Okur Postası

Bir kısım Nur Talebeleri

Akit Gazetesi yazarlarından Hakkın sesi, sevdiğimiz, saydığımız ve değer verdiğimiz Ali Karahasanoğlu, hocamız Üstad Said Nursi’nin vefatının miladi senei devriyesi münasebetiyle Yeni Asya’nın yapmış olduğu haber üzerinden Said Nursi’nin talebelerine bir çağrıda bulunmuştur.

Bir kısım Nur Talebeleri
-

 Evvela Said Nursi’nin talebeleri kimdir? Hemen belirtelim ki kesinlikle Yeni Asyacı olduğunu iddia edenler değillerdir. Yeni Asya en masum tarifiyle bir tahrif hareketidir. Bediüzzaman’ın talebeleriyle de Nurculuk ile de ne yazık ki alakası tahrifattan öteye geçmemiştir. Misyonu Said Nursi ile ümmet arasında duvar örmek, vazifesi Bediüzzaman’ın varis, vekil ve hizmetkarlarıyla Nur talabeleri arasını ayırmak, Nur talebelerini yanlış yönlendirmek, ve nihayet Bediüzzaman’ın hizmetkarlarından Zübeyir Gündüzalp’ın ifadesiyle mason uşaklarına alet olmuş bir klik tarafından kullanılan fitne aletidir. Siyasi bir gazetedir! Tercüman Nurcusu, Sabah Nurcusu, Milliyet Nurcusu olamayacağı gibi Yeni Asya Nurcusu tabiri de fevkalade absürd ve nifaklarını örtmek için kullandıkları bir perdedir. Bugünlerde vatan, millet, devlet düşmanlarının gazeteciliğin altına gizlenip her türlü ahlaksızlığı işledikleri gibi bunların da aynı yolun yolcusu olduklarını esefle müşahede etmekteyiz. Bu Yeni Asyacılar Bediüzzaman’ın en yakın talebelerine neler çektirmişlerdir. Her birlerine ayrı ayrı kulplar takmışlar ve Kur’an’ın neşir davası olan Risale-i Nur cemaatini bir masonun arka bahçesi gibi göstermekten haya etmemişlerdir. Türkeş aleyhine broşür basıp, milliyetçileri düşman etmişler, Erbakan aleyhine çalışıp, Milli Görüşü uzaklaştırmışlar, bir masonun arkasından gitmeyi de hüner saymışlar gazete dedikleri yayın organları ile her türlü tezvirat ve yalanı da montajlayıp servis etmekten çekinmemiş, Allah’tan korkmamışlardır... Nur cemaati bunlardan illallah etmiştir.

“Said Nursi’yi; Livaneli, Demirel, Özkök ile mi anacağız?” diyorsunuz!

Hayır! Bediüzzaman “şeriatın bir hakikatına bin ruhum feda olsun” diyen bir mücahiddir!

Çünkü Bediüzzaman demek doğrudan ve hüve hüvesine şeriat ve sünnet demektir, haricini tanımıyor ve tanımıyoruz manasını bu güruha bin defa da olsa ifade etmek lazım. Yani ehl-i bida ve ılımlı müslüman tiplerin hele mürtedlerin kullanımına en müsait olmayan ve onlara en şedit muhalif bizzat hazreti üstadın hayatı ve asarı ve onun meyveleri olan hizmetkarlarıdır.. Yeni Asya’nın ise Üstad’ı sorduğu güruhtan bazıları şeriatın bir hakikatına bile tahammül edemeyen zalimlerdir. Bu zalimlerle bu büyük mücahidin nasıl bir ortak paydası olabilir!  Bediüzzaman “Ben talebeyim, onun için her şeyi mizan-ı Şeriatla muvazene ediyorum. Ben milliyetimizi, yalnız İslâmiyet biliyorum. Onun için her şeyi de İslâmiyet nokta-i nazarından muhakeme ediyorum. Tarihçe-i Hayat - 61” buyuruyor. Ve kuru söz değil mahkemede idamla yargılanırken bu sözü söyleyen bir Bediüzzaman, elbette yazınızdaki eşhasa dünyada en uzak insandır..

-“Şeriatın bir hakikatına, bin ruhum olsa feda etmeye hazırım. Zira şeriat, sebeb-i saadet ve adalet-i mahz ve fazilettir.  Tarihçe-i Hayat - 60”

Ali Hocam! Yapmayın rica ederim! Bazı cahillerin FETÖ ile Nur talebelerini iltibas ettiği gibi siz de Bediüzzaman’ın talebeleriyle bu mason uşaklarını birbirine karıştırmayın! Hatırlatmanızı Bediüzzaman’ı kendi karanlık satranç oyunlarına alet etmeye çalışan o zındıklara direk yapın, peçelerini yırtın, çamurlarını yüzlerine atın, batıl batının payandası Yeni Asyacı deyin ama lütfen Said Nursi’nin talebeleri demeyin!

Said Nursi’nin talebeleri hakikat-ı İslâmiyenin içinde cereyan edip gelen esas-ı velâyet ve esas-ı takva ve esas-ı azîmet ve esâsât-ı Sünnet-i Seniyye gibi ince fakat ehemmiyetli esasları muhafaza etmeyi asli vazifeleri addeder ve Sevk-i zaruretle, hâdisatın fetvalarıyle onları terk etmezler!  Said Nursi’nin ilmine, birçok kişinin şahit olduğunu göstermek için bu şeriat düşmanlarına ihtiyaç yok! Bediüzzaman’ın ilmine şahid ulemay-ı islam kafidir! Erbili efendi, Konyalı Vehbi Efendi, Şeyh Bahid, Mustafa Sabri, Ali Ekber Şah, Mahmut Sami Efendi, Hacı Hilmi Efendi ve binlercesi kafi ve vafidir!

