15 Temmuz

Karargâhı kurtaran subayların başına gelmedik kalmadı!

Jandarma Karargâhı’ndaki FETÖ’cülerle çatışan subaylara üvey evlat muamelesi!... FETÖ’cü 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen, o akşam ve sonrasında olanlar tam manasıyla anlaşılabilmiş değil. Bunlardan en ilginç olanlarından biri ise, FETÖ tarafından ele geçirilen Jandarma Genel Komutanlığı’nın, darbe girişimini duyduktan sonra evlerinden gelerek kurtarma operasyonunu başlatan birkaç jandarma subayının taltif edilmek bir yana adeta cezalandırılmasına ilişkin yaşananlar oldu.

Karargâhı kurtaran subayların başına gelmedik kalmadı!
-

 Çınar Demir  Ankara 

İşte Yeni Akit farkıyla o gece ve sonrasında yaşananlar: 5 Temmuz 2016 günü saat 22.00 sıralarında hepsi Jandarma Genel Komutanlığı’nda Daire Başkanı olan Albay Aziz Yılmaz, Albay Ali Demir, Albay Güven Şağban ve Albay Nurettin Alkan, Albay Aziz Yılmaz’ın şahsi aracıyla hızla Jandarma Genel Komutanlığı’nın Beştepe’deki Karargahına giderler. Saat 22.30 sıralarında nizamiyeye ulaşırlar. Aziz Yılmaz nizamiyenin kapıları kapalı, bariyerleri kalkık ve bekleyen araçlar olduğu için sağda en yakın yere aracı park eder. Albay Güven Şağban ve  Albay Nurettin Alkan araçtan inerek nizamiye önündeki darbecilerle tartışmaya başlarlar. Ardından Aziz Yılmaz onlara doğru ilerlerken FETÖ’cü Albay Süleyman Karaca elindeki MP-5 makineli tüfeği Albay Güven Sağban’a doğrultur. Bunun üzerine Aziz Yılmaz araçla gelirken yolda doldurup emniyetini açtığı tabancasını çekerek Süleyman Karaca’ya doğrultur ve silahını atmasını yoksa vuracağını söyler. Müteakiben FETÖ’cü albayı yere yatırır ve silahını attırır. Bu esnada haberi olmadan arkasına dolaşan J. Kurmay Binbaşı Ahmet Özcan, Aziz Yılmaz’ın başına tabanca dayayarak “silahı at yoksa vururum” der. Aziz Yılmaz silahını atmaz ve sağ elindeki silahını sol eline alır. Bu esnada iki kamuflaj elbiseli kişi Aziz Yılmaz’ın sol elindeki tabancasını almaya çalışır. Aziz Yılmaz silahını yine bırakmaz. Boğuşmaya başlarlar, Aziz Yılmaz’ın silahını almaya çalışanlara Albay Nurettin Alkan engel olmaya çalışırken Aziz Yılmaz ani bir hareketle başına dayalı Ahmet Özcan’a ait tabancayı sağ eliyle yakalayıp başından uzaklaştırır. Boğuşma esnasında bir el silah sesi duyulur ve darbeciler ateş ederek nizamiyeye doğru kaçarlar. Bu arada Albay Nurettin Alkan kolundan yaralanır. Albay Güven Şağban ise 6-7 silahlı darbeci tarafından rehin alınır.

Hisarcıklıoğlu camii harekat merkezine dönüştü

Albay Nurettin Alkan’ın kan kaybetmesini önlemek için kolunu kemerle bağlamaya çalışırlarken J. Kurmay Yarbay Yavuz Aydın ve yanında iki kişi yanlarına gelir onları itekleyerek karargâha sokmaya çalışırlar. Albay Aziz Yılmaz silahını çekerek onlara doğrultur. FETÖ’cü yarbay ve yanındakiler kaçar. Hemen ardından Albay Nurettin Alkan’ı yoldan geçen bir taksiye bindirip hastaneye gönderirler. Albay Aziz Yılmaz, Ali Demir’le beraber karargâhın hemen yanındaki Hisarcıklıoğlu Camii’nin bahçesine gider. Orada darbe girişimini haber alıp gelen Harekât Başkanı ve Kurmay Başkanı Vekili Tümgeneral Arif Çetin’le buluşurlar. 15-20 dakika sonra yanlarına Genel Plan ve Prensipler Başkanı Tuğgeneral Ahmet Hacıoğlu da gelir. Hep birlikte ulaşabilecekleri kişileri arayıp durum hakkında bilgi verirler. Güvercinlik kışlasından Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığı (JÖAK) birliklerini çağırırlar. Caminin yanındaki nöbetçi polislere durumu iletip herkese haber vermelerini isterler. Müteakiben Hisarcıklıoğlu Camii’nin altında imamın evinde Aziz Yılmaz ve Ali Demir JÖAK, PÖH, Zırhlı araçlar ve dozerlerle yapılan harekâtın sevk ve idaresinde Tümgeneral Arif Çetin ve Tuğgeneral Ahmet Hacıoğlu’na yardım ederler. Sabah saatlerinde bulundukları camiinin 70-80 metre yakınlarına savaş uçakları tarafından atılan iki bomba düşer.

