür etmişlerdi.  

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.