Bedüzzaman’a müminlerin kendisi hakkındaki hüsn-ü şehadeti kafidir, Bediüzzaman’ın risaleleri onu tanımak isteyenler için kafidir başka itibara lüzum yoktur.. Yeni Asya’nın konuşturdukları itibarsız itibar suikastçısı şeriat düşmanları kendilerini besleyen aynı zındıka komitesinin iki ayrı dalıdır, ayrı dalda oynarlar ve fakat aynı köke bağlıdırlar.

Yeni Asya gazetesinde bazı isimlere Üstad hakkında fikirleri sorulmuş. Kahtı rical ya... adam kalmamış..  Ali Hocam müsterih olunuz! Bediüzzaman ve Bediüzzaman’ın talebeleri ve Risale-i Nur’un sadık vefalı takipçileri şeriatı da, sünneti seniyyeyi de iyi bilirler! Ah ne var ki Bediüzzaman da diyor ya “benim bu dostlarım içinde çok münafıklar var kafir Rus’un bana yapmadığını bana yapıyorlar!” Said Nursi’nin vefatından sonra cemaate sızmış, cemaati siyasi bir kliğin payandası yapmış, Nurun kudsi hakikatlerini masonlara satmışlardır. Bakmayın bölündüklerine.. Fetö ve şimdi de Fetönün arka bahçesi birtakım gençlik hareketi adı altındaki şeriatsız herifler..

Ali Hocam! Nur talebelerinde kompleks olmaz. Nurcu görünümlü Fetöcülerde olur. Nur talebeleri herkese şirin görünelim, herkes Üstadı övsün demez, bu gibi riyakar hallerden fersah fersah uzaktadırlar. Asker üniforması giymiş milletine nişan alan teröristlerle Nurcu kimliği altında gizlenip, şeriat düşmanlarıyla el ele çalışanlar aynı ordunun iki ayrı tümeninden asker arkadaşlarıdırlar!  Nur talebeleri feraset sahibidirler. Bugün Türkiye’nin bütün il ve ilçe ve köylerine varıncaya kadar medreselerinde dersleri olmakta Allah için bir araya gelmekte Kur’an tefsiri olan Nurlardan derslerini almakta nasıl idare olunduklarını nasıl idare olunmaları gerektiğini çok iyi idrak etmektedirler. Bediüzzaman’ın hayatta kalan son vekili, son varisi, son hizmetkarı ve talebesi Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyin açıklamaları, konuşmaları, dersleri ve lahikaları o güruhun bütün planlarını tarumar etmiştir!

Bediüzzaman ve Umum Nur talebeleri namına kamuoyu açıklamalarını Bediüzzaman’ın izniyle  hizmetkarları yapagelmişlerdir. Bediüzzaman, “Şimdi bütün talebelerin fevkınde diyerek değil, benim en yakınımda hizmetimde olup bir derece tam tarz-ı hareketimi bilenler ve yakından görenler içinde, dört-beş adamı mutlak vekil yapıyorum. Ben ölsem veya hayatta şuursuz kalsam, Nurlara karşı hizmetimin tarzını bilerek tam yapabilsinler. Şimdilik Tâhirî, Sungur, Ceylân, Hüsnü ve bir-iki adam daha mutlak vekilim olarak vasiyet ediyorum.  Said Nursi Emirdağ Lâhikası 2/239” diye vasiyet yazarak talebelerinden bir kısmını kendisinden sonra bazı hizmetlerin devamında vekil tayin etmiştir. Yeni Asya ve türevleri sadece ümmetin arasına nifak sokmamış, Risale-i Nur gibi bir eser ile ümmet arasına yayınladıkları romanlarla perdeler duvarlar örmemiş aynı zamanda maksatlarına giden yolda en büyük engel gördükleri Bediüzzaman’ın talebelerini de itibarsızlaştırmak gayretinden beri durmamışlardır. Bugün en büyük kapitalist materyalist dünyaperest evanjelist şirketlerin kapısında bu şirketin sahibi İsa’dır yazdığı gibi Bediüzzaman’ın fikir dünyasından, amel dünyasından, ümmet dünyasından fersah fersah uzak bu gazete bizim başyazarımız Bediüzzaman demektedir. Bu nasıl bir hezeyan, nasıl bir mirasyediliktir! Elbette hesap günü vardır!

Kıymetli Hocam Allah rızası için Bediüzzaman’ı da Nur talebeliğini de bu adamların tekelinde gibi göstermeyelim. Said Nursi’nin talebesi Hulusi Bey’dir, Sabri Efendidir, Hüsrev Efendidir onun talebeleri Tahiri’dir, Sungur’dur, Hüsnü’dür! Ve şeriata bağlı, sünnete riayet etmeye çalışanlardır. Bir gazete okuyan Nur talebesi olmaz, Said Nursi’nin talebesi hayatını Kur’an’a göre düzenleyen, lider olarak Muhammed Mustafa’yı gören, Bediüzzaman’ı da Peygamberin (asv) bu asırda bir varisi olarak tanıyan, Risalei Nur’u yazan, okuyan ve aslına sadık kalarak neşredenlerdir...

Sizi çok seven ve sayan ve ümmetin birliği için çalışmalarınızı destekleyen Bir kısım Nur Talebeleri

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.