Albay Güven Şağban’dan FETÖ'cülere “teslim ol” çağrısı

Bunlar yaşanırken, rehin alınan Albay Güven Şağban yüzlerce silahlı FETÖ’cüye bağırarak suç işlediklerini, teslim olmalarını söyler, bunun üzerine Güven Şağban’ı infaz etmek için FETÖ’cü bir albay tarafından tabanca ile kafasına ateş edilir fakat silah tutukluk yapar. Sabaha karşı elleri ve gözleri bağlı şekilde rehineleri infaz etmek için bahçeye çıkarırlar. FETÖ’cüler Emniyet Terörle Mücadele (TEM Daire Başkanı’nı ağır yaralarlar, korumasını ise şehit ederler. Albay Güven Şağban’ı infaz etmek üzereyken karargâhın yanına atılan uçak bombasından korkan FETÖ’cüler sağa sola kaçışır, müteakiben güvenlik güçleri karargâha girince FETÖ’cüler Güven Şağban’ı infaz edemezler. Yaralı olarak hastaneye kaldırılan Albay Nurettin Alkan, kan kaybetmesine rağmen kırka yakın il jandarma komutanını arayıp darbe teşebbüsü konusunda uyarır ve darbecilerin emirlerine uymamalarını söyler. FETÖ’cüler Albay Nurettin Alkan’ı rehin almak için hastaneyi basarlar ama başarılı olamazlar.

Karargâhı FETÖ'cülerden kurtaran subaylar emekli edildi!

Bu jandarma subayları, karargâhta FETÖ’cülerin rahatça darbe girişimini yönetmesini önleyerek çok sayıda Jandarma birliğinin darbe girişimine katılmasını önlerler. Darbe girişiminin ilk saatlerinde, saat 22.30’da, evinde oturup televizyon seyredenler gibi yapmazlar, kimseden emir beklemeden tabancaları ile elinde tüfek olan onlarca FETÖ’cülere karşı koyarlar. Türkiye’de darbe girişimine en erken müdahale eden bir avuç insandan biridir bu subaylar. İşte Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı’nı ele geçiren FETÖ’cülere ilk kurşunu atıp karargahın geri alınmasında büyük pay sahibi olan bu subaylar, ilerleyen aylarda terfi etmek bir yana, Güven Şağban 2017’de Aziz Yılmaz 2018’de emekliliğe sevk edilirler.  Hem de gerekçe göstermeden, oysa jandarmada daha 10-12 yıl çalışma hakları vardır.

TV belgesellerine, kitaplara konu oldular ama…

15 Temmuz’da emir beklemeden, hayatlarını ortaya koyarak FETÖ’cülere ilk müdahaleyi yapan jandarma subayları ile ilgili basında birçok haber çıkar. Kamera görüntüleri televizyonda ve internette yayınlanır. Jandarma Genel Komutanlığı FETÖ iddianamesindeki ifadelerde, TBMM Araştırma Komisyonu raporunda yer alır. Ayrıca, 15 Temmuz sonrası yazılan kitaplarda ayrıntılı şekilde anlatılır. 15 Temmuz’da Emniyet ve Jandarma’da yaşananlarla ilgili Gazeteci Fehmi Çalmuk’un yazdığı “Ay Yıldızın Çocukları” isimli kitapta da konu ayrıntılı olarak yer alır.

Jandarma Genel Komutanlığı Davası’nda ve TBMM Raporu’nda yer aldılar

Hain darbe girişiminden sonra açılan Jandarma Genel Komutanlığı davasının iddianamesinde şu tespitler yer alır: “J.Kur.Alb. Ali DEMİR, İsth. Daire Başkanı J.Kur.Alb. Nurettin ALKAN, İsth.Pl. Güvenlik Daire Başkanı J.Kur. Alb. Güven ŞAĞBAN ve Per. Pl. Ynt. Daire Başkanı J. Kur. Alb. Aziz YILMAZ’ın darbeci personele karşı müdahalede bulunmak amacıyla büyük bir kahramanlık örneği göstererek silahlı olan darbecilerle mücadele ettikleri anlaşılmıştır” Benzer bir tespit TBMM Araştırma Komisyonunun raporunda da yer alır. Söz konusu olayda yaralanması nedeniyle, üç albaya, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından “Gazi” kartı verilir.  

TRT belgesellerini hazırladı ama yayınlanmadı

Olayın önemi ve başarıları nedeniyle TRT belgesel hazırlar. Ne hikmetse bu belgesel yayınlatılmaz, TRT, 15 Temmuz’la ilgili olarak her kesimden onlarca belgesel yayınlamıştır. Ama Jandarma’yla ilgili tek bir belgesel yoktur. İlgili kaymakamlıkların psikolog ve danışmanları birkaç defa evlerinde ziyaret ederler. Bakanlık yetkilileri defalarca telefonla ararlar. Olayı duyup ziyaretlerine giden vatandaşlar defalarca “Allah razı olsun”, “Yüreğinize sağlık, iyi ki sizler varmışsınız” derler.

Madalya almaları komutan yardımcısı tarafından engellendi

Bu albayların hayatlarını hiçe sayarak darbecilerle mücadele etmeleri nedeniyle, 29 Temmuz 2016 tarihinde TSK Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası ile ödüllendirilmesi amirleri tarafından teklif edilir. Bu arada Orgeneral Yaşar Güler Ağustos 2016 başında Jandarma Genel Komutanı olarak atanır. Genelkurmay Başkanlığı yetkilileri tarafından ödül teklifinin yeni komutan imzalı olarak gönderilmesi istenir. Bu kapsamda hazırlanan yazıyı Jandarma Genel Komutan Yardımcısı Korgeneral Ata Kalkan parafe etmez ve göndermez. Müteakip günlerde 15 Temmuz darbe girişiminin önlenmesinde başarı sağlayan diğer personelin takdirname ile ödüllendirilmesi teklifleri yine aynı korgeneral tarafından “beklesin” denilerek parafe edilmez. Kısaca, konuya ilişkin olarak siviller yukarıdakileri yaparken, Jandarma’dan aferin anlamına gelen bir kâğıt parçası dahi verilmez. Bununla da kalınmaz önce Albay Güven Şağban ve Aziz Yılmaz’ın terfi etmelerine engel olunur, Güven Şağban’ın emekliye sevki sağlanır, Aziz Yılmaz Daire Başkanlığı görevinden alınır ve kızak bir göreve verilir. Onlara ödül verilmesini engelleyen aynı korgeneral tarafından,  15 Temmuz’da yaralananlara Devlet Övünç Madalyası verilmesi teklifi yapılmasına ilişkin Bakanlıktan gelen yazıya da işlem yapılmaz. 15 Temmuz gazisi sivillere ve TSK mensuplarına, polislere Devlet Övünç Madalyası verilirken Jandarma mensubu gazilere verilmez.

Albay Aziz Yılmaz, üstüne bir de mahkemeye verildi!

Daha sonra, ödül verilmediği konusu basına yansıdığı için Aziz Yılmaz hakkında savcılığa suç duyurusu yapılır ve soruşturma açılması sağlanır, ayrıca Jandarma Genel Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’na meslekten ihraç istemiyle sevk edilir ve 10 gün maaştan kesme cezası ile cezalandırılır. Hem de hiçbir delil yokken, gösterdiği tanıklar bile dinlenmeden. Aziz Yılmaz mahkemeye başvurur Ankara Bölge İdare Mahkemesi soruşturma iznini iptal eder. Disiplin cezasını ise Ankara İdare Mahkemesi iptal eder.

O general emekli olduktan sonra da değişen bir şey olmadı

Korgeneral Ata Kalkan emekli olduktan sonra da söz konusu subaylara madalya verilmedi. 15 Temmuz’da FETÖ’cülerle çatışırken yaralanan Tuğgeneral Nurettin Alkan, Albay Güven Şağban ve Aziz Yılmaz’a madalya verilmesi mümkün olmadı. Hatta darbecilere kışla dışında sivil vatandaşlarla birlikte karşı koyan Jandarma’da sivil işçi olarak çalışan Ekrem Tosun üç dört ameliyat geçirmesine, malul gazi olmasına rağmen sırf Jandarma Genel Komutanlığı teklif etmedi diye Devlet Övünç Madalyası alamadı, Herhangi bir ödülle ödüllendirilmedi. Sonuç olarak, Jandarma Genel Komutanlığı ve İçişleri Bakanlığınca, 15 Temmuz’da darbecilere direnen, darbenin önlenmesine katkı sağlayan hiçbir jandarma personeline ödül verilmemiş, malul gazilere Devlet Övünç Madalyası verilmesi teklifi yapılmadı.

İçişleri Bakanlığı Jandarma’ya neden ödüllendirme yapmadı?

TSK’nın ve Jandarma’nın içinde binlerce FETÖ’cü hain çıkmışken, bu hainler tarafından devlet yıkılmaya çalışılmışken, yine bu hainler tarafından vatandaşın üzerine ateş açılmışken, böylelikle TSK’nın itibarı zedelenmişken; TSK’nın ve Jandarma’nın yüzünü ağartacak birkaç olaydan biri olan bu olaydaki başarılarından dolayı jandarma personeline aferin bile denilmemesi onur kırıcı bulundu.

Yeni Akit Gazetesi

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.